DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Osman Kademoğlu
Osman Kademoğlu
Giriş Tarihi : 19-09-2021 08:16
Güncelleme : 20-09-2021 09:25

19 EYLÜL’DE 19 GÜL VE ŞEREFNUR

Hazırlayan: Osman KADEMOĞLU, Mimar-Yazar, KANADA

 

-Ordu’ya teşriflerinde Gazi Paşa Hazretlerine Bir demet Gül Sunan Şerefnur’un Hikâyesi-

 

Başlamadan evvel…

Sevgili hemşehrilerim,

Bu yazıda 1920’lerde kullanılan bugün unutulmuş birçok ifade ve ıstılahları (terimleri) bilerek istiyerek kullandım. Olayların geçtiği mekânları anlatan betimlemelere eski özgün dil ve ifade boyutunu da ekleyerek konuyu olabildiğince o yılların lisanî ve kültürel ambiansını vermeye çalıştım.

Bu yazıyı 19 Eylül 1924 ün 97. yıldönümünde annem Şerefnur Hanım’ın aziz hatırasına ithaf ediyorum. Osman KADEMOĞLU

 

19 Eylül’de 19 Gül ve Şerefnur.

1924 yılının 18 Eylül gecesi kumral ipek saçları beline kadar inen kız çocuğu hasır şezlongta uykuya daldı.  Gül pembesi göz kapakları gecenin lâcivertine direnememiş bahçedeki okaliptüs ağaçlarının gece meltemiyle salınan karaltısına dalan yeşil gözler uykuya teslim olmuştu. Babası Mahmud Mazhar beyin vefatı daha dün gibi yakındı

beybabasının çok uzak bir diyara gittiğini söylemişlerdi. Şerefnur Zaferi Millideki evin üst kat penceresinden Orduya gelen gemileri seyrediyor bir gün bir uğurlu geminin güzel bir haber getireceğine inanıyor gözlerinde tüten bir özlemle ufuklara bakıyordu.

Beybabasından sonra ona kim Paristen Marsilya’dan taş bebekler ipek giysiler renk renk kordela ve tokalar, kristal şişeli parfümler, resimli çocuk ansiklopedisi, güneş ışınıyla 7 renk tayf oluşturan bir yüzünde Renoir’ın tablosu olan kristal prizma armağan edecek, Belçika’dan çukulata ve bon bonlar, İtalya’dan piyano notaları getirtecekti. 4 yaşında kaybettiği annesi Ayşe hanımın yerini halası Ziyneti Hanım babasının yerini eniştesi Rıfat Bey almıştı ama 10 yaşında ayrıldığı babası Mahmud Mazhar beyin ölümüyle kırılan gönlünü iyileştirecek çocuk ruhunda ölüm ayrılığıyla sönümlenen közleri yeniden ateşleyecek bir alev bir ışık umud ediyordu. Şerefnur mavi ufuklardan uğurlu bir gemiyle bir zaman mutlak geleceğine inandığı ama ne olduğunu bilmediği umudun sabırlı bekleyişi içindeydi.

Sonunda kutlu haber bir telgrafnâmeyle Ordu’ya ve Ordu’dan Zaferi Milli’deki eve geldi erişti. Belediye tellalı Sürmeneli Hüseyin Efendi tüm mahalleleri dolaşarak haberi bütün Ordu’ya duyurdu. Büyük zaferin muzaffer başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Orduya geliyordu, paşayı yeni Türkiyenin en genç kuşakları ülkenin geleceği çocuklar mutlaka tanımalı bu tanışmanın duygu seli çocuk yüreklerinde yer etmeli bu çocuklar da kendi çocuklarına, kendi çocukları da kendi çocuklarına Gazi başkumandanı anlatmalıydı.

