DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
İsmail Tosun Saral
İsmail Tosun Saral
Giriş Tarihi : 18-10-2021 00:02
Güncelleme : 18-10-2021 00:21

GÜL BABA VE TAHTA KILICI - 1

Tîgı resmin ehl-i dil mânend-i Zü’l-fekâr

Hânkâh-ı ‘âlemün naks eylesün dîvârına

Bâkî [1]

Gül Baba’nın elinde büyük bir tahta kılıçla muharebelere giren bir savaşçı olduğu söylenmektedir. Gül Baba’nın tahta kılıcı hakkında yerli ve yabancı kaynaklar ilginç bilgiler vermektedir. Bu makalenin amacı değişik bilgileri bir araya getirerek hem tahta kılıç hakkındaki efsaneleri hem de Gül Baba’nın bilinmeyen bir yönünü okurlarla paylaşmaktır.

 

               Gül Baba XV. yüzyıl sonunda ve XVI. yüzyıl başında yaşamış, Budapeşte’nin (Budin) kısmında türbesi bulunan ünlü bir Türk mücâhidi ve Bektâşî dervişidir.  Târihî kişiliği, yaşadığı çağ ve çevre hakkında çeşitli söylentiler bulunan Gül Baba, Evliyâ Çelebinin merhum babasından naklettiği bilgiye göre, Merzifonlu bir Bektâşî dervişidir. Evliyâ Çelebiye göre, Fâtih Sultan Mehmet devrinden Kanuni Sultan Süleyman devrine kadar birçok gazâlarda bulunmuş, Budin fethine de katılmış, Fethiye Camiinde kılınan ilk cuma namazı esnasında ruhunu teslim ederek Budin’e gömülmüştür. Kimine göre Budin Kalası önündeki savaşlarda şehit düşmüştür. Cenâze namazının Ebusuûd Efendi tarafından kıldırıldığını, Kanuni Sultan Süleyman’ın ve yüz bini aşkın bir cemaatin bu namazda bulunduğunu yazan Evliyâ Çelebi, Gül Baba’nın kavuğunda dâima bir gül taşıdığı için bu lâkabı aldığını kayda ve hikâye etmektedir. [2]

 

               Fethi Tevetoğlu Evliya Çelebi’yi kaynak göstererek Gül Baba’nın elinde büyük bir kılıçla muharebelere giren bir savaşçı olduğu belirtilmektedir.[3]  Bu nedenle T.C. Kültür Bakanlığı dâhil birçok araştırmacı yazılarında bu hususa yer vermiştir. Ancak, Gül Baba’nın elinde büyük bir kılıçla savaşlara girdiğine dair bir bilgi Seyahatname’de yoktur; ayrıca, böyle bir bilgiye diğer ansiklopedilerde de rastlanmamıştır. [4]

 

    Buna karşılık Gül Baba’nın tahta kılıcı hakkında yerli ve yabancı kaynaklar ilginç bilgiler vermektedir. Bu kaynaklara girmeden önce tahta kılıç hakkında özet bir bilgi sunmak yerinde olacaktır. [5]

              “Bektaşî velîlerinin” ortak bir yanları da, tahta bir kılıca sahip olmaları, bununla yerine göre ejderha, yerine göre kâfirlerle savaşarak onları öldürmeleridir. Bu motif, menâkıbnâmelerden başta Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarını anlatan ilk devir vekayinâmelerinde bile vardır.

 

              Şamanist gelenek ve uygulamalarla ilgili bilgilerimiz, şamanların âyin yaparken kullandıkları âletlerden birinin de tahta kılıç olduğunu gösteriyor. Şamanlar âyin yaparken vecd haline girebilmek için çaldıkları davuldan başka bir de tahta kılıç bulundurmaktadırlar. Şamanlar bununla kötü ruhlara karşı savaşmaktadır. Yani tahta kılıç, şer kuvvetlerle mücadele için bir savaş aracıdır.

