DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
İsmail Tosun Saral
İsmail Tosun Saral
Giriş Tarihi : 30-09-2021 00:40

Hâfız Hakkı Paşa Mirliva (1315 (1899) P.2)

Hazırlayan:

İsmail Tosun Saral [1]

Macaristan Şovalyesi

 

(Resim: Mirliva Hafız Hakkı Paşa, İclal Örses arşivinden)

               1879 (1295) yılında Manastır’da doğan rahmetli Hâfız Hakkı Paşa Süvari Üsteğmeni Hacı Halil Efendi’nin oğludur.  Küçük yaşta Kur’an-ı Kerimi ezbere öğrendiği için Hâfız unvanını almış ve bu unvan onun adı olmuştur.

 

               Mekteb-i Harbiye’den 1899 yılında Piyade sınıfının ikincisi, 5 Aralık 1902 tarihinde Erkan-ı Harp mektebinden birincilikle mezun oldu. Harbiye’de Enver Paşa, Mahmut Kâmil Paşa, Fahrettin Altay Paşa, Kâzım İnanç Paşa, Kâzım Dirik Paşa,  Ziya Yergök Paşa, Refii Evinç Paşa ile sınıf arkadaşıydı.  Balkan Savaşını anlatan Bozgun (1914) ve Şanlı Asker (1915) adlı iki kitap ve Vicdânî adıyla Şûrâ-yı Ümmet ve Tanin gazetelerinde makaleler yayımlandı. Parlak bir asker ve vatansever olarak vatan ve millete faydalı olacağı bir yaşta, 39 yaşında 3’ncü Ordu komutanı iken lekeli tifo illetine yakalanarak 15 Şubat 1915’de Erzurum’da vefat etti. Rahmetli Kafkas cephesinde bulunduğu iki ay kadar müddet içinde gösterdiği şecâat ve askeri dirayet,  hayatı istihkâr edici kahramanlığın ve fedakârlığın hikâyesi Osmanlı Ordusunun bir altın kitabı olmağa lâyıktır. Bütün hayatında zeki, malumatlı, vazifesini bilen ve canını vatanına vakfeden bir asker olmuştu. Hasta askerleri pek yakından teftiş ve nezaret altında bulundurmak için kendini korumakta gösterdiği kaygısızlık yüzünden vefat etti.[2]

 

               Selanik’te meşrutiyetin istihsâli için çalışanlarla beraber sarf ettiği cehd, gösterdiği hamiyet, fedakârlık eserleri Osmanlı inkılâbı tarihinde adına büyük bir şeref yeri ayıracak mahiyettedir.[3]  Çok iyi Almanca bildiği için Viyana’ya Osmanlı Devleti Askeri Ateşesi olarak tayin edilen Kurmay Binbaşı Hâfız Hakkı Bey Kayser Franz Josef tarafından 9 Mart 1909 günü öğle üzeri özel törenle kabul edilerek göreve başladı. [4]

 

31 Mart 1325 günü yâni 13 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’da çıkan eden gerici ayaklanmayı bastırmak üzere Selanik’te kurulan ve Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından “Hareket Ordusu” olarak isimlendiren mürettep (karma) bir ordu ile İstanbul üzerine yürüneceği haberini alan özgürlükçü fikirlere sahip meşrutiyet yanlısı olan bütün subaylar Selanik'te toplanmaya başlamıştı.[5] Meşrutiyetin kurulmasında  kendi elinin de büyük emeği geçen  mukaddes binanın  sarsıldığını gören Viyana Askeri Ateşesi Kurmay Binbaşı Hâfız  Hakkı Bey hemen Viyana’yı terk ederek hareket Ordusu saflarına katıldı.

O sırada Berlin Büyükelçiliğimiz Askeri Ateşesi olan Kurmay Binbaşı Enver Bey, Paris Ataşemiliteri Kurmay Binbaşı Ali Fethi Bey de (eski Başbakanlardan Okyar)  olayı haber aldıkları anda amirlerinden izin almaya bile gerek duymadan görevlerinden ayrılarak, Sofya üzerinden Selânik'e gelmişler ve burada halk tarafından coşkulu bir törenle karşılanmışlardı.

