Bayramlar Güzeldir

     “Kasvetli nehrin yamacında, uzamış otların arasında sordum ona: ‘Erden kız, lambanı çarşafınla siper ederek nereye gidiyorsun böyle? Evim kapkaranlık ve kimsesiz; ışığı ödünç ver bana!’. Bir an için kara gözlerini kaldırdı, alacakaranlıkta yüzüme baktı. ‘Nehre geldim’ dedi, ‘Günışığı karanlıkta kaybolurken lambamı yüzdüreceğim suda.’ Uzamış otların arasında yalnız başıma durdum, akıntıda amaçsızca sürüklenen lambasının titrek alevini izledim.” (Tagore/Gitanjali)

     Bayramlar güzeldir. İnsanda yeni bir tazelik, ruh güncellemesi yaratır. Eski anılar renklenir. Söz bohçasından çıkar, eller birbirine kavuşur. Bazen hüzün çöker, bazen sevinçler çoğalır. Bayramın hüznünde bile kavuşmak, yarının vuslatına ermek duygusu öne çıkar. İnsanda mayıs hasreti yaratır.

     Bakın ne diyor M. Akif ERSOY;

    “Âfak bütün hande, cihan başka cihandır

     Bayram ne kadar hoş, ne şetaretli zamandır!

     Bayramda güler çehre-i masum-i sabâvet

     Ümmid çocuk süret-i safında ıyandır

     Her cephede bir nur-i mücerred lemeânda;

     Her dîdede bir ruh demâden cevelândır.”

     Toplumu kaynaştıran, birleştiren anlam yüklü günlerdir bayramlar. Toplumsal eğlencelere dönüşür, eskilerin anıları tazelenir, yeniler geçmişi öğrenme arzusuyla diz dibine çöker. Dedelerin kesesi açılır, ninelerin sandığından iğne oymalı, gül kokulu mendiller, yaşmaklar çıkar; hediyelere dönüşür.

     İşte burada Orhan Veli KANIK söz alır:

   “Kargalar, sakın anneme söylemeyin

     Bugün toplar atılırken evden kaçıp

     Harbiye nezaretine gideceğim.

     Söylemezseniz size macun alırım,

     Simit alırım, horoz şekeri alırım,

     Sizi kayık salıncağa bindiririm kargalar,

     Bütün zıpzıplarımı size veririm.

     Kargalar, ne olur anneme söylemeyin!”

     Son yıllarda ayrışmacı, kayırmalı, korku salıcı düzen içinde yaşadık. Dolayısıyla pek sevinç verici günlerden uzak kaldık. Aslında güven duygumuzu yitirdik. Bu yapı içinde köşe dönücülüğünü benimser olduk, para öne çıktı. Değerlerimizi yitirdikçe sanki bataklığa sürüklenir gibi olduk. Ama toplumlarda bazı anlar vardır ki, büyük dönüşümün işareti parlayan yıldızcasına ortaya çıkar. Umutlarımız artar. Bayram sofrasına otururcasına bir araya geliriz.

     Cahit Sıtkı TARANCI söz alır:

    “Korkarım felekte bir gün

     Bir bayram yemeğinde.

     Anam, babam gibi kardeşlerim de,

     En güzel dalgınlığında ömrün,

     Beni gurbette sanıp

     Keşke gelmeseydi bu bayram, diyecekler

     Ve birdenbire yürekler,

     Aynı acıyla yanıp

     Hepsinin gözleri yaşaracak;

     Öldüğümü hatırlayarak.”

     Bayram günlerini armağan bilerek, bereketini ve rahmetini anlayarak kutlayan insanlara ne mutlu! Toplum olarak ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark edenlerle birlikte olmak ise kişiye daha mutluluk veriyor.

     Bayramınızı kutlayarak yazımızı AbdurrahimKARAKOÇ’un dizeleriyle bağlayalım.

    “Yaza dönsün kışınız, bayramlar bayram olsun

      Dert görmesin başınız, bayramlar bayram olsun

      Otlar/dikenler dolsun Nemrut’ların çanına

      Kolay gelsin işiniz, bayramlar bayram olsun.

      Bayramlar bayram olsun…”

      Tagor’un tanımıyla, lambalarımızı yakalım, hayatın derin sularının akışına bırakalım, en güzel günleri yaşayalım.

      Toplum olarak nice güzel bayramlara.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Yıldırım - Mesaj Gönder

# Eski, bir, yeni

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.