DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Osman Kademoğlu
Osman Kademoğlu
Giriş Tarihi : 23-09-2021 08:35
Güncelleme : 23-09-2021 10:06

ARDIÇ DEDE - 141 YIL ÖNCE BOLAMAN'DA

Hazırlayan:

Osman KADEMOĞLU

Mimar-Yazar, KANADA

 

 

Konağın sahibesi Fatma Hanım beş kız çocuk doğurmuş ama sabilerin hiçbiri hayatta kalmamıştı. Bebeklerin yıkandığı sular cinleri rahatsız etmesin diye ne bahçeye ne de ayakyoluna dökülmemiş küplerde biriktirilip saklanmıştı. Nazar duaları okunmuş, kurşun dökülmüş, bebekler kırkı dolmadan evden dışarı çıkarılmamış, nazarı değer diye mavi gözlü insanlara gösterilmemiş, okunmus toprağa belenmiş, kundağına mavi boncuklar takılmış, bezleri, beşikleri tütsülenmiş ama ne yaptılar ne ettilerse sabiler yaşamamıştı.

1879 Teşrinisanisinde (Kasımında) Kale’nin ebesi Halime abla müjdeli haberi verdi Fatma Hanım yine hamileydi. Allah nasip ederse doğumun seneye abrul dokuzundan ya az evvel ya da az sonra sonra olacağını Fatma hanımın karnını eliyle yoklayarak, göbeğine kulak dayayıp dinleyerek bilmişti. İşte o yıl bir serin Ekim günü Kale’ye tanrı misafiri bir garip köylü geldi vakit akşama yakındı. Yol yorgunu yolcuya akşamın dar vaktinde haydi uğurlar olsun güle güle git demek yakışık almazdı. Kale’ye yolu düşen her yolcu gibi o da Haznedarzâde Osman beyin konuğu olarak selamlıkta ağırlandı. Konuk akşam sofrasından sonra kahve ve çubuk içmek için Osman beyin yanına çağrıldı. Aslen Kurşunçalı yaylasından olan köylü Ilıca, Sarmaşuk, Gavraz, Yenipazar yoluyla Kale’ye gelmişti, derviş kılıklı tatlı dilliydi. Sözleri sırlı, sohbeti hikmetliydi. Huyu munis, simâsı itimatlı, gönlü muhabbetli, yüreğinin merhametli olduğu hal ve tavrından belliydi.

Kahve sohbeti sırasında Osman beyle misafiri çabucak kaynaştılar. Adını soranlara dünyaya ne nam için ne mal için gelmemişim dört yaşımdayken benim adım ne diye sorduğumda anam bana   “Oğul sen daha bir hüner göstermedin ki ad istersin!” demişti ve de bir hüner gösterene kadar oğluna ad koymamakta ısrar etmişti. Bu yüzden akranları ona yedi yaşına gelip de bir hüner gösterene kadar hep adsız uşak demişlerdi. Sonunda adsız uşak karlı bir kış günü mahalleli çocukların altına yem koydukları bir tencere kapağı ve bir çomakla kurdukları kapana sıkışan ve kanadı kırılan karnı aç Bozilik kuşunu herkesten önce bulup eve götürmüş nenesinin tarifine göre ardıç tohumundan yaptığı melhemle kuşun kanadını sarıp sağaltmıştı. Gösterdiği bu hüner üzerine anası oğluna Ardıç adını vermiş  “Artık bundan geri senin mesleğin, sâyın (işin) otacılık (şifacı, sağaltmacı) olsun hastalara şifa dertlilere devâ veresin, tanrı dilini tatlı elini marifatlı kılsın” Diye dua etmişti. Ana rızası Allah rızasıyla eştir sen tuttuğun yolun erbâbı ol diyen babası da Ardıç’ın otacı olmasına onay vermişti.

Gel zaman git zaman günlerden birgün yaşı yaşlanıp dokuza vardığında dedesi Ardıç oğlanı Buharı köyünde Derman dedenin yanına çırak vermesiyle ve o şifa dergâhında hem okuma yazma hem de nebâti (bitkisel) ilaçları öğrenmesiyle yaşı onbeşe vardığında Ardıç yetişkin bir otacı olmuş üçyıl sonra gittiği asker ocağında en iyi bildiği işi yapsın diye sıhhiye eri yazılmıştı. - İşte benim hikâyem bu gayri siz de bana Ardıç emmi deyin gitsin demişti.