Hareket Ordusu İstanbul’da isyanı bastırdıktan sonra Enver Bey ve Hâfız Hakkı Bey ataşelik görevlerine geri döndüler. Berlin'deki Türk büyükelçiliğinin askeri ataşesi Enver Bey ve Viyana Türk büyükelçiliğinin askeri ataşesi Hakkı Bey 25 Mayıs 1909 günü İstanbul’dan Viyana’ya geldiler. Onların Viyana’ya gelişi Viyana gazetelerinde büyük haber odu.[6]

“Her İki asker de Jön Türk hareketi başlatan ve sonunda hükümet gücüne ulaşan önde gelen liderleri olarak tanınmaktadırlar.” 13 Nisan'da ilerici Jön Türkleri ortadan kaldırmak için gerici karşı devrim patlak verdiğinde, iki ataşe Jön Türk direnişini örgütlemek için derhal görevlerinden ayrılarak anavatanlarına gittiler. Şaşırtıcı derecede kısa bir sürede, İstanbul’da asayişi sağladılar ve Sultan Abdülhamid'in tahttan indirdiler. Bütün bu mücadele süresi ve Jön Türk rejiminin müteakip gelişimi boyunca Hakkı ve Enver Beyler her şeyin yeniden düzelmesini sağlamak için olayların merkezinde yer aldılar. Ülkelerinde düzenin sağlandığını görerek diplomatik görevlerine dönme zamanının geldiğini hissettiler. Enver Bey Viyana'da kısa bir süre kalıp ardından Berlin'e hareket edecek, Hakkı Bey ise Viyana’da kalacak.

Bugün muhabirlerimizden biri, otuz yaşlarında, orta boylu ve güçlü, yağız, sempatik bir yüze ve canlı siyah gözlere sahip genç bir adam olan Hakkı Bey ile sohbet etti. Hakkı Bey, tamamen modern bir eğitimle yetiştirildi ve Almanca da dâhil olmak üzere birçok dili mükemmel bir şekilde biliyor.

