DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Osman Kademoğlu
Osman Kademoğlu
Giriş Tarihi : 16-07-2021 07:09

YELKENLE YOLCULUK-3

 

Dünden Devam

4.BÖLÜM - YASON’U DÖNERKEN                                          

Çamburnu fenerinden uzaklaştıkça dağların rengi koyu yeşilden lâciverte ve lâcivertten mora dönüyordu. Dağların gölgesinden çıkmış poyrazın özgür ve hırçın estiği açık sulara gelmiştik. Burada dalgaların tepesi köpükleniyor deniz diş gösteriyordu, dalga yüksekliği yer yer yarı beli aşıyor omuz boyuna ulaşıyordu Şükrü reis – Sakın ayağa kalkmayın oturduğuz yere sıkı tutunun! dedi. Poyraz denizi sancak (sağ) baş omuzluktan geliyor tekne talazlıklara kadar suya gömülüyordu. Yelkenin alt yakası suya değdi değecekti. Yelkenli denize baş vurdukça uçuşan köpük seli kayığı baştan sona yıkıyor rüzgâr üşütüyordu. Kayık baş kıç yaptıkça yolcular sağa sola kaykılıyor pırıltılı sularda gölgeler oynaşıyordu. Şükrü reis enli bileklerinin kocaman ellerinin olanca gücüyle yekeye sarılmıştı. Gözü yelkende aklı gençlikte yaşadığı sevda anılarındaydı. Poyraz yelkeni estiği yöne doğru basıyor Şükrü reis dümene yüklenen kuvvete direniyor rüzgarla inatlaşıyordu, geçmişte nice karayel, yıldız fırtınalarına, baskın boralara, ani kaçıklara, şimşek ışığıyla aydınlanan gecelere mudara etmeyen adam sabah esen akşam sönen yarım günlük poyraza pes edecek değildi.

Eller kayığa kenetlenmşti, bir yere tutunmadan durmak kabil değildi. Dalga aralarında kayık altımızdan kaçar gibi hızla derine çekiliyor yolcuların yüreği ağzına geliyor az sonra indiği derinden kalkışa geçen kayık bu kere başı göğe dikilerek yaklaşan dalganın sırtına biniyordu. Denizi bir yüksekten bir alçaktan görmek heyecandan korkuya, korkudan neşeye bir gidiş gelişti. Yükselen alçalan, koyu yeşilden cam göbeğine akışan suların  sepkeninde ayrışan ışıkta tayf oluşuyordu. Sanki havaya cam kırıkları saçılmıştı renkli pırıltılar elini uzatsan tutacak kadar yakındı. Çocuk tayfın yedi rengini bir bir sayıyor mor mavi sarı derken şaşırıp yeniden sayıyordu. Denizin en durgun ve en deli her türlü halini yaşamış görmüş Şükrü reis bile havada uçuşan renk tufanıyla eğleniyor elliyi aşkın yaşında hayatın bağışladığı son çocuk neşesinin tadını çıkarıyordu. - Cenabı hakkın şu işine bak derken gülen dudakları iki ince çizgi olup iki yana çekiliyor, güneş kavruğu yanaklarında gamzeler beliriyordu. Böyle anlarda Şükrü reis denizde yaşadığı tehlikeleri, denize dalgalara karayele saydırdığı küfürleri unutur kayıkçılıktan hoşnut olup haline şükreder - Habu gayıkçılığın zahmeti çokdur emme neşesi de başka işte yoktur ! derdi.

Kıyıdan iki mil yıldıza (kuzeye) çıkınca Şükrü reis yelkene bağlı halatı avucuna doladı sancak alabanda ederek karaya dönecek ve doğru Yason’a inecekti. Hava gelin kız havası değildi poyraz sert esiyordu. Göreceli olarak birbirinden uzak iki dalga arasında kalan düz denizde sancak alabanda edecektik oyunun kuralı buydu. Şükrü reis denize, herkes Şükrü reise bakıyordu! Gözleri kısılı yaklaşan dalgaları kolluyor arası uzak iki dalga bekliyordu sabırlıydı aceleye gerek yoktu sonunda birbirinden uzak iki dalgayı gözüne kestirdi - Haydi bismillah diye bağırdı kayık bindiği dalgadan inerken anında dümeni sonuna kadar sancağa (sağa) bastı kayığın başı iki dalga arasındaki düzlükte geniş bir yay çizerek yıldızdan lodosa dönerken boşalan yelken de iskeleye (sola) doğru açılıyordu, rüzgarın yelkeni ortaladığı (tam dik geldiği) yerde iskotayı (yelken halatını) küpeştede çakılı demir çatala doladı. Sancak alabanda etmiş güneybatı yönüne dönmüştük artık poyraz pupadan (arkadan) geliyor, deniz kayığın aynasına yükleniyordu, yelkenle en güvenli seyir buydu, kayık başkıç yapsa bile yalpa yapmıyordu. Sallantı serpinti azalmıştı yolcuların yüzü güldü herkes geniş bir soluk aldı.