İki yıl önce İzmir’in kurtuluş haberi Orduya bir gece yarısı şenlik şâdumanlıkla sevinç gözyaşlarıyla gelmiş silahlar atılmış meşaleler yakılmış davullar çalınmış uykudan kalkıp evlerinden dışarı uğrayan halk sabaha kadar büyük zaferi sokaklarda kutlamıştı işte şimdi bu kutlu zaferin kutlu Başkumandanı Ordu’ya geliyordu.

Zaferi Milli’deki evin bahçesi bir yapma cennet gibiydi. Kalfazâde Rıfat Bey içinde fıskiyeli oval bir havuz ve geceleri mehtap seyredilen, korkulukları dantel gibi oymalı ahşaptan, altı köşeli konik çatılı kameriye bulunan bahçede çiçeklerle meyva ve süs ağaçlarıyla sarmaşıklarla oyalanır işten çıkıp eve gelince üstünü değişip hazırlandıktan sonra, eline keseri makası alıp hemen bahçeye çıkardı. Bahçeyi her gün tepeden tırnağa bizzat elden geçirir, sebzelere, meyvelere, ağaçlara ve çiçeklere bakım yapar, otları kesip toplar yemeyi içmeyi unutur saatlarca bahçede kalır bazan tüm gününü bahçede geçirirdi.

 

Resim: Şerefnur’un eniştesi Kalfazade Rıfat Bey

Ordunun en güzel kokulu, en al ve en beyaz gülleri bu bahçede yetişiyordu. Yarın gelecek olan büyük misafire sunulacak çiçekler ülkenin geleceği olan çocukların eliyle verilmeliydi. Kendisi de bir kuvayı milliyeci olan İstiklâl Madalyalı Kalfazâde Rıfat Bey Orduda sözü geçen tanınmış bir insandı. Şerefnurun Gazi’ye çiçek vermesi eniştesi Rıfat beyin fikriydi. Rıfat Bey gece yarısı eşine seslendi   - Ziyneti hanım yarın Şerefnuru ve Beşir Fuat’ı hazırla. Gazi paşayı karşılamaya gidecekler dedi. Rıfat beyin planına göre Şerefnur Gazi Paşaya çiçek verecek ağabeyi Beşir Fuat da ona refakat edecekti.

Şerefnur’un beline kadar inen güzeller güzeli saçlarının bakımı taranması giyimi kuşamı evdeki yardımcı kadınların en kıdemlisi Akgül ablaya emanetti. Sabah erken hala Ziyneti Hanım koşarak gelen Şerefnur’u kollarını açarak karşıladı - Küçükhanım gel bakalım, bugün seni büyük bir vazife bekliyor Gazi Paşa’ya çiçek vereceksin dedi.

 

Henüz soyadı yasası çıkmamıştı. Birbirinden ayırd etmekte kolaylık olsun diye öğretmenler ilkokulda çocuklara ikinci bir ad verirlerdi. Bunun için seçkin erdemli huyları, güzel ahlâkı özendirecek lâkaplar seçilirdi. Çocuk ruhiyatı kendisine yakıştırılan güzel mânâlı ismin betimleyip tanımladığı hüsnü hali (güzel duruşu) benimseyerek ondan esinlenerek yakıştırılan sıfatı kendine rol model edinerek hayat yolunda yürüyecekti. Öğretmenleri Şerefnur’un haline tavrına terbiye ve görgüsüne bakarak ona Şerefnur Devlet Hatunu adını uygun görmüşlerdi.

Şimdiye kadar hep erkeklerin sahip çıktığı, tâlip olduğu hatta el koyduğu devlete kadınları da ortak eden, olması istenen bir ideali tanımlayan bu yüce lakâbın Şerefnura yakıştırılmasında rahmetli babası Trabzon milletvekili Haznedarzâde Mahmud Mazhar beyin devlet hizmetinde sergilediği şaşmaz adalet, vatan sevgisi, dirayet ve dürüstlüğün, bir kuruş harama değmemiş namusu mücessem (varlıklaşmış ahlâk) örnek kişiliğinin de etkisi olmuş olabilir.