 

              Bektaşî menâkıbnâmelerinde tahta kılıcın bu fonksiyonu açıkça görülmektedir. Meselâ Menâkıb- ı Hacı Bektaş- ı Velî’de anlatıldığına göre, bir gün Horasan halkından bir grup, ülkelerini zapt ve yağma eden Bedahşan ahalisini şikâyet için Ahmet Yesevî’ye gelip yardım isterler. Şeyh Nefesoğlu Kutburddîn Haydar’ı Horasanlı müslümanlara yardım için gönderir. Fakat henüz on iki yaşında olan Haydar yenilerek esir düşer. Bunun üzerine şeyh, hem onu kurtarmak, hem de Bedahşanlıları yenmek üzere Hacı Bektaşi’ı görevlendirir. Kendisini uğurlarken beline tahta kılıçının kuşatır.[6] Bedahşan iline giden Hacı Bektaş, kâfirlerle şavaşarak onları yener ve Kutbıddîn Haydar’ı kurtarır. Bedahşanlılar Hacı Bektaş’tan gördükleri bir takım kerâmetler sayesinde müslümanlığı da kabul ederler. [7]

           

               Yine aynı eserde benzer bir olay da Sarı Saltık hakkında anlatılır. Basit bir çoban iken, temiz yürekliliğini beğenen Hacı Bektaş’ın lûtfuyla velîlik mertebesine yükselen bu zatı şeyh kendine halife yapar ve Rumeli’nde müslümanlığı yaymakla görevlendirir. Yola çıkarken Ulu Abdal ve Kiçi Abdal adında iki dervişini yanına katıp Sarı Saltık’ın beline de kılıç kuşatır. [8]

 

Sonradan Sarı Saltık Rumeli’ne geçip Kaligra denilen yerdeki ejderha ile mücadeleye tutuştuğu zaman bu tahta kılıçla onun başını kesecektir. Sarı Saltık’ın bu tahta kılıcından Saltıknâme’de de sık sık söz edilmektedir. Orada yazdığına göre, Sarı Saltık’ın kâfirleri “hıyar mânendi doğradığı” bu tahta kılıç hurma ağaçından yapılmış olup, bizzat Hz. Muhammed tarafından kendisine verilmek üzere Hızır Aleyhisselâm’a teslim edilmişti. Dikkat edilirse, Hz. Muhammed ve Hızır Aleyhisselâm gibi iki islâmî motif bu şamanist unsuru islâmileştirmeye kâfi gelmiştir.

Hacı Bektaş’ın tahta kılıç kuşattığı bir başka halifesi de, Hacım Sultan’dır. Adı geçen, Germiyan ilinde yerleşmek üzere icâzet alıp Sulucakaraöyük’ten ayrıldığı zaman, Hacı Bektaş, vaktiyle Ahmet Yesevî’nin kendine kuşattığı tahta kılıcı kendi eliyle onun beline kuşatmıştı. Hacım Sultan, kılıçın gerçekten kesip kesmeyeceğini denemek için, bir dervişin tekkeye su getirdiği katıra çalmış, onu iki parçaya bölmüştü.[9]  Aynı menkabe Menâkıb-ı Hacı Bektaş Velî’de de mevcut olup burada kılıçın tahtadan olduğundan bahsedilmez. Hacım Sultan’a ait bu menkabe, Gelibolulu Mustafa Âlî’nin tesbit ettiği Emir-i Çin Osman menkabesinin bir bölümüne çok benzemektedir. Burada Hacı Bektaş yerine Ahmet Yesevî, Hacım Sultan yerine Emir-i Çin Osman vardır ve olay Anadolu’da değil, Türkistan’da geçer. Emir-i Çin Osman’da bu kılıçla Çin’de bir ejderha öldürmüş ve müslümanları onun şerrinden kurtarmıştır.[10] Tahta kılıçla ilgili bir menkabe de Vilâyetnâme-i Abdal Musa’da bulunmaktadır. Abdal Musa’nın kerâmetlerini gören Aydınoğlu Gazi I. Umur Beğ, ona mürid olur. Zaten Gazi unvanını da kendisine o vermiştir. Abdal Musa kendisini Rumeli’nde fetihlere yollar ve yanına Kızıl Deli (Seyyid Ali) Sultan’ı yoldaş eder. Gitmeden önce Kızıl Deli’nin beline ağaç bir kılıç kuşatır. [11] Bu menkabe Kızıl Deli’nin kendi menâkıbnâmesinde yoktur. Aslında Abdal Musa ile Kızıl Deli arasında oldukça zaman farkı vardır. Bu sebeple ikisinin görüşebilmiş olması zordur. Şeyh Bedreddîn’in de tahta kılıç kuşanan bir müridi bulunduğu, menâkıbnâmesinde geçmektedir.[12]