Konuşulanlardan Ardıç emminin garptan gelip şarka gittiği ne ticaret ne mal ne de para pul peşinde olmadığı seyahati gezmeyi sohbeti sevdiği insanları dinleyerek çok şey öğrendiği anlaşılmıştı. Anlattığı öyküler bizzat yaşadığı serüvenlerdi. Rızkını çıkaracak kadar çalışıyor, harçlıksız kalınca vardığı yerde bir süre kalıyor nasip neyse tarla çapalamak, odun kesmek, su çekmek, mal gütmek, ağaç budamak gibi artık orada o sırada ne iş varsa onu yapıyor emeği karşılığında heybesine biraz yem yiyecek koymaynan tekrar yola düşüyordu. Böyle bir kimseye en yakışacak sıfat gezgin derviş olabilirdi.

Tanıştığı insanlardan hayatı öğreniyor ve yine onlara hayatı öğretiyordu. Yoldan bir taş kaldırmayı, hastalara bakmayı, aç köpeği doyurmayı, atlara sığırlara doğum yaptırmayı, ağaç aşılamayı, su gözesi bulmayı kendine iş edinmişti. Tanrının ona bu hâsenatın karşılığında rızkını verdiğini, dünya hayatının çok kısa buna karşılık muhtaç insan ve diğer mahlukâtın nâmütenahi olmakla bunların hizmetine yetişmek için zamanın çok dar olduğunu söylüyordu.

Kıyafeti yüz yıl öncesinin giyimine uygundu. Sırtında vücudu saran yere kadar kolsuz kahverengi koyunyününden harmâni, yakasız mintan, yelek ve bol bir çakşır (şalvar) giyinmiş, beline kuşak sarınmıştı. Başında beyaz sarık, ayağında dize kadar yün çorap üzerine çarık vardı. Sakallı, burnu kemerli, yay gibi kaşlı, gözleri munis bakışlıydı. Az konuşuyor çok dinliyordu. Yatacak yer gösteren, karnını doyuran Osman beye açtığı zahmetlerin karşılığında - Beyim neyleyim sana duadan başka verecek birşeyim yok hakkını helâl et” dedi. O günlerde haremde ve selamlıkta bir telaş vardı ortalıkta umut ve endişeyle karışık bir sevinç havası esiyordu. Fatmanım’ın yeniden gebe kalması harem ve selâmlık halkını sevindiriyordu ama daha önce beş kız evlâdı yaşamayan Osman Bey huzursuzdu. Bu nur yüzlü köylünün gelişini hayra alâmet saymış bir gecede kendini sevdiren Allah adamının hayırhah ve içaçan, ferahlık veren, kasveti dağıtan sohbetiyle huzur bulmuş endişesi uçup gitmişti. Kendisine yüreğini açtı içini döktü, doğup da yaşamayan kız çocuklarını anlattı. İki oğlu olan Osman Bey bir kızı olsun istiyordu ama bir türlü nasib olmamıştı. Ardıç emmiden doğacak bebeğin yaşaması için dua etmesini istedi.

Ardıç emmi: “Beyim batamız, duamız evvelen yavrunun eli ayağı noksansız kusursuz doğması saniyen ömrünün sağlıklı ve uzun olması içindir. Erkek olursa adını siz koyun kız olursa beni bekleyin. Şimdi size bir yün hırka vereceğim. Doğacak bebeği bu hırkaya sarın hırkayı saklayın büyüyünce giydirirsiniz sakın ola kaybetmeyin ne vakit sabi sayrulandıkta hırkayı giydirin iyi olana kadar sırtından çıkarmayın bir de ben gelmeden sabiye ad koymayın bekleyin geciksem de artık gelmez demeyin, bekleyin ki kulağına ilk ezanı okuyup adını ben söyleyim…” diye meramını dedikten sonra kıbleye teveccüh ederek (yüzünü dönerek) ve iki elini açarak gözleri kapalı teşehhüd durumunda alçak sesle duaya başladı; “Boyuna boy soyuna soy katsın sabiye zevâl gelmesin rabbim uzun ömür nasib etsin adını biz koyalım yaşını tanrı versin…”