Devlet Hatunu adı aynı zamanda o yıllarda yeniden yükselişe geçen Türklük bilincine devlet işlerinde erkek kadar kadına da yer veren eski Türk töresine de uygun düşüyordu. Şerefnur 19 Eylülde Devlet Hatunu sıfatıyla devletin başını karşılayacak ona çiçek verecekti.

Şerefnur çok heyecanlıydı sabah kahvaltısını bile doğru dürüst yememiş çok sevdiği bir bardak sıcak sütü soğutmuş içememişti. Arada bir kahvaltı masasından kalkıp Gazi’yi getirecek geminin görünüp görünmediğini anlamaya pencereye koşuyordu. Giresun yönünde ufuklar henüz boştu ama denizin üstü Büyük Gazi’yi karşılamaya hazırlanan kayıklarla motorlarla doluydu. Ordu denizinde olduğu gibi Ordu yolcu iskelesinde de alışılmadık bir hareketlilik vardı. İskele ayyıldızlı bayraklarla kırmızı beyaz örgülerle donanmış, iskele tahtaları deniz suyuyla yıkanıp parlatılmış kırmızı bir yol halısı yayılmıştı. İskele meydanında halkın toplanacağı orta alan çalı süpürgesiyle süpürülmüş direklere asılan çiçeklerle kordonlarla fenerlerle gelin gibi süslenmişti. Meydandan şehir merkezine giden yolun başına Ordulu bir dülgerin yaptığı  tâk-ı zafer kurulmuş ve tâkın orta yerine HOŞ GELDİNİZ BÜYÜK HALASKÂR (kurtarıcı) ibaresi yazılmıştı.

O gün Ordu halkı en güzel kıyafetlerini giyerek Gazi’yi karşıladı. Paşanın yenilikçi reformist fikirlerini, milletin geleceğine dair öngörü ve tasarılarını okuma yazma oranı sadece yüzde 8 olan halkın özümlemesi kolay bir iş değildi. Bu yurt gezilerinde millet Gazi Paşanın yüce zâtını, cismâni varlığını yakından görerek iknâ olacak ona güvenecek, bu sayede milli bünyede yapılacak yenilikler konusunda o günün tâbiriyle bir genel ittihad-ı milli teessüs edecekti (milli birlik kurulacaktı). Büyük Gazinin yurt gezilerinin amacı da zaten buydu. Mustafa Kemal paşa yaptığı ve yapacağı yenilikleri halka anlatmak hem de yurdun durumunu yakından görmek halkla dertleşmek istiyordu. Büyük zaferle yükselen milli duyguların ışığında yeni kurulan cumhuriyetin erdemleri üzerinde millet nezdinde bir güven duygusu uyandırmak görüş birliği ve uzlaşma sağlamaktı.

Gazi’yi bizzat görerek tanıyacak olan kamunun henüz bir tasarı bir hayal aşamasında olan Cumhuriyet kurumlarını ve kazanımlarını benimsemesi amaçlanıyordu. Millet bu hakikate Ordu’da bizzat şahit oldu. Paşanın bizzat kendisini görerek, onun kutlu kişiliğinin, müessir göz kamaştıran temaşâsını, yaratanın ona bağışladığı yüksek kabiliyetleri, erdemleri algılayarak ona duyulan sınırsız itimadın tanığı oldu. Amerikalı gazeteci Clarence K. Streit’in dediği gibi “Mustafa Kemal Paşa’nın yüzünde hayalperest bir şey vardı özellikle gözlerinde, ama o gözler hayallerini gerçekleştiren bir idealiste aitti”.

Büyük zaferin arsıulusal (uluslararası) bir başka anlamı da emperyalist (sömürgeci) devletlerin sultası altında yaşayan esir ve mazlum milletlerin kurtuluşuna örnek olacak bir hareket bir dönüm noktası olmasıydı.