 

              Görüldüğü üzere, tahta kılıç, hemen hemen XIII. – XV. Yüzyıllarda yaşamış ve bir kısmı ilk Bektaşîler arasında kabul edilen adları geçen şahısların, velîlik yönlerinin yanında bir de gazilik tarafları olduğunu, kâfirlerle mücadele ettiklerini gösteriyor. Hakikatte de bunların çoğunun ilk devir Osmanlı fetihlerine katılmış kişiler olduğunu bugün artık biliyoruz. Bunun gibi, ilk devre ait bazı anonim Osmanlı tarihlerinde, hudut boylarında savaşan derviş-gazilerin de tahta kılıçlı oldukları zikredilmektedir. Böyle anonim bir Tevarih-i Âl-i Osman’da anlatıldığına göre, Menteşe taraflarında bir   bütün o havaliyi elindeki tahta kılıçla fethetmiş, halkın bir kısmını öldürüp bir kısmını da müslüman yapmıştı. [13] Bu örneklere bakarak o devirde bu şekilde hudutlarda savaşan ve isimleri yazıya geçmemiş daha pek çok heterodoks derviş bulunduğunu düşünebiliriz. İşte tahta kılıç bunların âdetâ sembolü gibi olmuştur.

 

              Kırıkkale yakınlarındaki Hasandede köyüne adını veren zatın şöyle bir menkabesi anlatılır: Bir gün Hacı Bektaş’a kendinden sonra büyük bir mürşidin gelip gelmeyeceği sorulur, geleceği cevabı alınır. Bu mürşidin alâmeti söz konusu olduğunda Hacı Bektaş önünde duran tahta kılıçı göstererek “gelip bunu alacaktır” şeklinde konuşur. Balım Sultan zamanında Hacı Bektaş tekkesine günün birinde bir zat gelir ve doğruca kılıça yönelir. Bu gelenin haber verilen mürşid olduğunu anlayan Balım Sultan, tahta kılıçı ona verir.  Bu zat meşhur Hasan Dede’dir. Bu menkabeden tahta kılıçın aynı zamanda mürşidlik alâmeti sayıldığı ve ancak, bu mertebede bulunanların tahta kılıç taşıyabilecekleri anlaşılıyor ki, yukarıda anılan menkabeler de bunu göstermektedir. Bunlarda bütün dervişlerin tahta kılıçlı olduklarına dair bir işaret yoktur. Bu hak, Ahmet Yesevî, Hacı Bektaş, Hacım Sultan ve Kızıl Deli gibi büyük şeyhlere has görülüyor.

 

              XVII. yüzyıl Kızılbaş şâirlerden Gedâ Muslu’nun şu dörtlüğü, bu geleneğin Hz. Ali’ye bağlandığını açıklıyor.”

 

                                     “Erenler serveri ol sırrım Ali

                                     Serçeşme olmuştur Urumeli’ne

                                     Ağaçtan Zülfikâr ol gerçek velî

                                     Evvel tekbir aldık pîrin beline.”