Şükrü reis bir cigara yaktı, güneş gözüne geliyordu elini alnına siper ederek karaya baktı Şükrü reise keskin denmesinin nedeni uzakları iyi seçen gözlerindendi. Karayı örten yoğun mavi pusun ardında Yason burnu seçiliyordu. Çoğu zaman bir yanı liman bir yanı huysuz Yasun burnu denizcilerin çekindiği bir yerdi, havası kestirilmez derlerdi, denizin burnun iki yanında iki ayrı oyun kurduğu söylenirdi. Armanın yelkenin sınandığı eksiğin gediğin görüldüğü yerdi. Yason burnu kuzey yönünde çıkıntı yapan kayalık bir yarımadaydı kayığın başı denize dalınca Yason burnu kayboluyor pruva sudan çıkınca yeniden görünüyordu. Keskin Şükrü reis - Rüzgârın keyfine galsa gayığı gulağından dutar Yason burnuna atarSen sen ol Yason’a çok sokulma çok da uzak durma gıyıya yakın döküntüler (suyun altında kalan görünmeyen sığlıklar) var diye kendi kendine konuştu - Yason’u dönmeye az galdı bi döndük ya sonrası golay dedi rüzgâr sesini alıp uçuruyordu duyan olmasa da denizde konuşmak iyiydi adamı ayık tutardı - Denizde ayık durmak düş görmekten iyidir dedi..

Yason’a varınca günbatıya döndük bu yolculuğun son bacağıydı varılacak yer Kale’de Yağyakacak kumsalıydı. Çocuğun dili damağı kurumuştu toprak testiden katlanan açılan bardağı doldurdu kana kana içti. Karnı da acıkmıştı ama o dönemin çocukları canımız birşeyi çok istese bile söylemekten çekinir ne yapılacaksa büyüklerin karar vermesini beklerdik zamanın terbiyesi öyleydi sus küçüğün söz büyüğündü. Kıyıya yaklaştıkça havada dolanan akkuşlar artıyor bağrışmaları yakından duyuluyordu. Döneleyerek balık gözleyen kuşlar birden pike yaparak başüstü dikine denize dalıyor, karnı doyan kuş avlanmayı bırakıp suya konuyordu. Doygun kuş çevrede kıyamet kopsa aldırmaz başını omuz teleklerinin arasına çekip uyurdu. Şerefnur hanım – Şunlara bak! kız sizi hiç deniz tutmaz mı diye kuşlarla şakalaştı. Vakit ikindiyi geçmiş poyrazın feri kaçmıştı geriye kalan dost bir esintiydi yelken durulmuş kayık yeniden yolculuğun başındaki gibi sessiz dingin bir gezi teknesi olmuştu. Fenerde moladan arta kalan yiyecekler açıldı paylaşıldı.

  1. BÖLÜM - KALE’YE VARIŞ

Ordudan batıya sırayla Aziziye Bozukkale Kumbaşı Akçaova Tavşanlı Perşembe Vona Kışlaönü Mersin Hoynat Çaka Yason Okçulu Medreseönü Belice ve Yalıköyü açıktan geçerek İnyanı’na gelmiştik artık Bolaman sularındaydık. Boklutaş’ın arkasında poyraz kalmış deniz uykuya dalmıştı Şükrü reis yelkeni mayna etti (indirdi) yelkenden kalan ivmeyle Boklutaş’ın yanından geçerken yalı-kahvehane cami ve konaklar göründü. Kale koyunda poyrazın sürüp getirdiği mavi şeffaf deniz anaları vardı. Geri kalan denizi kürekle geçerek kumsala baştankara ettik böylece 7 saat süren yolculuk sona erdi rüzgâr uğultusuna deniz sesine alışan kulaklarımızda sesler kesildi uğultu dindi.

Kale koyunda suyun rengi yeşildi, kumsalda çekili iki küçük taka, renk renk boyalı kayıklar ve meşe kütüğünden ırgatlar vardı. Bizi babam Tahsin bey, Çavuş Fadime (Özdeniz) ve eşi paşa Alisi karşıladılar. Yelkenli Belicebaşı’nı döndüğünde görmüşler kumsala inmişlerdi. Babam fındık zamanı bahçede harmanda güneşten yanmış kararmıştı sırım gibiydi üzerinde açık bej rengi yazlık giyimler ve başında yazlık fatör şapka vardı.