Rıfat bey öğlen üzeri çocukları evin giriş katında bahçeye bakan misafir odasına çağırdı. Bu oda önemli bir konu veya önemli bir konuk olmadıkça açılmayan, çoğu zaman kapısı kilitli tutulan evdeki en tertipli en seçkin mobilyaların olduğu mekândı. Oda hazeran koltuklar, elips biçimi iki kat camlı orta masası ve küçük sehpalarla döşeliydi. Normal zamanda çocuklar bu mekâna izinsiz giremezdi. Bugün çağrıldıklarına göre onlara önemli bir sey söylenecekti. Duvarda mobilyası masif ceviz, pandülü (sarkacı) altın işlemeli, üç yanı kristal camlı bir duvar saati asılıydı. Duvarda çerçevesi altın varaklı   El Rızk-ı Âl-Allah   yazılı hüsnühat (güzelyazı) levha dikkati çekiyordu.

En güzel kıyafetlerini giymiş olan iki kardeş misafir odasına geldiler. Siyah redingotlu ve papyon kravatlı Rıfat bey çocukları ayağa kalkarak karşıladı. Serefnur ve 5 yaş büyük ağabeyi Beşir Fuat Rıfat beyin karşısında yanyana hazeran koltuklara oturdular. Rıfat bey elleri arkasında bağlı olarak ayakta duruyordu yüzünde ciddi bir ifadeyle çocuklara hitab etti:

Resim: Beşir HAZİNEDAR, Şerefnur’un ağbeyi.

Sevgili yavrularım iki yüzyıldır Avrupa karşısında gerileyen ve sürekli toprak kaybeden devletimiz sonunda Anadolu yarımadasının orta yerinde dar bir alanda sıkışıp kaldı. Bize elimizde kalan son toprakları bile çok gören, öz yurdumuzdan sürüp çıkarmak işteyen düşmanlar  vatanın harîm-i ismetine (mukaddes ocağına) girdiler. Düşman süngüsü Anadolu’nun bağrına saplandı. Ve millet-i merhume önüne geçen bir ulu kumandanı önder edinerek aynı Ergenekon destanında olduğu gibi yine bir bozkurtun peşine düşerek bir kere daha ayağa kalktı, bu cendereyi parçaladı çıktı. İstiklâl savaşında çok kederler yaşadık çok şehitler verdik ama düşmanın bize çektiği süngü sonunda düşmana döndü, son kertede süngü Türk askerinin elinde parladı. Son gülen iyi güldü şükürler olsun zafer bizim oldu.

Çocuklarım siz bugün milletin ruhunda saklı tuttuğu milli kalkışma iradesini kuvveden fiile geçiren (düşünceden gerçeğe yükselten) büyük önder Başkumandan Gazi Paşa’yı karşılayacak onun mübarek ellerine çiçek sunacaksınız. Bu vazife sizin için büyük bir talihdir ve yerine getireceğiniz vazifeye yüreğinizi koyacağınızdan şüphem yoktur.

Gazi Paşa’nın kurmayı hedeflediği yeni devlet biz yaşlılardan çok siz çocukların geleceğini ilgilendiriyor. Yetişen yeni nesillerin, gençlerin yaşayacağı modern Türkiye’nin temelleri atılıyor. Bugün onun şahsını görecek olmanız sizin için kutlu bir kazanım olacaktır. Akıl zekâ cesaret ve ahlâk timsâli Gazi paşa Türk milletine tanrının bir lûtf-u ilâhisidir. Size onun yüce varlığından esinlenmeyi, ışığından aydınlığından yaralanmayı sağlık veriyorum. Bu nasihat siz çocuklarıma verdiğim en değerli mürşid (yol gösterici) ilke olacaktır. Beni ençok böyle hatırlamanızı dilerim!.”