            

Koluaçık Hacem Sultan Hazreti Pir’in üçüncü ulu halifesidir. Birlikte Horasan’dan Anadolu’ya geldikleri söylenir. Uşak ilinde, Susuz’da gömülü olduğu bilinir. Hz. Pir’in verdiği “Batın kılıç=tahta kılıç” ile terbiye edici olarak görevlendirilmiştir. Doğru yolda gitmeyenlerin terbiyecisi olmuş. Çok kuvvetli er, gerçek sever, can gözü açık, manevi basamakları atlayıp yükselmiş ünlü bir derviş payesine erişmiş. Kolu Açık Hacem Sultan, Pir’in kendisine sunduğu tahta kılıcın kesip kesmediğini denemek için, huzurdan çıkınca, o sırada sakanın mutfağa su taşıdığı katırın sırtına indirir. Katır iki parçaya bölünür. Olayı Hünkâr’a duyururlar. Hemen etkisini gösterir ve Hacem Sultan’ın kolları tutulur. Yaptığı işi anlar ama iş işten geçmiştir. Öteki halifeler Hz. Pir’den himmet dilerler. “onun kusuruna kalmayın” diye yalvarırlar. Pir bağışlayıcıdır, dileği kabul eder. “Kolu açık olsun” buyurur ve kolları açılır. Bu olaydan sonra da Hacem Sultan’a “Kolu Açık Hacem Sultan” adı verilir. [14]

 

Baki Öz tahta kılıçın türbede değil tekkede olduğunu ve dinsel törenin vazgeçilmez kullanım aracı olduğunu yazmaktadır.[15]

 

 Tahta kılıçla ilgili ilginç bir Rum efsanesine 1894 yılında yazılmış  “Constantinopolis Folkloru”[16]  isimli bir kitapta rastlıyoruz : [17] “Constantinopolis şehri Türkler tarafından kuşatıldığı zaman tanrı Bizans’ın son kayser’i Constantine Palaiologos’a bir tahta kılıç vermesi için bir meleği görevlendirdi.  Meleğin aracısı Agagios isimli bir ermişti. Agapios derhal saraya koştu. “İmparatorum, Tanrı Türkleri yenmen için bu  kılıçı gönderdi” dedi. Constantine kılıçın tahtadan yapılmış olduğunu görünce çok kızdı ve hiddetle “Bende Süleyman’ın babası muzaffer Davut’un 40 cubit uzunluğunda eşsiz kılıçı var. Bu tahta kılıçla nasıl savaşayım” dedi ve Agapiosu huzurundan kovdu. Agapios büyük bir üzüntü ile  Sultan Mehmed’e koştu. Kılıçı ona takdim etti. Sultan Mehmed memnuniyetle kabul etti. Bu tahta kılıç sayesinde Sultan Mehmet Constantinopolis’i fetheyledi. Ermiş Agapios ise islâmiyeti kabul ederek müslüman oldu ve Sultan’ın hizmetinde çalıştı.”

             

Gül Baba’nın tahta kılıçından ilk bahseden Danimarkalı meşhur masalcı Hans Cristian Andersen olmuştur. Atina üzerinden İstanbul-Budapeşte- Almanya ve oradan da yurduna yaptığı seyahatleri anlatan kitabında  [18] “1.6.1841 günü  Tekrar yelken açmadan önce Buda’nın öte yakasındaki Gül Baba Türbesine küçük bir  gezi yapacağız ve bu kutsal Türk’e  Doğu’dan, eski İstanbul’dan selam getireceğiz. Orada türbede  yüz üstü yatan, başının üstünde  kenarlıksız keçe bir külah  olan kim ? Onu  dönen dervişlerde görmemiş miydim ? O bir derviştir. O buraya yabancı insanlar arasına, hristiyan şehrine dağları, çölleri yürüyerek aşıp geldi. Hac yürüyüşü sona erdi: Bu yolculuğun hatırası olarak türbesinin duvarına  boyanarak renklendirilmiş tahta bir kılıç astı. Sonra yere kapanarak “ Allah’tan başka İlah yoktur ve Muhammed O’nun peygamberidir “ diye dua etti.” diye yazmıştır.

