DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
İsmail Tosun Saral
İsmail Tosun Saral
Giriş Tarihi : 19-10-2021 08:04

GÜL BABA VE TAHTA KILICI - 2

Restore edilip yeniden ziyarete açılan Gül Baba Türbesi içinde Karl Anton Fisher’in karakalem bir tasvirini verdiği Zülfikâr yoktur. Bir örneği yaptırılarak türbe içine asılması gerektiği düşüncesindeyim. Macarlar her yerde ve fırsatta Gül Baba hakkında gayet olumlu yazılar yazmakla beraber Macaristan Katolik Kilisesinin internet resmî sayfasında da Gül Baba elinde kan damlayan büyük kılıçı ile savaşan bir savaşçı olduğu yazmaktadır. [1] Gül Baba’nın kılıçından bahseden ilk Türk Pîr Gaib Abdal olmuştur.[2]  Millî Kütüphane’de yazmalar arasında 37 numaralı cönk’te  bir dörtlük Gül Baba ve kılıcı’ndan bahsetmektedir.

                                           “Gördüm kılıcını tutar elinde

                                             Keskin eserleri vardır yanında

                                            Yardımcımız olsun mahşer gününde

                                            Gel dinim, imânım, nûrum Gül Baba”

 

Müftüoğlu Ahmet Hikmet [3] 13 Mayıs 1910 tarihli hatıratında Gül Baba’ya yaptığı ilk ziyareti şöyle anlatmaktadır: “13 Mayıs 1910 “ ... Afganistan’dan burasını ziyâret etmek için gelen Muhammed Ibni Muhammed isminde biri de üzerinde kılıç-kalkan şeklinde yazılar bulunan bir kâğıdı duvara yapıştırmıştır.”

                                                                                                                               

               Fuat Bozkurt [4] ise ;1855 yılında Türbe içinde bir halı, bir tahta kılıç ve üzeri motifli iki taş bulunmakta idi. Tahta kılıç dinsel törenin vazgeçilmez kullanım aracıdır. Silah zoruyla alınan kalelerde, Cuma günleri dinsel söylevi din adamı, çıplak tahta kılıca dayanarak okurdu. Bu eski Türk töresel inancını yerine getirmek için Türbe de tahta kılıç asılı dururdu.” diye yazmıştır.

 
Diplomat, şair, yazar, ressam Monad Balkan, Gül Baba isimli uzun makalesinde Gül Baba ve tahta kılıcı’na başka bir felsefe ile yaklaşmaktadır. [5]

 

                            “Hz. İsa haça gerilmemişti. Onun yerine bir başkası, adi suçlu biri, gerilmişti. İsa da Anadolu üzerinden yanında bazı müritleri ve Annesi Meryem ile karısı (inanılanın aksine evliydi) ve çocuklarıyla Avrupa’ya geçmişti. Dünyanın doğal ve tanrısal, dolayısıyla meşru tek hükümdarı olması hasebiyle dünyanın başına geçmek için savaşımına devam etmişti. Ölümünden sonra da ayni davayı çocukları ve yakınları kurdukları gizli örgüt aracılığıyla sürdüre gelmişlerdir. Dünyanın tek yasal lideri İsa hanedanıdır!. Bu örgüt zamanla diğer çeşitli örgütler içerisinde varlığını devam ettirmiştir. Bunlara Gül Haçlar da dâhildir. Başta Gül Haçların şövalyeleri olmak üzere bunların mirasçıları Girit, Rodos ve Malta şövalyeleri aynı davaya hizmet eden savaşçılardı. Bu savaşçılar gizli bilgiyi bir görüşe göre de iksir-i azamı koruya gelmişlerdir. Bu sözü geçen iksir-i azam (Holy Grail/Kutsal Kan) nedir? Bir görüşe göre Hz. İsa haça gerildiği zaman kaburgalarının arasına sokulan kargıdan akan kanı bir kupada toplayan bir müridi bu kupayı saklamıştır. Kupa nesilden nesile şövalyelerin koruması altında intikal edegelmektedir. Bir görüşe göre de Haçlı Seferleri şövalyeler tarafından kutsal topraklara iksir-i azamı ya da gizli bilgiyi elde etmek için yapılmıştı. Bir görüşe göre de müslüman kaynaklardan ele geçirilmişti. Ya da şövalyelerle paylaşılmıştı.