Resim: Şerefnur’un Zafer-I Milli Mahallesinde büyüdüğü ev

Mustafa Kemal Paşa egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demişti çağdaş yeni bir ülke kuruyordu. Osmanlı toprakları üstüne açılan kumar ve paylaşım masasını deviren, Sevr’i yırtıp atan insan bugün medeniyet yolunda yeniden yapılanmayı öngören gelecek tasavvurunu millete anlatmaya geliyor. Yüzlerce yıldan bu yana Ordu Ordu olalı antik Kotyora’dan beri Ordu’ya ilk defa bir devlet başkanı geliyordu. Şehir 19 eylülde yeni bir kimliğe adım atacak artık halkı ayağına çağıran değil ama halkın ayağına giden bir Reisicumhurla şereflenecekti.

Şimdiye kadar hiçbir devlet başkanı ne bir kıral, ne padişah ne bir sultan halkıyla tanışmaya halkın derdini dinlemeye halkın ayağına gitmemişti.  Gazinin gelişi halk ile devletin başı arasında bir buluşma, çığır açacak bir öncü olay bir başlangıç olacaktı. Ordu tarihinde bu bir ilkti. Halkın devlet ve devlet adamı tanımınında yüz yıl sonrasının anlayışına uygun çok ileri bir kavramın güncelleşmesi, yönetimde yeni bir sayfanın açılması demekti. 19 Eylül bir tarihsel dönemeçti, halkın idrâkine sunulan Cumhuriyetin, çağdaş devletin köşe taşı mirengi noktası olacaktı.

Onbir yaşında çocuk Şerefnur’un o gün çiçek sunacağı yüce kişi beybabasının ayrılışıyla boş kalan hayat ufkunu yeni esinlerle dolduracak ruhunda yeni ateşler yakacaktı. Çocuk artık kendisine oyuncaklar kitaplar müzik notaları alarak âtiye (geleceğe) hazırlayan beybabasının yerine yaşı genç kızlığa yaklaşan dönemeçte düşünce dünyasına yeni ülküler katacak bir büyük adamla tanışacağını zaferler kazanmış Başkumandan’ın kişiliğinden esinleneceğini sezinliyordu. 19 eylülde rüyası gerçek oldu.

Saat öğleden sonra 14.00 sularında Zaferi Milli’deki evin üst kat salonundan denizi gözleyenler uzakta ufuk çizgisinde Giresun yönünden gelen kruvazörün bacasından salınan dumanı gördüler. Bir ince dumanın Boztepe eteklerinde bir evde bu denli büyük heyecan uyandırması görülecek bir şeydi. Tüm aile bireyleri Ziyneti Hanım, Kalfazâde Rifat Bey, Akgül abla, Şerefnur ve ağabeyi Beşir Fuat önceden giyinip kuşanmışlardı. Kapıda bekleyen bir paytona binerek yola çıktılar. Güneşin kah görünüp kah saklandığı ışıklı ve rüzgârlı bir gündü. Boztepe eteklerinde yüksekçe bir yer olan Zaferi Milli mahallesinden yaklaşan kruvazörün görünüşü heyecan veriyordu. Paytonlar 15-20 dakikada iskele meydanına geldi.

Resim: Ziyneti Hanım

Meydanda büyük bir kalabalık vardı. Halk bugün ilk adım anıtının bulunduğu meydanda yoğun bir hilâl oluşturmuştu. Hilâlin denize göre sağ yanında Ordulu kadınlar kümelenmişlerdi. İskeleden meydana yürüyecek olan Gazi Paşa insan kalabalığından oluşan hilâlin iki ucunun tam orta yerinde, Albayrakta yıldızın olduğu yerde duracak ve oradan millete hitap edecekti. Ordulu kadınların çoğu kahverengi lâcivert siyah ekose atkılara, şallara, örtülere sarınmışlardı.