                           

Anton Karl Fisher [19] 1898 yılında yayınladığı uzun araştırmasında Gül Baba’nın kılıçı’ndan bahsetmekte ve bir karakalem tasvirini vermektedir: “Yapının kireçle badana edilmiş iç duvarlarında bazı Arap harfleri ile yazılmış çerçeveli hatlar asılıdır. Bunlardan güzelliği nedeniyle özellikle göze çarpanı kapıdan girer girmez tam karşımızda gördük. Bu iki uçlu bir kılıç olan Zülfikâr’dı. Söylentiye göre Allah tarafından peygamberin damadı Ali’ye bir melek aracılığı ile gönderilmişti. Kılıcın üzerinde          ( Bu iki çatallı kılıcı ben [Allah] sadece Ali’ye verdim ) manasına gelen “ La uftah el alali el sseif el  sülfikâr “ yazısı vardı. Ayrıca “(Hazreti) Ali kadar yiğit, cesur, kahraman, Sülfikâr gibi kılıç yoktur “mamasına gelen “Lâ fetâ illâ Ali, Lâ seife illâ Sülfikâr” yazıyordu.

 

[1]Gönül dilinden anlayanlar, onun kılıcının resmini Zülfikâr’ın şekli gibi, dünya tekkesinin duvarına nakşetsinler.

[2]Türk Ansiklopedisi, 1970 baskısı, shf. 137

[3]Türk Ansiklopedisi, 1970 baskısı, shf. 137

[4]Orhan Köprülü, “Gül Baba” İslâm Ansiklopedisi, cild 4, yıl 1964 

Mustafa S. Kaçalin,  “Gül Baba” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Yıl 1996            

[5]Ahmet Yaşar Ocak, “Bektaşî Menâkıbnâmelerinde İslâm Öncesi İnanç Motifleri-Tahta Kılıçla Savaşmak-“    Enderun Yayınevi 1983, s.129 

[6]Gölpınarlı’nın değerli kitabında bu tahta kılıçtan bahsedilmezse de, aşağı yukarı bütün yazma nüshalarda Ahmet Yesevî’nin Hacı Bektaşi’a kendi tahta kılıçını kuşattığı yazılıdır.

[7]Menâkıb-HBV.,shf. 9-10

[8]Yine Gölpınarlı’nın kitabında bu kılıçın tahtadan olduğu tasrih edilmiyor. Fakat Menâkıb-HBV’nin yazma nüshalarında tahta kılıç olarak geçmektedir.

[9]Vilâyetnâme-Hacım Sultan, shf.24-25

[10]bk.Kunhu’l-Ahbar, İstanbul 1277, V,59.

[11]bk.Kunhu’l-Ahbar, İstanbul 1277, V,59.

[12]bk.Halil bin İsmail, Şeyh Bedreddîn Manâkıbı, nşr. A.Gölpınarlı- İ.Sungurbey, İstanbul 1967, shf.154-155

[13] F. Giese:Die Altosmanische Anonymen Chroniken-Tevarih-i Âl-i Osman

[14] www.cemvakfı.org.com

[15]Baki Öz, Dünyada ve Türkiyede Alevi-Bektaşi dergahları” Can Yayınları No:128, s.326

[16]İstanbul, Şehre Osmanlı Türkleri Kostantiniyye derlerdi.

[17]H. Carnoy and J. Nicolaides,” Folklore de Constantinople” Paris, 1894, pp. 74-5.

[18]Hans Cristian Andersen ,“A Poet’s Bazaar “ (Bir Şairin Pazarı), shf.188

[19]Anton Karl FisherGül Baba Die Muhammedanische Wallfahrtstaette in Budapest,  1898” (Budapeşte’deki İslâm Ziyâretgahı) shf. 7,8 Budapest, 1898

DEVAMI YARIN...