Yiğitliğinden dolayı Çavuş diye anılan Fadime abla yeşil gözlü beyaz tenli, topluca, saçları açık kumral çok alımlı bir kadındı. Belinde kırmızı beyaz peştemal bağlı, yaşmağı mavi boncuk oyalıydı kollarında altın halkalar boynunda kadife kordona dizili çifte beşibirlik vardı. Ordu’da Zaferi Milli’deki evimizde annemin halası Ziyneti hanımın eşi (Kalfazade) Rifat beyden okuma yazma öğrenmiş olan Fadime abla annemin çok sevdiği bir çocukluk ve genç kızlık arkadaşıydı.

Kale çok sessizdi. Ordu caddelerinin motor hırıltısı, korna sesi, demir çemberli araba tekerleklerinin parke taşlarında tıkırtısı, seyyar satıcılar, akşamüstü dulaşan seyyar sinema tellallları, belediye oparlöründen duyurulan ilanlar, bakırcı ve tenekeci dükkânlarından dövme ve çekiç sesleri, kahvelerden taşan konuşma gülüşme, tavla çatırtısı, radyodan yayılan müzik türü şehir sesleriyle dolu kent yaşamına karşı Bolaman bir yüzyıl geride yaşıyormuş gibi göksel bir sükût (sessizlik) içindeydi. Sessizliği bozan iki ses Garipöldüren çeşmesinin su şırıltısı ve arada bir duyulan ördek gaklamasıydı. Kale’de herkes birbirinin anası bacısı kardeşi ablası abisi evladı agası, yeğeni teyzesi eniştesi yengesi emmisi dayısı halası dedesi hanımannesi nenesi beyi paşasıydı. İnsanlar birbirine bu cağırışlarla hitap ediyordu. Kale’nin tümü bir aileydi. Bizi gören Kaleliler selam verip hoş geldiniz diyor, eşyaları taşımak için elimize sarılıyordu.

Duvarları beyaz, kapısı, pencereleri mavi boyalı caminin yanından geçerek evimize geldik. Ceneviz’den kalma tarihi kale duvarları üstüne kurulu, payandalara dikmelere dayalı selamlık insan gözünün bir bakışta ihata edemeyeceği (tümünü göremeyeceği) kadar büyüktü. Evin önünde Garipöldüren çeşmesinin yanında genç bir dut ağacı vardı henüz tam boy atmamıştı, çocuk ben bu ağacın dallarına uzanıp erişebilirim gelecek bahar dut toplar yerim diye aklından geçirdi. Çeşme ayağından denize doğru akışan su yolunda öbek öbek ördekler oturuyordu. Evin arkasına dolaşan kilise boğazını dönerek selamlığın karayele bakan iki kanatlı kapısına geldik. Kapının herbir kanadı dört bilek kalınlığında kütüklere dört parmak eninde kalaslar çakılarak yapılmış, içerden vurulan kara dövme demirden iki mandalla sağlama alınmıştı. Kapıdan girince yüksek tavanlı serin ve loş bir taşlık bizi karşıladı. Kale’deki ev Ordu’daki evimizle tezat teşkil edecek büyüklükteydi, Kale’de Ordu’dan farklı bir yaşantımız olacağı belliydi yelkenle yolculuk böyle sona erdi.         SON                                                        

Resimler:                                                                                                                    

  • Yelkenli aynakıç ığrıp kayığı: Yüz yıl boyunca Karadeniz’de dolaşan en denizci teknelerden biri aynı zamanda takaların öncü modeli.
  • O yıllarda Ordu (Fotoğraf Güzel Ordu yerel tarih araştırmaları arşivi).
  • Ordu yolcu İskelesi (Fotoğraf Güzel Ordu yerel tarih araştırmaları arşivi).
  • Medreseönü’lü Keskin Şükrü Reis (Şükrü Doğan) (Fotoğraf Osman Kademoğlu arşivi)
  •  Kale’ye denizden bakış. (Fotoğraf Osman Kademoğlu arşivi)

 

 

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Aytemiz Alanyaspor00
  • 3Altay00
  • 4Fraport-TAV Antalyaspor00
  • 5Medipol Başakşehir00
  • 6Beşiktaş00
  • 7Çaykur Rizespor00
  • 8Fatih Karagümrük00
  • 9Fenerbahçe00
  • 10Galatasaray00
  • 11Gaziantep Futbol Kulübü00
  • 12Giresunspor00
  • 13Göztepe00
  • 14Atakaş Hatayspor00
  • 15Kasımpaşa00
  • 16Yukatel Kayserispor00
  • 17İttifak Holding Konyaspor00
  • 18Demir Grup Sivasspor00
  • 19Trabzonspor00
  • 20Helenex Yeni Malatyaspor00
Gazete Manşetleri
ARŞİV ARAMA
tekirdağ mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son sakarya mutlu son samsun mutlu son şanlıurfa mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son evde masaj