Hamidiye Ordu açıklarında demir attı top atışlarıyla Orduyu selamladı. Tarihi zaferlerle dolu Hamidiye kruvazörü çok zarif çok görkemli bir savaş gemisiydi. Direkleri renk renk bahriye flâmalarıyla, kırmızı beyaz kordonlarla rüzgârda uçuşan renkli şeritlerle donanmıştı, pupasında Riyaset-i Cumhur flâması dalgalanıyordu. Hamidiyenin bu kadar görkemli bir temâşâ (görüntü) göstermesinin nedeni belki de gemide bulunan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın mânevi yüceliğinin denize yansımasıydı.

 

Resim: Hamidiye 1924 (Bu resim Ordu ziyaretine ait değildir.)

Şerefnur kucağına verilen 19 kırmızı ve beyaz gülden oluşan buketi sımsıkı kucaklıyor kalbi göğsüne dayadığı gül demetinin içinde atıyordu. Kucağındaki güllerin arasından yaklaşan uğurlu gemi Hamidiye’ye bakan kız çocuğunun dünyasında gül kokuları ve biraz sonra yaşayacağı kutlu anın heyecanı vardı. 19 çiçeğin anlamı 19 Mayıs 1919 tarihiyle 19 Eylülün sayısal birlikteliğindeki güzel raslantıyı Gaziye sunulacak çiçek sayısıyla bir kez daha vurgulamaktı.

Hamidiyeyi lebâleb dolu yüzlerce kayık karşıladı. Bulancaktan Piraziz’den Ordu’dan, Efirli, Bozukkale, Kumbaşı, Akçaova, Tavşanlı, Perşembe, Kışlaönü, Çamburnu, Aziziye, Mersin, Hoynat, Çaka, Yasun Burnu, Büyükağız, Okçulu, Medreseönü, Belice, Yalıköy, Bolaman ve Fatsadan, sahil boyu nerde bir kayık varsa hepsinin orada olduğunu söylemek yanlış olmazdı. Tüm sahil halkı milletin kararan bahtını ışıtan, yüzünü güldüren büyük Başkumandanı karşılamaya gelmişti.

 

Şerefnurun eynindeki yakası düz, kolları truvakar, belden büzgülü dökümlü leylak rengi ipek elbisenin etekleri pastel yeşildi. Ordu sokaklarının en gözde iki rengi leylak moru ve yaprak yeşiliyle benzeşiyordu. Başının arkasında aynı yeşilden ipek fiyonk kordela, belinde yine aynı kumaştan sol yanda düğümlenen bol ve dökümlü çift kat kuşak vardı. Boynunda kalp şekilli altın kolyenin içinde beybabası Mahmud Mazhar beyin minik bir resmini taşıyordu. Ayağında dize kadar çorap ve çift atkılı topuksuz düz pabuç vardı.

Şerefnur’un heyecandan başı dönüyordu. Beline kadar inen açık kumral saçları omuzlardan aşağı akışan bir şelâle gibi başını döndürdükçe dalgalanıyor, gün vurdukça ışıklanıyordu.

Burada Ordu iskele meydanında yeni Türk devletinin başıyla geleceğin aydın Türk çocuğu bir tören vesilesiyle karşılaşacaktı. Bu tanışma bir karşılama töreninden çok daha yüce bir anlam yüklüydü. Çocuğun iç dünyasında tutuşan ateş hayat boyu ışıyacak gelecek kuşakları aydınlatacak güçteydi.

Kruvazörün istimbotuyla iskeleye gelen Mustafa Kemal Paşa yanında seyahat arkadaşlarıyla Ordu valisiyle belediye başkanıyla birlikte iskeleden karşılama alanına geldi. O gün deniz biraz çırpıntılı olduğu için karaya çıkamayan Latife Hanım’a Ordulu hanımlar hoş geldine gemiye gideceklerdi.