İsmail Tosun Saral

İsmail Tosun Saral

DİĞER YAZILARI ŞEHİT TALÂT PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETİ VE KENDİSİ İLE YAPILAN MÜLAKATLAR - 2 06-11-2021 09:58 ŞEHİT TALÂT PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETİ VE KENDİSİ İLE YAPILAN MÜLAKATLAR - 1 05-11-2021 10:22 EGEMENLİĞİN TEMELİ ADALETTİR 04-11-2021 09:20 MUSTAFA KEMAL’İN YAPILAN İLK PORTRESİ 25-10-2021 10:12 Enver Paşa’nın Trablusgarb Savaşı Anıları 23-10-2021 07:41 "HÜRRİYET VE İSTİKLAL AŞIĞI KAHRAMAN MACAR KARDEŞLERİMİZİ KUTLARIZ" - 2 21-10-2021 08:11 "HÜRRİYET VE İSTİKLAL AŞIĞI KAHRAMAN MACAR KARDEŞLERİMİZİ KUTLARIZ" - 1 20-10-2021 09:01 GÜL BABA VE TAHTA KILICI - 2 19-10-2021 08:04 GÜL BABA VE TAHTA KILICI - 1 18-10-2021 00:02 Hâfız Hakkı Paşa Mirliva (1315 (1899) P.2) 30-09-2021 00:40 ÇİĞNENEN ŞEREFLİ BAYRAĞIMIZ VE İSTİKLAL MARŞI-2 29-09-2021 07:23 ÇİĞNENEN ŞEREFLİ BAYRAĞIMIZ VE İSTİKLAL MARŞI-1 28-09-2021 08:18 15 MAYIS 1919 İZMİR’İN İŞGALİ ASLA UNUTULMAMASI GEREKEN BİR KARA GÜN-2 10-09-2021 07:36 15 MAYIS 1919 İZMİR’İN İŞGALİ ASLA UNUTULMAMASI GEREKEN BİR KARA GÜN-1 09-09-2021 07:32 GÜL BABA KİMDİR? [2]-2 08-09-2021 07:32 GÜL BABA KİMDİR? [2]-1 07-09-2021 07:31 TARİHE ŞAN VEREN 42’NCİ ALAY VE 42’NCİ ALAY ÇEŞMESİ 26-08-2021 07:47 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇI-3 25-08-2021 07:28 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇ-2 24-08-2021 07:10 AVUSTURYA MACARİSTAN MİLLÎ FUTBOL MAÇI-1 23-08-2021 09:04 ENVER PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETLERİ-2 21-08-2021 07:45 ENVER PAŞA’NIN VİYANA ZİYARETLERİ-1 20-08-2021 07:44 BALKAN HARBİ SONUNDA BATI RUMELİ’NİN BOŞALTILMASI-2 17-08-2021 07:53 BALKAN HARBİ SONUNDA BATI RUMELİ’NİN BOŞALTILMASI 16-08-2021 07:51 BALKAN HARBİNDE  BOHEMYA’NIN  ZNAİM ŞEHRİNDE ENTERNE EDİLEN ASKERLERİMİZİN YAŞANTILARI-2 14-08-2021 07:50 BALKAN HARBİNDE  BOHEMYA’NIN  ZNAİM ŞEHRİNDE ENTERNE EDİLEN ASKERLERİMİZİN YAŞANTILARI-1 13-08-2021 07:15 Balkan Harbi’nde Josefstadt’ta ve Reichenberg‘de Enterne Edilen Askerlerimizin Yaşamı ve Şehitlerimiz 12-08-2021 07:07 BALKAN HARBİ’NDE MACARİSTAN’A SIĞINAN ASKERLERİMİZ-2 10-08-2021 07:42 BALKAN HARBİ’NDE MACARİSTAN’A SIĞINAN ASKERLERİMİZ 09-08-2021 07:56 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI -3 07-08-2021 07:05 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI-2 06-08-2021 07:00 BALKAN HARBİ’NDE TAŞLICA MÜFREZEMİZİN KÖTÜ SONU VE AVUSTURYA - MACARİSTAN’A SIĞINMASI-1 05-08-2021 00:25
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1333
  • 2Hatayspor1326
  • 3Konyaspor1326
  • 4Alanyaspor1324
  • 5Fenerbahçe1323
  • 6Fatih Karagümrük1322
  • 7Başakşehir FK1422
  • 8Galatasaray1321
  • 9Beşiktaş1320
  • 10Adana Demirspor1420
  • 11Altay1417
  • 12Kayserispor1316
  • 13Antalyaspor1315
  • 14Gaziantep FK1315
  • 15Sivasspor1313
  • 16Giresunspor1313
  • 17Yeni Malatyaspor1312
  • 18Göztepe1310
  • 19Kasımpaşa1410
  • 20Çaykur Rizespor137
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son