              Umberto Eco, Fuko’nun Sarkacı adlı romanında anımsayabildiğim kadarıyla, şu mealde bir kurgu yapmıştır. İksir-i Azam ya da gizli bilginin yarısı batıda  (şövalyeler nezdinde) yarısı da doğudaki kutsal emanetçi savaşçıların elindedir. Her yüzyılda bir doğu ve batıdaki kutsal savaşçılar önceden saptadıkları ve doğu ile batının orta bir yerinde seçtikleri bir ülkede bir araya gelerek ellerindeki yarımşar bilgiyi birleştirir ve doğruluğunu teyid ettikten sonra dönerlermiş. Böylece her yüzyılda bir tam bilginin mutad kontrolü yapılmış olurmuş. Bu bilgi insanlığın henüz bunu hazmedecek düzeye gelmemiş olması nedeniyle birleştirilmiş bir halde insanlığa açıklanamamaktadır. Bilgi açıklanacak olursa kıyamet kopacaktır!

              İmdi bütün bu bilgilerden sonra Anadolulu Bektaşi dervişi Gül Babanın elinde kılıcı Kanunî seferlerine katılışı manidar bir hava kazanmıyor mu?

              Gül Baba gizli bilgiye sahip bir müslüman doğu emanetçisi miydi? Batıya kaptırılan yarı bilgiyi eline mi geçirmeye kalkmıştı? Yoksa o yukarıda sözünü ettiğimiz kontrol işlemi için malum yüzyıllardan birinin zamanı gelmiş çatmış da diğer gizli müslüman savaşçılarla batıya o muhteşem randevuya mı koşmuştu? Misyonu bittikten sonra da Buda tepelerinde oyalanmış, öğretisinin bir kısmını buralarda yaymaya mı kalkmıştı? Bir elinde kılıç, diğerinde gül olunca yorum da ister istemez bu yöne kayıyor. Kanuni gibi bir padişah dahi cenaze namazını kıldığına göre çok önemli biri olduğu kesin. İşte bir kurgu da böylece benden. Gül Baba üstüne gizemli bir roman mı yazsam acaba? Umberto Eco’nun ‘Gülün Adı’ (bakın burada da gül var) ve Fuko’nun Sarkacı romanlarındaki kurgular gibi.

              Kurgu ne olursa olsun Gül Babanın bir varoluş savaşçısı olduğuna kesin gözüyle bakıyorum. Elindeki kılıcın da gül gibi bir simge olmadığı ne malum! Kılıç, fikri veya fiziki savaşı çağrıştırır. Şövalyelerin de aslında fikri savaşçılar olduğu söylenir. Batıda bazı bilginlere ya da çok yararlı işler yapmış kişilere şövalye unvanları verilişinin arkasında böyle bir eski dürtü mü var acaba? Gül Baba dünyaya başka gözle bakmış, hakikatı sezmiş, varoluşa ulaşmış, bir yönüyle  -bir elinde kılıç bir elinde gül-  insanlara dönük, diğer bir yönüyle de kendi içine dönük mücadelesinde bir savaşçıydı kuşkusuz.”

           

Üstad Monat Balkan güzel bir şiirle Gül Baba’yı anıyor: [6]

gülbaba güldüm baba

 

Gülbabamla elele

Vardık Macar iline

Gözlerimiz ileride

Bakakaldık yeşillere

Dedi Gülbabam

Yâ Ressam! Resimle şu diyarları

Alları morları yeşilleri

Aldım elime tuvalimi

Vurdum fırçamı fırçamı

Ovalar asmalar bağlar bahçeler hep aktı geçti

Bir bir tuvalimde

 

Dedi Gülbaba

İşte ben bu Macar diyarında

Bir elimde kılıç

Bir elimde gül

Böyle gezdim

Kaç asır oldu bilmiyorum

Kanuni Sultan Süleyman Han’ım

Benim padişahım

Aktık sel gibi

Macarın evine

 

Dedim Gülbaba Gülbaba

Neden kalakaldın sen

Bu Macar ilinde söyle?

