DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Osman Kademoğlu
Osman Kademoğlu
Giriş Tarihi : 26-10-2021 09:51

CASUS KARAYA ÇIKTI

İkinci dünya savaşı bitmişti ama savaşın acıları gibi tehlikeleri de henüz tam geçmemişti. Denizde savaştan kalan serseri mayınlar vardı. Yolcu vapurları gündüz mayın gözleyerek gidiyor gece olduğu yerde durup sabahı bekliyordu.

Yalıköylü balıkçılar denizde buldukları bir mayını kıyıya getirmiş, içindeki patlayıcı maddeyi çıkarmak için İngiliz anahtarı ve penseyle açmaya çalışırken mayın patlamış, kayıkhane parçalanıp havaya uçmuş, mayını açmaya çalışan iki balıkçı da hayatını kaybetmişti.

Denizden gelecek eylemlere karşı kıyıda sıkı güvenlik önlemleri uygulanıyordu. Bir yerden bir yere deniz yoluyla gidenlerin karaya çıkmadan önce iskeleye yanaşıp kimlik göstermeleri, nereden, ne için geldiklerini, kalacakları adresi belirterek liman reisinden onaylı çıkma kağıdı almaları gerekiyordu.

Denizde dolaşan teknelerin bayrak taşıma zorunluğu vardı. Bayraksız dolaşan kayığın başına gelenler hoş bir Karadeniz fıkrası gibidir.

Balıkçı reisi Fehmi aga takanın kıçına bayrağı toka etmiş bir başka kayığı da halatla bağlayıp yedeklemiş giderken kıyıda gözcü duran asker tüfeği kaldırır takaya ateş eder sonra da iki elinin sırça parmaklarını ağzına sokarak çaldığı keskin ıslıkla kıyıya gel diye işaret eder.

Hikayenin gerisini Fehmi aga’dan dinleyelim:

Baktım asker baa (bana) suluk ediy (ıslık çalıyo) makineyi ağır yola alıp gıyıya yanaştım. Dedim askerağa ne etdim saa ateş edeysun baa!...

Asker: “Bayraksız gezmek yasaktır arkadaki kayıkta bayrak yoktur..” dedi

Fehmi aga bu soruya fena içerledi, nöbetçi askere takanın kıçındaki bayrağı gösterdi:

-Ula gardaşım asker ağa ha bu bayrak değil midir?. Bir bayrak iki kayığı birden götürmektedir. Yedekte bağlı gayıkta bayrağa ne hacet! Say ki gayık Urus (Rus) olsa ben oni yesir ettim aldım çekip gideyrum daa!.

O yıllarda dış politikada Amerika’yla Nato’yla kol kola giren Türkiye üzerinde Sovyet tehditleri olduğu, Rus casuslarının gizlice Karadeniz kıyılarına çıktığı ve geceleri sahile yaklaşan denizaltılarla ışıklı sinyalle haberleştikleri söyleniyordu. İşte böyle bir gece denizde halkın deyişiyle pırıldak (mors ışıkları) görüldüğü ve karaya casus çıktığı haberi yayıldı… Bir grup Bolamanlı köylü silahları kaptıkları gibi karaya çıkan casusu yakalamak için gece karanlığında elde fener kıyılara koylara dağılmış sonra da sabah çarşıya (Kale’ye) gelmişlerdi.

Yakın geçmişte topraklarımızda büyük savaşlar yaşandığı için memlekete dışardan gelecek tehditlere karşı halkın duyarlığı ve savunma refleksi çok kuvvetliydi.

Devlet gerek gördükçe yapılan sivil savunma tatbikatları yaşı askerlik çağını geçmiş olan vatandaşların savaş halinde tehdit ve tehlikelere karşı hazır ve uyanık bulunmaları için yapılıyordu. Aşağıda anlatılan benim çocukken Kale’de tanık olduğum bir sivil savunma tatbikatının öyküsüdür.

O yıllarda Çanakkale’nin İstiklâl Savaşı’nın gazilerinden askerlerinden hayatta olanlar haftada bir Cuma pazarına Kale’ye gelirlerdi. O insanların kıymetini bilemedik. Onlarla konuşmalı, savaş anılarını dinlemeli not etmeliydik.

İstiklâl savaşına katılan Bozlakoğlu Abdullah, Bozdoğan’dan Dursun Çavuş, sıhhiye çavuşu Osman Dayı (Meletoğlu), Gavrazlı Hasan ağanın Şükrü Çavuş, Buharalı Deli Niyazi, Cincinin Mehmet, “Mustafa Kemal Paşa’yı Sakarya’da cephede yanıbaşında sırtında sade bir asker kaputuyla..” gördüğünü anlatırken gözleri yaşaran Tonuç Mustafa emmi.