Dua sona erdikten sonra Ardıç emmi yanında taşıdığı heybeden işlemeli bir ipek bohça çıkardı açtı içinde katlanmış bir hırka vardı. Dokunur dokunmaz ipeksi yumuşaklığı farkedilen tiftik ya da koyunun karın tüylerinden örme hırkadan insana inşirah (ferahlık) veren mis gibi bir yün kokusu yayıldı. Hırkanın büyüklüğü ergen bir kız çocuğunun giyecegi kadardı Ardıç emminin nasihatına göre doğacak bebek kırk gün kırk gece bu hırkaya sarılacak, 40 gün bu yünün ısısıyla ısınacak, kokusuyla tütsülenecek ve evvel Allahın izniyle yaşayacak hem de ömrü uzun ve sağlıklı olacaktı.

Osman Bey bu esrarlı hediyeden çok hoşnut oldu etkilendi. Tanrı misafiri Ardıç emmi nasıl oluyor da heybesinden böyle bir hırka peydahlıyordu? Bunda elbet bir sır vardı. Heyecanla yerinden kalktı garip misafire sarıldı kucakladı Allah senden razı ve duan kabul olsun diyerek bohçayı aldı öpüp başına koydu, kızları çağırıp hırkayı hareme Esmâ hanıma gönderdi. Tanrı misafiri o gece selâmlıkta kaldı sabah gün ağarmadan sessizlikte sabah namazını kıldı, mutbakçı kızların hazırladığı çorbayı içti hizmet edenlerle helallaştı beye ve hanıma selam bırakıp gitti.

Üç ay geçti geçmedi 1880 (Rûmî 1296) abrulunda (nisan) Osman beyle Esmâ hanımın bir kız evlâdı dünyaya geldi bu defa bebeğin yıkandığı sular saklanmadı döküldü yavru ana sütüyle bir güzel beslendi Osman beyin tenbihiyle bebek kırk gün Ardıç emminin emaneti ipek yumuşaklığındaki yün hırkaya sarılarak büyüdü gürbüzleşti. Gel zaman git zaman bir zaman sonra tanrı misafiri Ardıç emmi unutuldu gitti veyahut tekrar geleceğinden umut kesilmiş olmalı ki daha çok beklemeden kız bebeğe Osman beyin büyük halası Ziyneti hanımın adı verildi. Doğumdan altı ay sonraydı yine bir akşamüstü Ardıç emmi çıktı geldi O sırada Osman Bey Kale’de yoktu. Bu kere yolu şarktan garba gidiyordu. Bebeği sordu getirip gösterdiler benim dediğimi unutmuş adını koymuşsunuz olsun Allah bağışlasın lâkin hırkayı saklayın sayrılıkta sökerlikte lazım oldukça geydirin şifayâbtır (şifa bulduran iyileştiren) sakın unutmayın diyerek ve Ziyneti bebeğe nazar duası okuyup Allaha emanet ederek Kale’den ayrıldı bir daha onu ne gören oldu ne de bilen çıkmadı.

 

Ziyneti Hanım, annemin halası oluyor. Eşi Kalfazâde Rıfat Bey öldükten (1938) sonra 76 yaşında vefatına kadar (Aralık 1956) bizimle birlikte yaşadı. Annem Şerefnur Hanım halası Ziyneti hanımı ana bilir bir dediğini iki etmezdi. Biz çocuklar kendisine Ziyneti anne derdik. Ziyneti anne bir bohçaya sarılı yün hırkayı gözü gibi sakınır saklar  - Bu hırka kaybolursa benim hayatım da sona erer! derdi. Kabri İstanbul’da Edirnekapı Sakızağacı şehitliğindedir Allah ganî rahmet eylesin.

S O N

Resimler: Ziyneti Hanım - Ardıç dedenin konuk edildiği selâmlıkta Büyük oda.

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor921
  • 2Hatayspor919
  • 3Fenerbahçe919
  • 4Beşiktaş917
  • 5Fatih Karagümrük917
  • 6Galatasaray917
  • 7Alanyaspor917
  • 8Altay915
  • 9Konyaspor914
  • 10Adana Demirspor912
  • 11Kayserispor911
  • 12Gaziantep FK911
  • 13Sivasspor910
  • 14Başakşehir FK99
  • 15Antalyaspor99
  • 16Yeni Malatyaspor99
  • 17Göztepe98
  • 18Giresunspor98
  • 19Kasımpaşa96
  • 20Çaykur Rizespor91
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son