 

Paşa halkın oluşturduğu yarım ay şekilli kalabalığın önünde olası yıldız yerine geldiği sırada Paşayı bekleyen iki kardeş Şerefnur ve Beşir Fuat bacaklarını titreten ayaklarını yerden kesen coşkun bir heyecan seliyle ürpererek Gazi paşaya yaklaştılar. Şerefnur göğsüne sımsıkı bastırdığı gül demetini göğsünden kopardı paşaya sundu. Gül demetinin içinden uzanan birkaç diken çocuğun giysisine takılmıştı ama heyecandan titreyen çocuk giysiyi delen tenine batan dikenlerin çok sonra farkına varacaktı. Gazi paşa ve çocuk 19 çiçekli demetin gülleri arasından birbirini gördüler. Bu milletin kurtarıcısıyla geleceğinin göz göze gelmesiydi. Bu anda yaşanan duygulardan annemin hissesine düşeni ancak ifade edebilirim. Bir yıl kadar önce kaybettiği babasının yokluğunu unutturacak sadece kendisinin değil ama tüm milletin babası olacak bir yüce insanla tanıştığının müjdesini sezinlemiş onbir yaşın çocuk ruhu bu sezişle ürpermişti.

Gazi paşa bambaşka bir insandı bakışlarında varlıkları tümüyle ihata eden (çevreleyen içine alan) her bir ruha münferiden (birer birer) ve topluca erişen eski tâbirle bir kuvva-yı nâfiz (ruha nüfuz eden erişken kuvvet) vardı. Bu kutlu (karizmatik) nazar ilâhi vergiliydi, tanrı yâdigarı bir müessir (tesirli) güç taşıyordu.

Şerefnur’un uzattğı çiçekleri alan Gazi paşa güllerin çokluğundan etkilenmiş olmalıydı yüzünde sevecen ve munis bir tebessüm dolaştı Ordu güllerinin kokusunu içine çekerek göğsü hizasında tuttu, Şerefnurun ipek saçlarını okşadı ve adını sordu. İşte o an Şerefnur’un kalbi neredeyse yerinden çıkacaktı. Adını söyleyip söylemediğini bile tam hatırlamıyordu.

Halk kalabalığından oluşan hilâlin ortasına doğru yürüyen Gazi Paşa çiçekleri yaver Muzaffer Kılıça verdi. Gaziye sunulan bu 19 gül Hamidiyede Lâtife Hanım’la Gazi’nin kaldıkları kamaraya götürülmüştü.

 

Resim hk.da: ATATÜRK’e ait bu fotoğraf Ordu ziyaretine ait değildir.1929 İstanbul.

Askerlerden ve öğrencilerden oluşan karşılama kortejnin önünden geçerken, kendisini teşci eden alkışlayan Ordululara - Merhaba, nasılsınız arkadaşlar? diyerek yanıt verdi. Tam o sırada halk hilâlinin sol ucunda yer alan kadınlar Gazi’nin dikkatini çekti. Olduğu yerde durdu kadınlara dönerek - Hanımlar siz nasılsınız? dedi.

Bir sessizlik oldu. Ordulu hanımlar bu soruyu bir süre yanıtsız bıraktılar o zamanın görgü kurallarına göre hanımlara hitaben doğrudan hatır sorulması alışılmamış âdet dışı beklenmedik bir durumdu. Kadınlar topluluğundan hiç ses çıkmadı belli ki kadınlar Başkumandan’a yanıt vermeye çekiniyor ya da yüzlerini açıp konuşmaktan hicap duyuyorlardı. Bu çok samimi içten sorunun yarattığı şaşkınlık uzamışken birden bire Ordu kadınları arasında yürekliliği, atılganlığı, doğru bildiği yerde sözünü esirgemeyen cesaretiyle nam salmış Deli Elvida lâkaplı genç hanım topluluktan ayrılıp bir adım öne çıktı, başörtüsünü sıyırıp açtı Paşa’nın gözünün içine bakarak çağlayan gibi gür sesiyle - Sağol paşam sâyenizde iyiyiz!! diye yanıt verdi.

