DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Osman Kademoğlu
Osman Kademoğlu
Giriş Tarihi : 01-08-2021 07:45

ASKERİN DÖNÜŞÜ

Osman KADEMOĞLU

Mimar – Yazar

KANADA                                                                                                              

 

Bu yazı büyük zaferin 99’uncu yıl dönümünde zaferi kazanan şehitlere, gazilere, kumandanlara ve Başkumandan’a ithaftır…

(Birinci bölüm)

1922 Ağustosunda Afyon Ovası’ndan Akdeniz’e akan ordunun askeri Bolamanlı Tonuç Mustafa’nın öyküsü.

 

 

Yıl 1922.  Kurtuluş savaşı sona ermiş, düşman ordusunun yarısı Anadolu yaylasında yok edilmiş geri kalanlar İzmir’den denize dökülmüştü. Kurtuluş ordusunun askeri Bolaman’ın Laleli köyünden Tonuç Mustafa terhis oldu silah arkadaşlarıyla helalleşti ısmarlaştı vatan görevini yapmış olmanın iç huzuruyla Bolaman’a dönüyordu. Uşak’tan Ankara’ya kadar trenle gidecek Ankara’dan öteye yürüyecekti. Daha önce süvari bineklerini taşıyan vagonda atların kokusu ve sıcaklığı soğumamıştı yerde saman yığınları vardı. Trenin durduğu istasyonlarda uzaktan davul zurna sesi geliyordu, kah duyulan kah kaybolan, sevinçli mi yoksa hüzünlü mü olduğu bellisiz seslerle halk zaferi kutluyordu. Evet o büyük cidalin sonunda zafer kazanılmış savaş bitmişti ancak o günleri yaşayan bilir ne büyük bedeller ödenmişti. Top sesleri hala kulaklarındaydı. Yanı başında düşüp şehit olan yoldaşları, binlerce düşman ölüsü, havada yanık kokusu, yakılan köyler, kara duman, ölü çocuklar, düşmandan kurtarılan kasabalarda süvari atlarının ayağını öpenler, şehidlerin mezarı başında dua edenler, sevinçten ağlayanlar hayalinden gitmiyordu. Tonuç Mustafa saman yığınlarının üstüne uzandı vagonun tahta aralıklarından dışarıyı seyre daldı. Yanmış yıkılmış haneler evler, kömür karası minareler, süngülenmiş sığırlar, ateşe verilmiş tarlalar, kırık dökük eşya yüklü kağnılarla, sırtında bir palan yorganla köyüne dönen insanlar, harap çarşılara çekilmiş albayraklar. Hüzünle sevinç sarmaş dolaş vatan manzaraları vagonun tahta aralıklarından bir bir akıyor görünüp kayboluyordu. Yorgundu, şu sıra en çok istediği deliksiz bir uykuydu, gözlerini yumdu ama hayalinde yinelenen savaş görüntülerinden kurtuluş yoktu son üç yılda yaşadıklarını bir daha yaşıyordu.

 

Tâlimgahta toplanan askeri giydirmek ve karnını doyurmak gerekti, kumaş boyası yoktu, asker urbaları (giysileri) odun ateşinde kazanlarda soğan kabuğuyla kaynatılarak boyandı. Kimi hâki, kimi toprak, kimi sarı, kimi kara yaprak ya da kızıl kahve rengini alan elde ne varsa yün, pamuk, kendir o da yoksa vatan toprağında yetişen bilmem ne otundan çeşit çeşit kumaşlardan elbiseler askere dağıtıldı. Şehirli, kasabalı meletli yörük göçer aşiretli köylü, esmer kumral ve sarışın, aşık yanık nişanlı evli ve bekâr, kimi torun sahibi kimi o kadar genç ki vatandan başka sevgili bilmemiş gencecik ruhlar, azı okumuş çoğu ümmi yaşı onbeşten kırkbeşe binlerce Anadolu çocukları tertip tertip birlikte karavana yediler, toprak yerde yan yana sıralı saman yataklarda yattılar, talim ettiler, süngü takıp, tüfek çattılar, halatlara tırmanıp manialara çıktılar, soluk soluğa koştular, engelleri aştılar, nişan alıp ateş açtılar, iki aylık temel eğitimden sonra asker yemini ettiler. O gün tâlimgah meydanında elleri nasırlı, bedenleri sırım gibi, yüzleri güneş esmeri askerler yan yana, omuz omuza, dirsek dirseğe dizildiler tâlimgahtan doğru cepheye ateş hattına gidecek kimi şehit olacak kimi sağ kalacaktı.

