Son Mektup

Tabip Yüzbaşı Şerafettin Bey ve Şehadetten Evvel Yazılmış Son Mektup.

14 MART TIP BAYRAMI DOLAYISIYLA…

Hazırlayan: Selçuk ŞEN, Em. Astsubay

Son mektup

 “Hissiyatımın en mukaddesi, en yüce makamı Hasineciğim, ebedi bahtiyarlığımızın lane-i saadetinin ilk kurulduğu günün pek aziz ve kıymetdar hatırası olan bu resmimiz çok seneler sonra artık yüzlerimizin buruştuğu, saçlarımızın ağardığı zamanlarda köşe minderinde oturup tatlı hasbihal ettiğimiz vakitler bize pek kıymetdar, pek şirin, pek sevimli bu günlerimizi andıracak. Gençliğin ateşli ve sevdalı heyecanlarıyla geçen bu günlerimiz, gözlerimizin önünden tatlı handelerle geçerek, vücutlarımız gibi ihtiyarlaşan kalplerimizi bir an için olsun gençlik heyecanlarıyla çırpındıracaktır ki işte bu bir anlık heyecan, yaşadığımız bütün yılların zarif muhteşem saadeti olacaktır. Sevgili, muazzez, güzel Hasine’m sen bütün bunları düşünerek bu resmimizi her şeyinden daha ziyade dikkat ve itina ile sakla, muhafaza et, zayi etme… Seni pek çok seven zevcin” (Kocaoğlu: s.109)

 Bu aşk, sevgi ve hasret dolu sözler Tabip Yüzbaşı Şerafettin Bey’in şehadetinden evvel eşi Hasine Hanıma hitaben yazdığı son mektubunda kaleme aldığı hisleriydi.

Hasine’sine büyük bir aşkla bağlı olan Şerafettin Bey kimdi? Ve nasıl şehit olmuştu: 

Son Mektup

Tabip Yüzbaşı Şerafettin Bey, Abdurrahman Bey ve Hatice Hanımın ikinci çocukları olarak 1889 yılında Bolu’da dünyaya geldi. Babasının vazifesi dolayısıyla altı yaşındayken Kudüs’e gider. Kudüs’te ilk ve orta öğrenimini tamamlayan Şerafettin Bey, Beyrut’ta yedi yıllık idadi eğitimin ardından 1908 yılında girdiği Mülkiye Tıbbiye’sinden (İstanbul) 1914 yılında doktor olarak mezun olur. Gönüllü olarak katıldığı Balkan Harbinin ardından Harb-i Umumi ’de “Tabip Yüzbaşı”  rütbesiyle askere alınır ve ilk olarak Edirne Jandarma Kumandanlığı emrine baştabip olarak atanır. Savaşın değişen şartları onun Bitlis ve Van’daki değişik birliklerde de askeri tabiplik yapmasını da gerektirmişti. 

Son Mektup

Kaynak: Prof. Dr. T. Kocaoğlu

30 Ekim 1918 tarihinde mütarekenin imzalanmasıyla terhis edilen Şerafettin Bey, 1911 yılında İstanbul’da tanıştığı Hasine hanımla 1918 yılında Kırklareli’nde evlenir. Bolu Hükümet Tabipliği, Gümüşhacıköy Hükümet Tabipliği, Sivas Merkez Hekimliği görevlerinin ardından Karahisar (Şebinkarahisar) Liva Tabipliğine atanan Yüzbaşı Şerafettin Bey bu görevine ilaveten Liva Sıhhiye Müdürlüğü görevini de yürütmekteydi.

Şerafettin Bey’in Şebinkarahisar’da bulunduğu 1922 yılında Milli Mücadele günleriydi, Batı ve Doğu Cephesinde muharebeler devam ederken Anadolu’nun birçok mıntıkasında nasihat ve tembihlere rağmen fenalıklarını sürdüren birçok şaki grupla da mücadele devam edilmekteydi. Bunlardan birisi de Ordu, Mesudiye ve Bolaman ahalisine musallat olmuş “Soytaru (Soytarıoğlu)” çetesiydi.

