Yitirilen Değerler

Toplumsal yapımız sarsılıyor. İnsanlar değer kaybına uğramış, hangi yöne gideceğini, kime değer vereceğini şaşırmış durumda. Yerel seçimlere ilgisizliğin en büyük nedeni bu.

Toplumumuz durağanlıkla hamle arasında bocalamaktadır. Eskiye sahip çıkarken ne kadar geriye düştüğünü, hamle yaparken hangi adımı atacağını bilememektedir. Teknolojideki hızlı değişimlere uyum konusunda zaten beceriksiz durumdayız. Sorun teknolojiyi ithal etmek değil, nasıl kullanılacağını ve onu üretmekteki beceriyi bilmektir. Bundan da uzağız.

On yılda bir yapılan ihtilaller, toplumu hep bir kurtarıcıya muhtaç hale getirmiştir. Toplum kurtarıcı bir baba, kurtarıcı bir lider arar duruma getirilerek tanımlanan liderin peşine düşülmüştür. Üzüntüyle ve yakınarak söylemek gerekir ki, bu tip liderlerde dışarıdan ithal anlayışlarla Cumhuriyetimizin değerlerine karşı olmuşlardır. Tarihten gelen yapımızla padişah, ağa, bey, şeyh, kadı .. gibi kişilere koşulsuz biat anlayışını terk edemedik. Kendi kurtuluşumuzu kendimiz yaratamadık. Cumhuriyet buna çare olmuşken, kulluktan vatandaşlığa uzanmışken, dinci bağlılıktan laik, özgür düşünceye kavuşmuşken akla uymayan, toplumu bağnazlığa yönlendiren söylemlerle aklımız hepten karıştı. “Keşke Yunan kazansaydı” diyen söze karşı olamadık. Kurtuluşu ve kuruluşu yapan kişilere yapılan saldırılara aldırış etmedik. Dincilik hortladı, dini değerlerimizi heba etmeye başladık. İnancımızı sadece ibadet seviyesine indirgeyerek ahlak değerlerine sahip olmaktan umudu kestik. Yalan cebimize girdi. Çocuk istismarına, kadınlara saldırıya “Bir kereden bir şey olmaz” diyebilme aymazlığına geldik. Cennetin yolunu takunyeye, Hac ziyaretini kent meydanında kurulan Kâbe profiline indirdik. Siyaseti “Benle olmayan bertaraf olur” nidalarıyla yönetmeye başladık. Yandaş basın üreterek halkın doğru bilgilenmesini önledik. Yağdanlık müteahhitlerle çıkar mekanizmasını işletir duruma ulaştık.

Depremin değil yıkılan evlerin altında kaldık, ders çıkaramadık. Anayasa Mahkemesi kararlarının bile dinlenmez olduğu hukuksal bozukluğu gördük. İşe girerken yeterlilik yerine bizden olma koşulu önem kazandı.

Emekliler utanç sınırında yaşarken zam vaatleri güldürü seviyesine dönüştü. İşçi örgütleri sadece ücret anlayışını önceledi, tarihsel görevlerini unuttu. Memur sendikaları sayısal hesaplarla üyelik yapmaya, oradan önemsenmeye çalışır oldu. Üretici, çiftçi gerçek değerini bilip dik duramadı, hep yakındı.

Eh, atı alan da Üsküdar’ı geçmeye çalışıyor.

Geçer mi?

Göreceğiz.

Her koşulda umudu tüketmek yok. Demokrasiye, Cumhuriyete inananların; ülkeyi sevme duygusuyla çaba gösterenlerin, ulusunun yüce varlığını hissedenlerin bu sevdalarından vaz geçmeleri mümkün değil.

Yerel seçimlere bu sevdayla bakarak gidelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.