Yalnızlık

Kalitesiz kalabalıkta olmaktansa yalnızlığın içinde kaliteli yaşamak daha iyidir. Kişi kendini bilerek yaşamını sürdürürken çevresiyle elbette dost dayanışması içinde yaşamak ister. Ancak insanın çevresini öyle kalabalıklar süsler ki, o kalabalık içinde kendinizi bulamazsınız. Kendinizi ifade edemezsiniz. İçinizdeki cevher cüruf yığınında kaybolur, değeri bilinmez. İçinizdeki ateşi söndürecek ya da dindirecek kaynak ararsınız. Fuzulî Su Kasidesi’nde şöyle anlatır bu derdinizi; “Ey göz! Gönlümdeki içimdeki ateşlere göz yaşımdan su saçma ki bu kadar çok tutuşan ateşlere fayda vermez su”.

Çoğu insan kalabalığın içinde yalnız kalır. Görüşmek, tanışmak, söyleşmek istediği kişiler arar ama bulamaz. Bu durum ömür törpüsü gibidir. Aradığınız kişiyi bulamadıkça içinizde dertler çoğalır. Bu durumdan çıkış yolu, yaşamınızı yargılayan kişilerle değil ömrünüzü uzatan kişilerle görüşmektir.

Hayatımızın çoğu zamanını otomatik pilota bağlayarak geçirmeye çalıştığımızda hayatın ne olduğunun farkına da varamayız. Hiç düşünmediğimiz seçeneklerle de ilerlediğimizde kendimize saygı duymaya başlarız. Yaptığımız bazı işleri zorunlulukla değil, örneğin spor algısıyla yaparsak o işten zevk almaya da başlarız. Böylece kendimizi yaşamın otomatiğine bağlamamış oluruz. Hayatın kaynaklarının sınırlı olduğunu öne çıkaran birisinin yaşamını önemli kılacağını sanmıyorum. Hayat önümüzde akan su gibidir. Su taştan taşa atlayarak yoluna devam eder. Daha büyük taşın çevresinden dolanarak engelini aşmaya çalışır.

“Yorgun ömrünün son birkaç haftasında Aziz Bey’in elinden gelen özen, titizlik ve sevecenlik Vuslat’ı kurtarmaya yetmedi. Bayramın üçüncü günü Vuslat öldü. İyileşmek için hiçbir gayret göstermemişti. Sanki yıllarca süren bu mutsuzluk, bu kederli hal bir an önce bitsin der gibiydi yüzü. Dönüşsüz bir yola girdiği için huzurluydu. Aziz Bey bunu belli belirsiz hissediyor ve kahroluyordu. Vuslat’ın nefesinin hafiflediği, ölüme yaklaştığı her an, aklından hep aynı soru geçiyordu:

Beni sevdiğine pişman oldu mu?” (Ayfer TUNÇ/Aziz Bey Hadisesi)

Hayatı pişmanlık noktasında değerlendirirseniz geri dönüşün olmadığı fark etmeniz gerekir. Onun için her doğan güneşe yeni bir ışık, yeni bir adım, yeni bir başlangıç olarak bakmak önemlidir. Pencere perdesinin aralığından sızıp gözünüzü kamaştıran güneşe arkanızı dönmek yerine hayatın tazeliği fark edip yeni bir başlangıca adım atmanın heyecanını yaşamalısınız.

Bu yazımızda büyük üstat Fuzulî’nin mısralarına dadanmıştık. Yine onun kasidesinden alıntı yaparak son verelim.

“Hak-ı pâyine yetem der ömürlerdir muttasıl

Başını daşdan daşa urub gezer avare su”

Açıklaması şöyle; Su, ayağının toprağına ulaşayım diye, başını taştan taşa vurarak, ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.