“Soytaru”  namlı İsmail’in başını çektiği çetenin teslim olması için Ordu Mutasarrıfı Faik Bey 2 Ağustos 1921 tarihinde teşebbüste bulunmuş ancak kendisinin görevden alınmasıyla teşebbüsü sonuçsuz kalmıştı. Faik Bey’in ardından Giresunlu Topal Osman Ağa’da Soytaru İsmail’e haber göndermiş, dağdan inmesi halinde affı için girişimde bulunacağı yönünde kendisine güvence vermişti. Topal Osman’ın bu manada Ankara ile yapmış olduğu görüşmeden beklenen netice alınmamış, Ankara Hükümeti’nin Soytaru İsmail’in affa uğramayacağını cezasını çekeceğini tebliğ etmesi ile son nokta konulmuş oldu. Akabinde Soyratu İsmail ve avenesinin fenalıklarından bertaraf edilmesi ve ele geçirilmesi için kolluk gücü devreye sokuldu.

* * * *

Şebinkarahisar Mutasarrıflığınca oluşturulan ve Mutasarrıf Rıfat Bey’in (Vona)  başında bulunduğu Mürettep Jandarma Eşkıya Takip Müfrezesi 1922 yılı Temmuz ayının son haftası Soytaru Çetesi üzerine harekete geçer. 27 Temmuz 1922 tarihinde Mesudiye Kazasına gitme planı olan Liva Tabibi Şerafettin Bey, eşkıya üzerine sevk olunan birlik mevcudunda tabip olmayışından rahatsız olmuş ve son anda müfreze ile harekâta katılmıştı. Ordu ve Mesudiye Jandarma Kumandanlıkları ile müşterek olarak eşkıya üzerine yürüyüşe geçilmiş, Murtaz Yaylası (Piraziz sınırlarında-Murtazın Yatakyeri olarak ta bilinir) ile Orta oba yayla sahası arasında Soytaru Çetesi ile temas kurularak kısa süreli çatışma yaşanmıştı. Çeteyle ikinci temas Çambaşı Yassıyurt mıntıkasında kuruldu. Dört saat süren yoğun çatışmanın yaşandığı Çambaşı Yaylası Yassıyurt mıntıkasında Şebinkarahisar’dan sevk olan müfreze pusuya düşürülmüştü. Liva Tabibi Yüzbaşı Şerafettin Bey ve 10 asker, çetenin açtığı ateş ile şehit edilmiş, Şebinkarahisar Mutasarrıfı Rıfat Bey’de esir alınmıştı. 33 Yaşında şehadete ulaşan Şerafettin Bey ve on asker bu mevkide toprağa verildiler.

Son Mektup

Şerafettin Bey 33 yaşında şehit olduğunda kızı Tomris henüz 18 aylıktı. Eşi tarafından yazılan mektuplar Hasine Hanım tarafından 1998 yılında vefat edinceye kadar muhafaza edilmiş ve bu güne değin ulaşmıştır. Yüzbaşı Şerafettin Beyin en küçük kardeşi ise Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatının önemli şair ve yazarlarından Ahmet Kutsi Tecer’dir… Mekânları cennet olsun.

 KAYNAKLAR:

KOCAOĞLU, Timur. Akartürk Karahan. “Sevgilim Güzel Hasine’m, Yüzbaşı Şerafettin’in Eşine mektupları 1911-1922”. Birinci baskı Mayıs 2017.

HAZİNEDAR, Fatin. “Küçük Bir Ada’nın Not Defterinden Bolaman”. İkinci baskı. Eylül 2017.

YILDIZ, Adnan. “Soytarıoğlu İsmail”. http: / / www. ordukentgazetesi.com. (Arşiv)

-Saha bilgilerinin teyidi noktasında Sn.Hikmet PALA’ya teşekkürlerimi sunarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selçuk Şen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.