Bunlar İstiklal Savaşı’na katılan isimlerini hatırladığım Bolamanlı kahramanlar. Kimbilir adları unutulmuş daha ne çok gaziler ne çok şehitler vardı. Mekânları cennet olsun…

1951 ya da 1952 yılı güz mevsiminde aydınlık bir gündü. Sabah erken çocuk konakta uyuyorken uyandı birden. Sesler mi duydu yoksa rüya mı görüyordu, kulağına çalınan eski bir Osmanlı marşıydı. İlk olarak annesi Şerefnur Hanım’dan duyduğu bu eski marşı Kale’de sabah vakti söyleyenler kimlerdi?

Çocuk yatakdan kalktı yalın ayak koştu pencereye ne görse iyi; sayısı bellisiz belki yüz, belki ikiyüz Bolamanlı köylü dizilmişler yürüyüş kolunda üçer üçer ve omuzlarında mavzer, bellerinde kasaturayla sert adımlarla yürüyorlardı.

Sanki onlar yeniden ondokuz yaşına dönmüştü. İlk talime çıktıkları gün kadar hevesli atılgan enerji dolu, asker ocağında edilen yemin kadar kutsal bir marşı haykırarak söylüyorlardı:  

Annem beni yetiştirdi

bu ellere yolladı,                                                                                        

Alsancaği teslim etti,

Allah’a ısmarladı…                                                                          

boş oturma çalış dedi,

hizmet eyle vatana,                                                                                                             

sütüm sana helâl olmaz,

saldırmazsan düşmana!..

Yaşları kırkbeşden yukarı ve yetmişden aşağı hani askerde ihtiyat denilenler var ya işte onlar boy sırasına göre dizilmiş düzenli, kimi kısa kimi orta kimi uzun boylu ama hepsi de soylu mu soylu. Varıp gelmişler uzak yakın köylerden sivil savunma tatbikatına. Değil mi ki devlet çağırmış görev başına. Lamı cimi yok gideceksin arkadaş demişler!

Tarlada çalışan elindeki kazmayı, çapayı, beli bırakmış, oduncu baltayı, tırpancı tırpanını, demirci örsü terk edip çekici elinden atmış, çoban koyunları Çomar’a emanet etmiş. Atlı inmiş atından, çatıyı aktaran kiremitçi çatıdan, balıkçı ağını, kayıkçı küreğin topuzunu, yelkenci yelken ipini, dümenci yekenin sapını bırakıp çekmiş bastırmış kayığı kumsala ve cümle esnaf, köylü, çiftçi uyarak devletin çağrısına katılmak için sivil savunma tatbikatına koşup yetişip gelmiş Bolaman çarşısına.

Kasketli, poturlu, ayağı kara lastikli, çarıklı, ak yün çoraplı köylüler, emekçiler, gözüpek, cesur mu cesur, er mi er.

Kimi Çanakkale’den şehit oğlu, kimi Sakarya’dan gazi hepsi de Mustafa Kemal’in askerleri. Çıkıp gelmiş otuz yıl, kırk yıl öncesinden Dumlupınar’dan, Sakarya’dan, Arıburnu’dan, Anafartalar’dan, manga manga, bölük bölük, uygun adımla sallayıp sarsarak Bolaman çarşısını yürüyüp geçtiler Odayanı’nı, yeşil ve mavi dağlara doğru uzaklaştılar…

"Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı alsancaği teslim etti Allah’a ısmarladı" nidâları yankılandı Akise’de, Alahman’da, dere içlerine yayıldı, Kömürlük dağının doruğuna, fındık dallarına takıldı kaldı.

O gün bu gün o sesler hiç yitmedi, karıştı kâh Bolaman ırmaklarının uğultusuna kâh denizin çağaltısına…

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1333
  • 2Hatayspor1326
  • 3Konyaspor1326
  • 4Alanyaspor1324
  • 5Fenerbahçe1323
  • 6Fatih Karagümrük1322
  • 7Başakşehir FK1422
  • 8Galatasaray1321
  • 9Beşiktaş1320
  • 10Adana Demirspor1420
  • 11Altay1417
  • 12Kayserispor1316
  • 13Antalyaspor1315
  • 14Gaziantep FK1315
  • 15Sivasspor1313
  • 16Giresunspor1313
  • 17Yeni Malatyaspor1312
  • 18Göztepe1310
  • 19Kasımpaşa1410
  • 20Çaykur Rizespor137
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son