 

Mirliva (Tuğgeneral) Deli Halit paşa askeri teftiş etti. Paşa savaş meydanlarındaki cesaretinden, gözü kara şecaatinden dolayı Deli lakabını almıştı onu ateş altında gören askerler Deli Halit paşanın kurşun değmezliğine inanmıştı. Paşa tok bir sesle “Asker evlatlarım sırtındaki elbise başındaki kabalak ayağındaki çarık elindeki tüfek belindeki süngü dişinden tırnağından artıran milletin sana emanetidir sabah içtiğin çorbada yediğin aşta ekmekte milletin hakkı var toprağın hakkı var gazâ meydanında milletin hakkını ödemeden ölmek yok, millete hakkını ödemeyeni düşmandan önce ben çeker vururum onu bilin de ona göre dövüşün” dedi. Askeri Kuran’dan fetih sûresi okuyarak ve dualarla selâmetledi.

Başkomutan Gazi Mustafa Kemal paşa bir askerin vereceği en zor kararı vermiş “Hatt-ı müdafaa yoktur sath-ı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır” demişti, bu kararla ordu Eskişehir’den Sakarya’nın doğusuna kadar çekildi. Yunan Ordusu 120000 Türk Ordusu 96000 askerdi. Halk endişeliydi, henüz ne savaşın kazanılacağına ne de zafere tam inanmamıştı. Milletin aklı fikri, gözü kulağı Sakarya’dan gelecek haberlerdeydi. 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Büyük Millet Meclisine Gazi Meclis denmesinin nedeni işte o mecliste görev yapan bazı vekillerin ellerinde tüfekle Sakarya savaşına gitmiş olmasındandı. Sözün özü Türkiye’nin yüreği Sakarya’da atıyordu.

Askerler taşlı kayalı, ağaç kökleri dolu dağları, ormanları, akarsuları ve kuru dereleri, dik bayırları, bataklıklı, sıtmalı, tozlu dikenli ovaları kah yürüyerek kah koşarak Sakarya sahrasına erdiler toprakla teyemmüm edip (aptes alıp) sabah namazına durdular. Şafak kızıllığı savaş kızıllığına dönmeden sabah erken askere çadırlar içinde taşınan yağsız yavan bulgur pilavıyla üzüm hoşafı verildi, Kuru üzüm hoşafı uykusuz ve yorgun askerlere ilaç gibi geldi. O gün vurulup düşecek olanlara şehitlik mâlum oldu üzüm hoşafında şahadet şerbetinin tadı vardı, onlar müjdeli bir haber almış gibi sakin sessiz ve sırlı gülümsediler, görenler bu ilâhî tebessüme bir mana veremediler.

Sabah ekmeğinden sonra dinlenme molasında yorgun askerler hemen uykuya daldı. Bolamanlı Tonuç Mustafa rüyasında fındık ocaklarının altında uzanmış yatıyorken daha uykusunun onda birini bile uyumamışken birden alnına değen çotanakların arasından ÇATIR ÇATIR sesler duyarak uyandı kalktı, Sakarya ovasında toplar ateşlenmiş, kılıçlar çekilmiş, süngüler parlamıştı.

Vuruşma 22 gün 22 gece sürdü düşman tepeleri tutmuştu ovaya yüksekten bakıyordu. Bizim askerin işi zordu cephane mühimmat yetersizdi fişekler sayılıydı askere boşa mermi yakılmayacak diye emir verilmişti. Sayılı cephane çok çabuk tükeniyordu, subayların gözü İnebolu’dan gelecek cephane yüklü kağnılardaydı. Bizim ordunun taktiği önce tepeleri ele geçirmekti. Asker düşmanın elindeki tepeleri bir bir alıyor ama cephane bittiğinden tepeler yine düşmana kalıyordu. iki ordu yokuş yukarı koşarak ve bayır aşağı düşerek boğuşuyordu. Cephanesi tükenen asker bir geri hatta çekiliyor sonra çekildiği hattı geri almak için süngü takarak yeniden saldırıya geçiyordu. O savaşta ne tepeler ne de toprak kana doymadı Türk ve Yunan orduları iki pehlivan gibi birbirini defalarca sınadı her sınama binlerce can aldı.