“Ben askerim ve ayrıca dikkatimi ve enerjimi, hayatımı askerlik mesleğine adadım. Ancak, beni bir politikacı olarak,  siyasete karışmış bir asker olarak görmenizi istemiyorum.” diyerek söze başladı. Sonra devam etti. “Memleketimde işler artık normal seyrinde ilerliyor. Huzur sağlandı. Bazı şeyler farklı sunuluyor ama gerçekten abartı, doğru değil. Halk yeni hükümeti tutuyor, yoksa başarılamaz, rejim kabul ettirilemez, uygulanamazdı. Yeni padişahın da bizim gibi yenilikçi olduğunu da biliyoruz. Yeni Padişah dürüst bir arkadaş ve hepimiz tarafından tanınıyor. Bunu sadece verdiği güvencelerden, sözlerden değil, eylemlerinden de anlıyoruz. Kendini halkına adamış, nazik, dürüst bir tabiata sahiptir. Çevresinde yaşayan her şey doğal olarak da yeni hükümete yâni millete aittir. Eski hükümetle ilgili olan bütün devlet adamları her şey, ama her şey uzaklaştırıldı ve yeni sultanın etrafında sadece yeni şahsiyetler var. Sultan tüm dertlerimizi paylaşıyor ve kültürel, yönetimsel veya tamamen siyasî olsun, tüm reformlarımızı destekliyor. Kısa bir süre sonra halkın da arasına girecek ve yaşam koşullarını ve insanları bizzat tanımak için ülkede geziye çıkacak.[7] Tek kelimeyle ifade edersek, bizim gibi hissediyor, suistimallere son vermek için mümkün olan her şeyi yapmak istiyor. Bütçeye padişah için yıllık 25.000 liralık bir harcama teklif edilince ki Sultan Abdül Hamid yıllık 50.000 lira alıyordu,  Sultan Reşat bunu kabul etmedi, fazla buldu ve yıllık 20 000 liralık bir limitin kendisine yeteceğini söyledi. Ne kadar sade ve mütevazı değil mi?  Bu nedenlerle,  hükümdarımıza tam güven duyuyoruz.  Yeni Hükümetin bundan sonraki ilk görevlerinden biri de askeriyenin ve devlet memurların yeniden düzenlenmesi olacak. Ordu Müfettişi Mahmud Şevket Paşa yeni anayasanın hazırlanmasında oynadığı büyük rolden sonra askeriyenin Avrupa standartlarına göre yeniden yapılanması için yetkili kılınmıştır. Bu oyun bitti. Şimdi başka yüksek işi başarmak için çağrıldı. Memur kesiminde köklü bir değişim yapılacağı kesin. Özellikle Makedonya ve Anadolu'da olduğu gibi fiilen işleyen idari aygıtlar vardır. Ancak genel olarak, bu teşkilatlarımız görevleri tam olarak yerine getirmiyorlar. Bu konuda asla yanılmıyoruz.  Bu değişecektir. Modern ilkelere uyulmaya devam edilecektir; yeniden yapılanma, denenmiş ve uygulanmış Avrupa yönetim tarzı şeklinde gerçekleştirilecektir.    Muhtemelen Devlet memurları kademelerinde süreç içinde işten çıkarmaların planlandığını okudunuz. Evet, ama bu sadece tenkisatın başlangıcı. Türkiye'de çok fazla memur var; bu sis içinde, işin kötüsü adam aramaya benziyor. Çünkü adam çıkarmak için çok para gerekli. Devletin bu mali külfete gücü yok. Tenkisat bu nedenle kısıtlanacak hassas elemeler yapılacaktır. Bu reform durdurulamaz,  sürecek. Ama elbette böyle büyük bir reform için bütün memurlar bir kalemde silinip atılamaz. Eğitim sistemi, özellikle okullar, modern, ilerici bir anlamda yeniden düzenlenecek. Aynı şekilde yargı da düzenlenecek. Ben size bu reformların ana hatlarını anlattım. Ancak bu reformlar için de bazı ayrıntılı taslakların olduğunu da eklemek isterim. Reform programımızın önemli bir bölümü bireylerin ve toplulukların, derneklerin, sivil toplum örgütlerinin ekonomik durumunu iyileştirmeye yönelik çeşitli önerilerdir. Bu konuda gereksizleri yasaklamak, hatta yönlendirmek için şimdiye kadar hiçbir şey yapılmamıştır. Doğal hazinelere hiç el atılmadığını görebilirsiniz. Ayrıca toprağımızda çok fazla altın ve para var, sadece onları derinliklerden çıkarmanız gerekiyor. Son günlerde bu konuda zaten bir şeyler yapıldı. Bölgede bol miktarda bulunan petrolü işletmek için Erzurum bölgesinde yerli şirketler kuruldu. Ülkenin zenginliklerin ülke çıkarları doğrultusunda kullanılması ve milletin milli mallarının güvence altına alınması için daha birçok şey düzenlenecektir.  Ecnebî denilen vatandaşımız olmayan yabancılar aleyhine davranılmayacaktır. Uluslararası hukuk normlarına uygun olarak ecnebilere her zaman saygı duyacağız ve haklarını koruyacağız. Kapitulasyon konusuna gelince bu k onu Bulgaristan'da daha yeni çözüldü. Mahkemeleri kendi egemenliğimize tabi kılmak için çalışacağız. Umarız ki bu yeni düzeni kurarken Avrupa bize zorluk çıkarmaz. Avrupa yeni düzene nasıl uyduğumuza tanık oldu. Çatışma ve zıdlaşmadan kaçınmak için her türlü önlemi aldık. Her şey sorunsuz ve düzgün gitti. Divan-ı harb uygulaması tamamen yanlıştır. Çünkü bu tür mahkemeler çok sert davranırlar. Onların asıl görevi, birinin suçlu mu yoksa masum mu olduğunu araştırmak ve belirlemek ama yargılamada mümkün olan en yüksek düzeyde özen göstermek olmalıdır. Nitekim öğrendiğimize göre düşük sultanın harem ağalarından biri mahkemece suçsuz bulunup salıverilmiş. Düşük Sultan Abdül Hamid,  şerefli Türk subaylarının koruması altında hayatının kalan son günlerinin kaygısız bir sükûnet içinde geçirebilir.  Hayatı, eski tebaası veya yabancılar tarafından yapılacak herhangi bir şiddete veya herhangi bir suikast girişimine karşı emniyet altına alınmıştır. Bu vesileyle, çeşitli hatalı bilgileri de düzeltmek istiyorum: Düşük padişahın tüm serveti Yıldız Sarayı'nda 600 000 lira, Alman bankalarında da 1.100.000 lira olarak belirlendi.  Bütün para devlet hazinesine aktarıldı. Bu para yapılacak reformlar için yeterlidir.  Ayrıca Avusturya-Macaristan ile Bulgaristan’a ödenecek tazminat da ayrılmıştır.”  

              

               Rahmetli Hâfız Hakkı Paşa’nın vatan ve millet hakkındaki düşünceleri hayal olarak kalmadı. Hepsi Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk tarafından gerçekleştirildi.