Gazi Paşa kadınların hatırını sorarak Ordu iskele meydanında toplumun zihnini açan kadınları yönlendiren bir alenî ders vermiş Türk kadınının yakın gelecekte kazanacağı eşitlik ve özgürlük haklarının ilk kıvılcımını yakmış, tören alanına çöken sessiz sıkıntıyı dağıtmıştı. Ordu’lu Elvida hanımın yanıtı alkışlarla karşılanırken toplumda kökleşmiş kaç göç hurafesi de o anda yerle bir oluyordu.

Gazi Paşa gittikçe çoğalan kalabalığın, daralan hilâlin ortasına doğru yürüdü Paşa’nın peşisıra koşan yaklaşan kaynaşan vatandaşlarla buluşması, aralarında uçuşan sevgi elektriği halk Gazi Paşa’yı yakından gördükçe adım adım büyüyerek artıyordu. Ordu çarşısında yaşanan olay artık milli talihin güldüğünün, halkın kurtuluşa erdiğinin aleni mutlu işaretydi, heyecan ve sevgi seli Gazi’nin gittiği tüm şehirlerde yaşanan  tanışma ve buluşma bayramının sadece bir parçasıydı.

Yollar çok kalabalıktı aile tören alanından eve yürüyerek döndü. Büyük heyecanların ardından yaşanan ruhsal durulma ve sükünet haline Ordu havasının pastel (solgun) son yaz renkleri aşırı bir duygusallık katıyordu. Çocuklar sabah duyulan heyecandan çok başka çok zengin duygularla eve döndüler. Gazi Paşa Şerefnur’un saçını okşamış adını sormuş, sunduğu çiçek demetini gülerek almış göğsüne bastırmıştı. Bu yaşadıkları iki kardeşin gönlünde yeni bir sayfa açmış yeni bir meyva tomurcuklanmıştı. Şerefnur kendini bir yaş daha büyümüş düşünce ufkunu genişlemiş hissediyordu. Ülkenin Reisicumhuru’yla tanışmış iltifat görmüş mübarek eli eline dokunmuştu. Ömür boyu sürecek yeni esinlerin gizli gururunu taşıyordu. Eve vardıkları zaman mahcup bir tavırla yaklaştı eniştesi Rifat beyin ve halası Ziyneti hanımın ellerini öptü. Dini bayram sabahları yapılan bu ritüel yüreğinde yeşeren sessiz şükran ve teşekkür hislerinin eseriydi…

        

Resim: Şefernur KADEMOĞLU

SON

Not: (1) Yazıda kulanılmış olan Şerefnur Hanımefendi ve Beşir Beyefendiye ait fotoğraflar ve anlatım tarihinde kaldıkları evlerine ait fotoğraf Osman KADEMOĞLU’nun aile arşivindendir , Ordu Hayat Gazetesi. (2) Atatürk ve çocuk görüntülü fotoğraf kaynağı; “Fotoğraflarla Atatürk”. Birinci ve İkinci Cilt. Genelkurmay Başkanlığı Atase Yayınları. Ankara.2015 (Cilt 1, s.181)

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor921
  • 2Hatayspor919
  • 3Fenerbahçe919
  • 4Beşiktaş917
  • 5Fatih Karagümrük917
  • 6Galatasaray917
  • 7Alanyaspor917
  • 8Altay915
  • 9Konyaspor914
  • 10Adana Demirspor912
  • 11Kayserispor911
  • 12Gaziantep FK911
  • 13Sivasspor910
  • 14Başakşehir FK99
  • 15Antalyaspor99
  • 16Yeni Malatyaspor99
  • 17Göztepe98
  • 18Giresunspor98
  • 19Kasımpaşa96
  • 20Çaykur Rizespor91
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son