 

Dedi Gülbaba

Oğlumsan eğer

Beni beni unutma

Ben bu diyarlarda

Gül ektim

Gül biçtim

Serdengeçtim

Huzurlara vardım

 

Macar diyarında gayri miraçtayım

Kırmızı güller gönderirim

Sizlere o güzelim mavilerden

Koklayın.

Bozmayın türbemi Güller Tepesinde

Ben size oradan

Gözlerimi kırparım

Işıldayın.

(10 Aralık 2001 Ankara Çay Yolu)

 

Bilindiği gibi adalet bir elinde kılıç, bir elinde terazi olan gözü kapalı bir kadın şeklinde tasvir edilir. Gül Baba bir elinde tahta kılıç yani Zülfikâr diğer elinde bir gül ile Budin’in koruyucusu, Gözcüsüdür. Adaleti temsil eder. Gül güzelliktir. İyi işlerdir. Gül ve kılıç sembolizması özgürlüğün ve yapılan iyi işlerin savunulması gereğine işaret eder. Gül Baba sağ elinde gül, sol elinde kılıç ile “kızıl elmaya” açılmış olan yeni ufukta yılmadan adaletle, doğrulukla yürünmesi gerektiğini ifade eder. Gül Baba; hürriyet ve insanlık düşmanlarıyla savaşmak ve zafere ulaşmak için bir elinde, mücadele ve savaşın sembolü olarak kılıç, diğerinde bütün insanlığın iyiliği, güzelliği için çalışmanın sembolü olarak gül taşımaktadır. Bu nedenle Gül Baba Budin’i kılıçla değil gülle fethetmiştir.

 

Zaten Fütüvvet anlayışında Hz. Ali’nin kılıcı “Zülfikar”; doğruluğun, adaletin ve hakkın simgesidir. Bektaşi inancına göre; Allah’ın aslanı Hz. Ali’ye Hz. Peygamber tarafından adaleti temsil etmesi için verilmiştir. Tahta kılıç, terbiye edicidir, doğru yolda gitmeyenleri terbiye eder, yol göstericidir, mürşittir. Hoşgörünün inşasında önemli bir işlev yüklenir. Adâleti temsil eden tahta kılıç, aynı zamanda anlaşmazlıkları karşı tarafa zarar vermeden, barış yoluyla çözmenin, gerçekçiliğin, yiğitliğin, şer güçlerle mücadelenin simgesidir.

 

 Nitekim Kanuni Sultan Süleyman Bağdad veziri olan Uzun Süleyman Paşayı huzuruna çağırıpPaşam, dikkatli olup, reâyâyı koruyasın. Herkesle iyi geçinesin. Gaazilerime nimet ve ihsanın bol olsun. Budin kalesinde oturanlar uzun ömürlü olsun.” diye tam bir saat hayır dua  ve nasihatlar edip, fermanını ve tuğrasını Süleyman Paşanın eline verüp:“Hıfz ve emânette ola, Gülbaba Budin gözcüsü olup, himmetleri hâzır ve nâzır ola.“ diye nasihat etmiştir.

 

Budapeşte bugün bile bir eli  kılıçlı diğer eli güllü Gül Baba tarafından korunmaktadır.Büyük Türk düşünürü ve şairi Yusuf Has Hacib, “Kutadku Bilig” (Mutluluk veren Kitap) adlı manzum eserinde bir devletin ideal bir devlet haline gelebilmesi için gerekli olan özellikleri akıl, adâlet ve doğru yasa şeklinde sıralamıştır. Devlet her şeyden önce akla, adâlete ve doğru yasalara dayanarak yönetilmeli, böylelikle bireyi mutlu kılmayı amaçlamalıdır. Gül Baba bu özelliklerin hepsine sahiptir. Bu nedenle Gül Baba Budin’e gözcü olarak atanmıştır.