Hâfız Hakkı Paşa’nın ölümü:[8]

            Sarıkamış Felâketinden sonra Enver Paşa 10 Ocak 1915 günü,  3’ncü Ordu Komutanlığını Tuğgeneral rütbesine yükseltilen 10’ncu Kolordu Komutanı Hafız İsmail Hakkı’ya devrederek; İstanbul’a döndü.  Görevi devralan Hafız İsmail Hakkı Paşa 12 Ocak 1915 günü Galip Paşa (Korgeneral Pasiner)  ile birlikte cepheyi teftiş etti. Çok soğuk ve karlı bir gündü. Sonra beraberce Ahalik (Yukarı Badem Özü)  köyüne gittiler.[9]

 15 Ocak 1915 itibariyle 3’ncü Ordumuz artık fiilen yoktur.  Örneğin 11’nci Kolordu yirmi gün içinde 41.500 neferin 41.420’sini kar kuyularına gömmüştür. Kayıp oranımız yüzde 99.81’dir.[10]

Ordu karargâhı Hasankale'de iyice yerleşti. Daha önce hep birlikte hükümet konağında oturuyor ve tabldottan yemek yiyorduk. Günler geçip Rusların taarruzundan emniyet geldikçe herkes evlere çıkıyordu. Hafız Hakkı Paşa da hükümet konağına yakın bir evde oturuyordu. Güneş insanı âdeta yakıyordu. Fakat etraf dağları kaplayan kar örtüsünde bir leke bile yapmıyordu. Yalnız Hasankale'nin damlarından sokaklara atılarak tabaka tabaka biriken karlar eriyor, sokaklar çamurdan geçilmez hale geliyordu. Ordu karargâhı, Rusların durmasından istifade ederek orduyu kuvvetlendirmeye uğraşırken, Hafız Hakkı Paşa da aklına gelen bazı icraata kalkıyordu. Bir gün alay mızıkalarına siperlere giderek hava çalmasını ve askerin neşesini getirmesini emretti. Hâlbuki siperlerdeki askerlerin hali böyle mızıka ile neşelenecek gibi değildi. Özellikle Araş Ovasındaki siperler birer hendek halinde idi. Yumuşayan ve çamurlaşan hendeklerde gece ve gündüz kalmakta olan asker çamur içinde idi. Hendeklerin kurutulması mümkün değildi. Erler tüfeklerini hendeklerin üzerine uzatarak ve üzerine de çadır bezlerini örterek soğuktan saklamaya uğraşıyorlardı. Bu siperlerde ısınmak, belki bir avuç buğdayı kavurmak için yaş söğüt dallarından ateş yakmaya çalışıyorlardı. Hepsinde yüz göz çamur ve is içinde idi. Erlerden birisini, ileri hattı gezerken taş gibi bir peksimeti gevelemeğe uğraşırken gördüm. Peksimeti niçin ıslatıp yemediğini sordum. Hazin bir gülüşle dedi ki: “Efendim, tayınımız bundan ibaret. Islatırsam iki lokmada biter. Ben böyle geveleyerek midemi avutuyorum!”

