Aramızda Kalsın

“Son üç yüz yıl boyunca, insanlık mekanistik bir evren görüşüne sahip oldu. Fakat mekanistik dünya görüşü ileri bir kriz aşamasında. Sürekli ilerleme düşü basit gerçek yüzünden başarısızlığa düştü. Bu gerçek, karmaşık bir mekanik süreci- örneğin biyolojik süreci- tersine çevirmenin mümkün olmadığıdır. Düzen ve ilerleme üretmek için dünyaya her müdahale edişimizde, başka bir yerde düzensizlik ve bozulma meydana geliyor.” (Entropi /Jeremy Rifkin&Ted Howard)

Doğaya olan bu müdahale yüzyılımızın kültürünü yansıtıyor. Böylece kentlerdeki alanları işgal, makineleşen tarım, yoğun ve sürekli üretim, beraberinde getirdiği tüketim, egemen olmak için silahlanmamız, tıptaki bedene müdahale çalışmaları, bunları yönlendiren eğitim anlayışımız kültürümüzün, dolayısıyla davranışlarımızın temelini oluşturmaktadır. Ancak bu anlayışa karşı çıkan, doğaya müdahaleyi reddeden yeni bir yapılanmayı da göz ardı etmememiz gerekiyor. Bu Dünyaya Yeni Bir Bakış anlayışıdır ve geleceğimizin yeni yönelişidir.

Konu geniş.

Benim vurgulamak istediğim, kendi yaşayış tarzımızın mekanistik evren görüşünden uzaklaştırılıp doğal yapıya yönlendirilmesi isteğidir.

Nasıl yapılabilir?

İnsan ömrü hayat denilen bir süreçtir. Her varlık gibi doğar, yaşar, sona erer. Bu evrelerin kendine has özellikleri vardır. Doğduğumuz anda yardıma, desteğe gereksinimiz var; ailemiz bunu karşılıyor. Kendi bedenimizi fark ettiğimiz zaman kendi özgünlüğümüzle yaşama katılıyor, kültürel, ekonomik etkinliklerde rol alıyoruz. Genellikle bu daha uzun  süreç oluyor. Sonra yaşlanma denilen aşamaya geçiyor ve kendimize yeni bir rol biçiyoruz. İnsanoğlu buraya kadar tüketim ve üretim etkinliği içindedir. Ancak sanki yaşlanma sürecine geçince üretimden vaz geçip hazırı yemeye yöneliyoruz. İşte hatamız da burada başlıyor.

İster yaşlılık ister emeklilik deyin, bu süreçte kendimizi toplumdan soyutladığımızda, her şeyden vaz geçip kendi iç dünyamıza daldığımızda bedenimiz daha hızla çökmeye yöneliyor. Örneğin ruh sağlığımız bozuluyor. Ruh sağlığı bozukluğu beden yapımızı da bozuyor.

Hastanelerin dolup taşmasının, insanların doktor peşinde koşmasının en önemli nedenlerinden biri ruh sağlığımızın doygun olmamasıdır. Kendini yaşlı ya da emekli noktasında değerlendiren biri toplumdan kendini soyutladığında son demlerini hastalıklarla uğraşmakla geçiriyor. Büyük kentlere gidip çocuklarının yanına sığınıp kendini avutmaya çalışıyor. Hayatını lay lay lomla geçiren birileri boş gezenin boş kalfası olmaktan ileri gidemiyor.

Öyleyse ne yapalım ya da nerede işe başlayalım!

Bence bedeninizi seviniz. Ona yatırım yapınız.

Aklınıza güveniniz. Ona yeni eklemeler yapınız.

Üretim etkinliklerine, toplumsal etkinliklere katılınız. Kendinizi değerli bir varlık olarak görünüz ve bunu ispatlamaya çalışınız. Etkilenen değil etki eden kişilik olarak varlığınızı hissettirmeye uğraşınız.

Sporcu olmaya gerek yok ama bedensel çalışmalardan kendinizi alı koymayınız. Yürüyünüz. Ağaçların altında geziniz. Bak bahar geldi, açan çiçekleri, yeşeren dalları seyrederek doğanın sonsuz güzelliğini hissediniz. Kış mevsiminde paltolara bürünmekle kalmayıp karda gezerken doyumsuz görüntüleri yaşamaya çalışınız. Denizin öfkesini ya da dalganın kumları okşar gibi yansıyan hışırtılı sesini duyunuz. Gökyüzüne bakınız ve akan bulutların biçimlerinden yeni şekiller çıkarmaya çalışınız. Yağmurla ıslanan toprağın nefis kokusunu ciğerlerinize çekiniz.

Dolunayın ışıklarının pencerenize vurduğu bir gece şiir okuyunuz, elbette size çok iyi gelecektir. Arkadaşlarınızla okuduğunuz kitabı tartışınız.

Hayat güzel be dostlarım. Doğanın her şeyi güzel, yeter ki bakmasını bilelim. Mekanik olmaktan, her gününüzü aynı olmaktan kurtulalım. Yeni bir şeyler denemeye çalışalım. Örneğin; isterseniz bu sabah beyaz bir kâğıdı önünüze çekip on kere A harfi, ertesi sabah on kere B harfi yazınız. Bunu devam ettirdiğinizde göreceksiniz ki, eskisinden çok daha güzel yazı yazmaya başlamışsınız! Bu başarı değil midir? Bu oyunu torununuzla yaptığınızda kendinize ve ona yeni bir yaklaşım, yeni bir iletişim sağlamış olmaz mısınız!

Hadi ne duruyorsunuz; hayat sizi bekliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.