Eyvah Eyvah

Çöküntüdeyiz.

Ahlakın fay hatları benliğimizi sarsarken “.. bir şey olmaz!” aymazlığı içinde yaşayıp gidiyoruz.

Her şey ahlaksızca kazanılan paraya dönüşmüş durumda. Siyasetin pisliği boğazımıza kadar yükselmiş ama aldırışsız yaşıyoruz. Takım tutar gibi partizanlık yapıp kendimizi birilerinin eline teslim ediyoruz.

Bu kadar çürümemiştik.

Daha yüz yıl geçmeden kurtuluşumuz ve kuruluşumuzun amaçlarını unuttuk. Cumhuriyet devrimlerine karşı tavır almaya başladık. Karşı devrim İslamcılık anlayışıyla üzerimize geliyor. Yüce dinimizi sömürüp yalancı bir anlayışı ortaya koymaya, bununla varlıklarını, yaptıklarını savunmaya çalışıyorlar.

Kutsal kitabımız Kuran’ı anlamak, uygulamak yerine tarikatlar üzerinden hareket edip yeni bir din yaratmaya, savundukları din adına ahlaki felsefelerini de topluma dayatmaya çalışıyorlar. Cumhuriyetimizi “lâ dini/ Din dışı devlet” gösterip yağmacılıklarını, helal dışı kazandıklarını din adına yaptıklarını söyleyip kandırıyorlar.

Hele son günlerde ortaya çıkan “Çocuk istismarı” konusundaki ahlaksızca söylemler ve davranışlar öyle bir koku yaymaya başladı ki, duymaktan, aynı ülkenin vatandaşı olmaktan utanır oldum.

Siyaset, iktidar olmak ne işe yarar?

Milletin vekili olamamış milletvekillerimiz ne yapar?

Yumruklarla devlet mi yönetilir?

Ahlaksız davranışlar karşısında “Oy kaybetmeme” amacıyla suskun mu olunur?

Önünüzü aydınlatmak için başkasının ışığına ihtiyaç duyuyorsanız, karanlık kapınızda demektir. Işığınızı kendiniz yaratın.

“Seçmen olmak” ne demektir farkına varın, kendinize güvenin.

Olumsuz bulduğunuz her şeyi, her olayı, her haksızlığı sormak, soruşturmak, öğrenmek hakkınızdır; bunu unutmayın.

Dümenin suyunda gitmek yerine kendi akıntınızı kendiniz yaratın. Yelkeninizi seçtiğiniz rüzgarla doldurup rotanızı kendiniz belirleyin.

Ahlaksızlığın temeli erdemsizliktir. Erdemli olmak dik duruş gerektirir.

Hayatınızın hikayesini siz yazın. Kalemi başkalarının eline teslim edip onun çiziklemelerine kapılmayın.

Yolda yürürken çocuklarımıza bakıp endişelere kapılıyorum. Bu yavrucukları, ana baba kuzularını kimlere teslim ediyoruz; korkuyorum.

Anne babaların aldırışsızlığından da yazıklanıyorum. Bu denli sessiz mi kalacaktık; şaşkınım.

Çevreme endişe içinde bakıp “acaba”lar peşim sıra yürüyüşe geçmiş sanki. Toplum sarsılıyor. Toplum değerlerini kaybediyor. Dünya ise bize kahkahalarla gülüp dalga geçiyor. Dolarlar başımızdan aşağı yağınca sanki kurtulacağız!

Dedim ya, çöküntüdeyiz.

Ruhumuz karanlıklara gömülüyor. Bu karanlıktan çok zebaniler çıkacak, hüküm sürmeye çalışacak. Ama umutsuz muyum?

Asla.

Türkiye Cumhuriyeti’nin aydın yürekli insanları elbette ortaya çıkacak ve bu gidişata dur diyecektir.

Umudunuz solmasın.

[email protected]

27 Şubat 2024/ ORDU

    

    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürsel Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.