Bu esnada köylere dağılmış erleri toplamaya subaylar komutasında devriyeler yollamıştık. Hafız Hakkı Paşa, 3 Şubat 1915'te yemek esnasında dedi ki: “Bakınız, ben bugün hastayım. Fakat yemek yiyeceğim ve yatmayacağım. Hastalığı, tepeceğim.”  Hakikaten öyle de yaptı. Akşam yemeğinde yine nöbeti vardı. 4 Şubat 1915'te hasta hasta hayvana binerek Hasankale kasabasının üzerindeki kaleye çıkmış. Teğmen Kadri Bey'le beraber fotoğraf çektirmiş. Akşam geldiği vakit hastalığı artmış idi. Baştabip İbrahim Tali (Öngören) Bey'in tavsiye ve tedbirlerini dinlememekte ısrar ediyordu. 5 Şubat 1915 sabahı ikametgâhının önünde gördüm. Dedi ki: “Ben hasta oldum fakat yatmadım, Erzurum'a gidiyorum. Tahsin Bey'de birkaç gün istirahat edeceğim. Üç gün sonra gelirim.”. Kendisine afiyet temenni ettik. İbrahim Tali Bey'le beraber Erzurum'a gittiler. 8 Şubat 1915'te İbrahim Tali Bey geri geldi. Paşanın ve yaver Halet Beyin [11] hastalığı tifüs imiş. 11 Şubat 1915'te Tali Bey ile Erzurum'dan telefonla görüştü. Paşanın hastalığı iyice artmıştı. Tali Bey‘i ümitsiz gördüm. Akşamüzeri 11‘nci Kolordu Komutanı Galip (Pasiner) Paşa ordu komutanlığı vekâletine geldi. 11 Şubat'ı 12 Şubat 1915'e bağlayan gece beni uyandırdılar. Telefona gittim. Menzil müfettişi Avni Paşa, Hakkı Paşa’nın saat 14:30'da vefat ettiğini ve nereye defnolunacağını Galip Paşa tarafından Enver Paşa'dan sorulmasını söyledi. Galip Paşa'nın odasına giderek uyandırdım. Söyledim. Çok üzüldü, ağladı. Hâlbuki Hafız Hakkı Paşa'ya epeyce kızgın olduğunu biliyordum. 12 Şubat 1915'te merhumun Erzurum'da defnolunması için Enver Paşa'dan cevap geldi. Galip Paşa ve karargâhtaki subaylarla Erzurum'a gittik. Kars kapısında toprağa verdik. Siyah kaplı hatıra defteri vardı. Karargâhta buna her gün bir şeyler yazdığını görüyordum. Bu defterlerin karargâh komutanı Yüzbaşı Cemal Bey tarafından eşi Sultan Hanım'a götürülmesini vasiyet etmiş olduğunu söylediler. Ordu Komutanına kadar sirayet dairesini genişleten tifüs ve ateşli humma çok adam öldürüyor. Hasankale'nin kuzeyinde uzun ve derin hendekler açılmış. Her gün arabalar bunlara mütemadiyen ölü taşıyordu. Kurmay Şemsettin Bey ateşli hummadan vefat etmiştir. Karargâh doktorları Adil ve Şükrü Beyler tifüse yakalandı. Hastaneye kaldırdılar. Ordu kurmay heyetinden Seyfettin Bey hastalandı, İbrahim Tali Bey gitti. Odasında tifüse Adil ve Şükrü Beyler tutulduğu halde onların hastaneye naklinden sonra yine odasında yatmaya devam etti. Sirayetten çekinmediğinin sebebini sordum. “Ben temizlik yaptırdım. Bir şey olmaz”, dedi ve olmadı, ilminin kanaatiyle hareket eden doktorun bu hareketine hayran oldum. Bitle geçen, fakat tedavisi bilinmeyen bu hastalık her tarafta kurbanlar buluyor. Erzurum'da intaniye doktoru kalmadı. Yirmi doktor hasta yatıyordu. Doktorlarımız çok fedakârca hareket ediyorlardı. Çekinmeden seve seve hayatlarını tehlikeye koyuyorlardı. Tifüs salgını birçok vatan evladını vakitsizce aramızdan aldı götürdü.”

(Resim: Mirliva Hafız Hakkı Paşa, İclal Örses arşivinden)

 Hafız Hakkı Paşa’nın ölümü üzerine 3‘ncü Orduya, 11‘nci Kolordu Komutanı Galip (Pasiner) Paşa vekâlet etti.(11 Şubat 1915) [12] (İlter, a.g.e.s.31)

 

S O N

 

[1]Emekli İş Bankası Müdürü, Araştırmacı yazar, Türk Macar Dostluk Derneği Başkanı, Macaristan Şovalyesi

[2]Harb Mecmuası, sayı 1 s.11

[3]Harb Mecmuası sayı: 1, s.11

[4]Das Vaterland, 8.3.1909,s.3

[5]Dr. Zekeriya Türkmen, Hareket Ordusu ve Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal, ATASE yayını, Ankara 1999, s. 24-28

[6]Neues Wiener Tagblatt (Tages-Ausgabe), 26.5.1909,s.40 Interview mit Hakki-Bei

[7]Nitekim Sultan 5 Haziran 1911 günü İstanbul’dan başlayan Rumeli gezisisinde Gelibolu, Selanik, Üsküp, Priştine, Kosova, Selanik, Manastır şehirlerini ziyaret etmiştir.  

[8]Kurmay Albay Aziz Semih İlter, Birinci Dünya Savaşında Kafkas Cephesi Hatıraları,Yayına Hazırlayanlar:Dr. Öğr. Yarbay Zekeriya Türkmen, tarih Uzmanı Elamsa Çelik, ATASE Yayını, Ankara 2007, s.32

[9]İlter, a.g.e. s.12

[10]Sönmez-Yıldız, a.g.e. s.344, İlhan Murad, Tercüman gazetesi 17 Aralık 1984, kar Çiçeklerine Fatiha

[11] Galatasaray ve Fransız Süvari Okulu mezunu olan Hecinsüvar bölük komutanı üsteğmen Halet Efendi Kanal seferinde şehit düşmüştür.