           

              Ancak, Şunu da unutmamalıyız ki herhangi bir kişinin elindeki kılıç, yerinde kullanılmış olsa bile hiç bir zaman adâletin ve hakikatin yerini tutamaz.

            

   Gül Baba’nın kılıçı aşağıdaki hadis-i şerifte istenen gibi bir kılıçtır.

             

                    “Hak bu kim lütf- i Hakdürür sultan              

                     Zıll – i Yezdan, niyaz – ı emn- ü eman

                     Nass – ı kat – i eğerçe Kur’andır :

                     Kat’eden zullmü tiğ – i sultandır.”[7]

 

Gül Baba’nın görevi sadece Budapeşte’deki topluluğun değil bütün serhatlerin korunmasını sağlamaktır. Gül Baba’nın esas görevi önce Budapeşte’deki ailelerin, sonra serhat kullarının, gazilerin, Macarların, gayrimüslimlerin, sonunda bütün insanlığın korunmasını sağlamaktır. Hatta tabiatı, canlı ve cansız varlıkları, kültürü, sanatı korumaktır. 

Gül Baba bu görevini bugün dahi yerine getirmektedir.

 

S O N
 

[1] In 1541 the Turks took possession of the castle, transforming the church into a mosque (accorded the names of Mosque of Eski, Büjük, or Suleiman, variously). On September 2, 1541, when Sultan Suleiman entered the church, Baba Gül of a peculiar order of dervish, called "father of the roses" after his penchant for the roses carved with his sword from the blood of Christians, died here. Soon after the walls of the building were painted over and inscribed with citations from the Koran. In the sanctuary the Turks built a repository for the Mihrab, while in 1571 they covered the entire roof with lead plates. The remains of its trappings of old were transported in 36 separate loads in 1626 to the chapel in Pozsony (Bratislava)

[2] Prof. Dr. Şükrü Elçin, Türk Dili Dergisi, Ağustos 2003, sayı: 620

[3]M.Kayahan Özgül : “ Bîgâne Durmayın Âşinânıza, Müftüoğlu Ahmet Hikmet’in Mektup, Şiir ve Günlükleri “  MEB Türk Edebiyatı Dizisi, yıl 1996  “Avrupa Seyahati” başlıklı bölümden “Gül Baba’yı ziyaret”  ve “II. Almanya Seyahati” başlıklı bölüm.

[4]Fuat Bozkurt  “ Çağdaşlaşma Sürecinde Alevîlik” s. 211

[5]Monad Balkan, “Gül Baba “ Çağrı Dergisi, sayı 457, Aralık 1997,  sayı 458; Ocak 1998

 

[6]Gül Baba hakkında hazırlamakta olduğum kitap için bir şiir rica ettiğimde özel olarak yazılmıştır.

[7]Gerçek olan şu ki, Sultan Tanrının lütfudur, gölgesidir. Güvenlik ve aman isteyenlerin muhtaç olduğu kimsedir. Kesin dogma Kur’andır. Ama zulmü kesende sultanın kılıçıdır.”               