Sakarya sahrasında 1921 yılının eylül ayında gündüzler ılık, geceler ayazdı. Asker yazlık giysilerle siperde üşüyor titriyor, soğuktan uyku tutmuyordu. Tonuç Mustafa belki sarınacak, ürperen sırtımı ısıtacak bir şey bulurum diye o gece tüm ovayı aydınlatan ayın bulut arkasına girdiği gölgeli ışıksız anları kollayarak savaş meydanında dolaşmaya başladı. Ay çıkınca bir çalı kümesinin arkasına çömelip saklanıyor, ay saklanınca kalkıp yürüyordu. Her an bir serseri kurşun alnına çakılabilirdi ama gecenin imansız ayazı ölüm korkusundan beterdi o gece üşüme duygusu ölüm korkusunu yendi. Sakarya ovasında gece ayışığında uzakta sırtındaki mavi renkli kaputu parlayan bir düşman ölüsü gözüne ilişti. Ölü askerin paltosunun kumaşı kalın etekleri uzundu Tonuç Mustafa ölünün sırtından kaputu almaya çalıştı bir kolunu çıkarmıştı ki kaputun yarısı, tam orta yerinden ölü askerin belinden yukarısı patır patır yırtılarak elinde kaldı meğerse asker tam bel hizasından makinalı tüfekle taranmış delik delik olmuştu. Mustafa irkildi, yarısı, belden yukarısı yırtılıp elinde kalan yakası geniş mavi kaputu aldığı yere bıraktı.

Bolamanlı asker Tonuç Mustafa adaşı Mustafa Kemal paşayı mutlaka görmek istiyordu. “O komutan ben er ikimiz de asker bunca savaştık beraber, paşayı görmeden gidersem ona yanarım” diyordu. Sonunda muradına erdi: “Sakarya savaşının en karanlık ve umudun en azaldığı günlerden bir gün üç gündür aralıksız savaşan bölüğe istirahat verilmişti tütün sarıp bağdaş kurmuş oturuyordum, neden bilmem birden içime bir mâna doğdu döndüm sağ yanıma baktım az ilerde Mustafa Kemal paşa yanında İsmet paşa oradaydılar, aha şu ağaç kadar yakındılar. Uniformaları bir er giysisi kadar sadeydi.” Mustafa Kemal Paşa başında kalpak, belinde kılıçla tunç bir anıt gibi ayakta duruyordu, duruşunda ve bakışlarında komutanlık okunuyordu. Onu on milyon askerin içinde görsen komutan olduğunu anlardın, mavi gözleri bir noktaya bakıyor ama sanki bütün Sakarya ovasını görüyordu. Askerin yüreğinde komutanına, komutanın yüreğinde askerine şeksiz süphesiz tam güven vardı. Bölük ayağa kalkıp hazırola geçti. Paşa askerlere baktı RAHAT komutu verdi sonra OTURUN dedi, askerin hatırını sordu. Kutlu (karizmalı) bir kişiliği vardı, ona bakmaktan kendimi alamıyordum Başkomutan gökten inmiş yere konmuş bir yıldız gibiydi çevresine ışık saçıyordu. Onu görüp de bu duyguya kapılmayan asker varmıydı bilemem. Tüm bölüğün kalbi güp güp atıyordu. O gün Mustafa Kemal Paşayı gören, sözünü duyan askerler başkomutana bir insana duyulacak en büyük güveni duydular onun öl dediği yerde ölecek, kal dediği yerde kalacaklardı. O gün yemin yenilendi, düşmanı yenecek iman tazelendi. Bolamanlı asker Tonuç Mustafa “O günkü hissiyatımı duygularımı anlatmaya dilim yetmez. Hâsıl-ı kelâm (sözün özü) İstiklâl savaşını biz bu komutanla kazandık” dedi.

DEVAMI YARIN

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Fenerbahçe716
  • 2Altay715
  • 3Beşiktaş714
  • 4Trabzonspor614
  • 5Hatayspor713
  • 6Konyaspor612
  • 7Alanyaspor612
  • 8Kayserispor711
  • 9Fatih Karagümrük711
  • 10Galatasaray711
  • 11Sivasspor79
  • 12Adana Demirspor79
  • 13Antalyaspor78
  • 14Gaziantep FK78
  • 15Başakşehir FK76
  • 16Yeni Malatyaspor76
  • 17Kasımpaşa65
  • 18Göztepe75
  • 19Giresunspor72
  • 20Çaykur Rizespor71
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son