[12] İlter, a.g.e.s.31

İsmail Tosun Saral

İsmail Tosun Saral

DİĞER YAZILARI MUSTAFA KEMAL’İN YAPILAN İLK PORTRESİ 25-10-2021 10:12 Enver Paşa’nın Trablusgarb Savaşı Anıları 23-10-2021 07:41 "HÜRRİYET VE İSTİKLAL AŞIĞI KAHRAMAN MACAR KARDEŞLERİMİZİ KUTLARIZ" - 2 21-10-2021 08:11 "HÜRRİYET VE İSTİKLAL AŞIĞI KAHRAMAN MACAR KARDEŞLERİMİZİ KUTLARIZ" - 1 20-10-2021 09:01 GÜL BABA VE TAHTA KILICI - 2 19-10-2021 08:04 GÜL BABA VE TAHTA KILICI - 1 18-10-2021 00:02 Hâfız Hakkı Paşa Mirliva (1315 (1899) P.2) 30-09-2021 00:40 ÇİĞNENEN ŞEREFLİ BAYRAĞIMIZ VE İSTİKLAL MARŞI-2 29-09-2021 07:23 ÇİĞNENEN ŞEREFLİ BAYRAĞIMIZ VE İSTİKLAL MARŞI-1 28-09-2021 08:18 15 MAYIS 1919 İZMİR’İN İŞGALİ ASLA UNUTULMAMASI GEREKEN BİR KARA GÜN-2 10-09-2021 07:36 15 MAYIS 1919 İZMİR’İN İŞGALİ ASLA UNUTULMAMASI GEREKEN BİR KARA GÜN-1 09-09-2021 07:32 GÜL BABA KİMDİR? [2]-2 08-09-2021 07:32 GÜL BABA KİMDİR? [2]-1 07-09-2021 07:31 TARİHE ŞAN VEREN 42’NCİ ALAY VE 42’NCİ ALAY ÇEŞMESİ 26-08-2021 07:47 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇI-3 25-08-2021 07:28 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇ-2 24-08-2021 07:10 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇI-1 23-08-2021 09:04 ENVER PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETLERİ-2 21-08-2021 07:45 ENVER PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETLERİ-1 20-08-2021 07:44 BALKAN HARBİ SONUNDA BATI RUMELİ’NİN BOŞALTILMASI-2 17-08-2021 07:53 BALKAN HARBİ SONUNDA BATI RUMELİ’NİN BOŞALTILMASI 16-08-2021 07:51 BALKAN HARBİNDE  BOHEMYA’NIN  ZNAİM ŞEHRİNDE ENTERNE EDİLEN ASKERLERİMİZİN YAŞANTILARI-2 14-08-2021 07:50 BALKAN HARBİNDE  BOHEMYA’NIN  ZNAİM ŞEHRİNDE ENTERNE EDİLEN ASKERLERİMİZİN YAŞANTILARI-1 13-08-2021 07:15 Balkan Harbi’nde Josefstadt’ta ve Reichenberg‘de Enterne Edilen Askerlerimizin Yaşamı ve Şehitlerimiz 12-08-2021 07:07 BALKAN HARBİ’NDE MACARİSTAN’A SIĞINAN ASKERLERİMİZ-2 10-08-2021 07:42 BALKAN HARBİ’NDE MACARİSTAN’A SIĞINAN ASKERLERİMİZ 09-08-2021 07:56 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI -3 07-08-2021 07:05 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI-2 06-08-2021 07:00 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI-1 05-08-2021 00:25
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1024
  • 2Hatayspor1020
  • 3Beşiktaş1020
  • 4Alanyaspor1020
  • 5Fenerbahçe1019
  • 6Fatih Karagümrük1018
  • 7Konyaspor1017
  • 8Galatasaray1017
  • 9Altay1015
  • 10Adana Demirspor1013
  • 11Başakşehir FK1012
  • 12Gaziantep FK1012
  • 13Yeni Malatyaspor1012
  • 14Sivasspor1011
  • 15Kayserispor1011
  • 16Giresunspor109
  • 17Antalyaspor109
  • 18Göztepe108
  • 19Kasımpaşa106
  • 20Çaykur Rizespor104
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son