İsmail Tosun Saral

İsmail Tosun Saral

DİĞER YAZILARI ŞEHİT TALÂT PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETİ VE KENDİSİ İLE YAPILAN MÜLAKATLAR - 2 06-11-2021 09:58 ŞEHİT TALÂT PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETİ VE KENDİSİ İLE YAPILAN MÜLAKATLAR - 1 05-11-2021 10:22 EGEMENLİĞİN TEMELİ ADALETTİR 04-11-2021 09:20 MUSTAFA KEMAL’İN YAPILAN İLK PORTRESİ 25-10-2021 10:12 Enver Paşa’nın Trablusgarb Savaşı Anıları 23-10-2021 07:41 "HÜRRİYET VE İSTİKLAL AŞIĞI KAHRAMAN MACAR KARDEŞLERİMİZİ KUTLARIZ" - 2 21-10-2021 08:11 "HÜRRİYET VE İSTİKLAL AŞIĞI KAHRAMAN MACAR KARDEŞLERİMİZİ KUTLARIZ" - 1 20-10-2021 09:01 GÜL BABA VE TAHTA KILICI - 2 19-10-2021 08:04 GÜL BABA VE TAHTA KILICI - 1 18-10-2021 00:02 Hâfız Hakkı Paşa Mirliva (1315 (1899) P.2) 30-09-2021 00:40 ÇİĞNENEN ŞEREFLİ BAYRAĞIMIZ VE İSTİKLAL MARŞI-2 29-09-2021 07:23 ÇİĞNENEN ŞEREFLİ BAYRAĞIMIZ VE İSTİKLAL MARŞI-1 28-09-2021 08:18 15 MAYIS 1919 İZMİR’İN İŞGALİ ASLA UNUTULMAMASI GEREKEN BİR KARA GÜN-2 10-09-2021 07:36 15 MAYIS 1919 İZMİR’İN İŞGALİ ASLA UNUTULMAMASI GEREKEN BİR KARA GÜN-1 09-09-2021 07:32 GÜL BABA KİMDİR? [2]-2 08-09-2021 07:32 GÜL BABA KİMDİR? [2]-1 07-09-2021 07:31 TARİHE ŞAN VEREN 42’NCİ ALAY VE 42’NCİ ALAY ÇEŞMESİ 26-08-2021 07:47 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇI-3 25-08-2021 07:28 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇ-2 24-08-2021 07:10 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇI-1 23-08-2021 09:04 ENVER PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETLERİ-2 21-08-2021 07:45 ENVER PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETLERİ-1 20-08-2021 07:44 BALKAN HARBİ SONUNDA BATI RUMELİ’NİN BOŞALTILMASI-2 17-08-2021 07:53 BALKAN HARBİ SONUNDA BATI RUMELİ’NİN BOŞALTILMASI 16-08-2021 07:51 BALKAN HARBİNDE  BOHEMYA’NIN  ZNAİM ŞEHRİNDE ENTERNE EDİLEN ASKERLERİMİZİN YAŞANTILARI-2 14-08-2021 07:50 BALKAN HARBİNDE  BOHEMYA’NIN  ZNAİM ŞEHRİNDE ENTERNE EDİLEN ASKERLERİMİZİN YAŞANTILARI-1 13-08-2021 07:15 Balkan Harbi’nde Josefstadt’ta ve Reichenberg‘de Enterne Edilen Askerlerimizin Yaşamı ve Şehitlerimiz 12-08-2021 07:07 BALKAN HARBİ’NDE MACARİSTAN’A SIĞINAN ASKERLERİMİZ-2 10-08-2021 07:42 BALKAN HARBİ’NDE MACARİSTAN’A SIĞINAN ASKERLERİMİZ 09-08-2021 07:56 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI -3 07-08-2021 07:05 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI-2 06-08-2021 07:00 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI-1 05-08-2021 00:25
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1333
  • 2Hatayspor1326
  • 3Konyaspor1326
  • 4Alanyaspor1324
  • 5Fenerbahçe1323
  • 6Fatih Karagümrük1322
  • 7Başakşehir FK1422
  • 8Galatasaray1321
  • 9Beşiktaş1320
  • 10Adana Demirspor1420
  • 11Altay1417
  • 12Kayserispor1316
  • 13Antalyaspor1315
  • 14Gaziantep FK1315
  • 15Sivasspor1313
  • 16Giresunspor1313
  • 17Yeni Malatyaspor1312
  • 18Göztepe1310
  • 19Kasımpaşa1410
  • 20Çaykur Rizespor137
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son