Güle Güle Git Değerli Arkadaşım, Dostum, Kardeşim

Ziyaettin Ertekin, çok sevdiğim Melek Teyzemin damadıydı. Benim de çocukluk ve ilkokul arkadaşımdı. Özüne sözüne ve kişiliğine inanıp güvendiğim sayılı insanlardan biriydi.

İlkokuldan sonra ortaokul, lise ve yüksek okulu azim ve kararlılığı sonucu hep dışardan bitirdi. Gümrük ve tekel bakanlığından emekli oldu.

Elektrik, elektronik, sıhhi tesisat ve diğer teknik konuların bakım ve onarımı konusunda kendisini yetiştirmişti.

Güzel sanatlara yönelik de ilgi duyar, bilgi beceri ve yeteneklerini hayata geçirirdi. Yeşilcedeki evinin iç ve bahçe düzenlemesini kendisi yapardı. Zaman zaman keman ve bağlama çalardı. Yaratıcı bir zekaya sahip, verimli bir insandı.

Başkasının işine karışmayan, kendi halinde, kimsenin dedikodusunu yapmayan ender insanlardan biriydi. Yalanı dolanı dalaveresi olmayan, olduğu gibi görünen ve göründüğü gibi olan biriydi. Net,

Tuttuğunu tutar, istemediğini de istemezdi. İstikrarlı, tutarlı ve omurgalıydı. Sevmediği halde severmiş gibi yapamazdı. Minetsiz yaşar, kimseye de eyvallahı olmazdı.

İnsan ilişkileri ve dünya görüşünde çağdaş gelişmelerden yanaydı. Kendi kendine yetmeye çalışır, kendi gereksinimlerini kendisi karşılardı. Kimseye yük olmak istemezdi.

Zalime boyun eğmez, mazlumun yanında yer alırdı. İnanmadığı bir şeyi, ona hiç kimse kabul ettiremezdi. Ön plana çıkmak istemez, mütevazi bir yaşam biçimini hayata geçirmeye özen gösterirdi.

Yetmiş yıllık birlikteliğimizde birbirimizi hiç kırmadık. Hep çok sevdik birbirimizi. O, hep yanımda oldu. Bana hep güvendi. Başkalarına inatçı ve ters olan bu adam, bana hiç bir şekilde itiraz etmedi. Belediye başkanlığım döneminde de hep yanımda durdu.

Daha yapacağımız çok şeyler vardı onunla. Yazın Yeşilce'de yaylaları köyleri gezecektik. Eriçoğa çıkıp Uzun kızları ziyaret edecektik. Yaylacık, Köşeobası ve Çukuralan Yaylasına uğrayacaktık. Kızılağaç, Zile Yaylası ve Çambaşına gidecek ve pirzola yiyecektik. Çağman Yaylası ve Aytaşına çıkıp, Soğukpınardan iki yudum su içecektik.

Alicin Deresine uğrayıp, benim son kitabım olan SEFERBERLİK ÖYKÜLERİ'ne konu olan Mesti ve Bilal' in hikayesini anlatacaktık.

Ne oldu şimdi. Her şey, olduğu gibi geride kaldı. Sevgili eşin Leyla'yı eli koynunda bıraktın. Oğulların Teoman, Tansu ve kızın Buket'i boyunları eğri bıraktın. Bu sana hiç yakışmadı. İlk defa sözünü tutmadın. Ama ben sana hiç kızmadım. Çünkü kızamazdım. Güle güle değerli kardeşim, arkadaşım, dostum. Hakkını helal et. Benim hakkım zaten helaldir.

Dün onu çok sevdiği Yeşilce'de kaybettik. Yine azaldık. Yine yalnızlaştık. Yine eksildik.

Dünya nüfusu artıyor, benim tanıdıklarım ise azalıyor. Kafama takılan bu soruya yanıt aramaya çalışıyorum.

Şarköy'den Yeşilce'ye gitmeyi göze alamadığımdan cenazeye katılamamamın üzüntüsünü yaşıyorum.

Yeşilce'nin başı sağolsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yekta Aydın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.