Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

 

Ordu doğumlu olmadan Ordulu olan, Ordu seyircisinin bağrına bastığı 11 yıl Orduspor için ter döken savaşan;  Yengeç Selim, 29.06.1956 tarihinde, babası Ahmet Şener Samsun Terme Belediyesinde Zabıta Komseri yaptığı yıllarda Terme’de dünyaya gelmiş. Amcazadeleri Ahmet Şener’in Orman Bakanı(1974-77)olduğu dönemde, Orman Bakanlığına geçip Selim 6 yaşındayken Trabzon Orman Müdürlüğünde yeni görevine başlamış. Şener ailesi, anne Ayşe Hanım kızı Sevim ve üç oğlu Mehmet, Helim, Selim ve küçük kardeş Yunus ile birlikte, sülalelerinin çoğunun da yaşadığı, Trabzon’un en büyük, en köklü ailelerinin yaşadığı Cumhuriyet  Mahallesi Hacı Kasım mevkiinde yerleşirler.

Orduspor’da oynadığı futbolculuk yıllarında kendisini sevdiren, arkadaşlıklar kuran, bizden biri olan sevgili Selim’in çocukluğu ve bizden biri olduğu yıllara kadar geçen hayat hikayesini kendisinin anlatmasını istedim.

“İlkokulu Trabzon İskender Paşa İlkokulunda okudum. DördünCü sınıfta okulumuzun bahçesinde mika, singer ve lastik toplarla oynamaya başladık. O dönemlerde beşinci sınıfta Şerif diye bir arkadaşım vardı, iki tane de çocuğu vardı. İnanılmaz ama gerçekti. Sonrasında Arafil boyunda yeni bir ortaokul açıldı. Rumcada mezarlık anlamına gelen Maşatlık Ortaokulunda okumaya başladım. Haliyle okulun bahçesinde sınıf maçları yapardık. Fizik olarak büyüktük şimdi bir genç görüyoruz cılız vede küçük, ‘Nerede okuyorsun?’ diye soruyoruz; ’Üniversitede’ diyorlar.

Hafta sonları Cumhuriyet mahallemizde ara sokaklarda hemen, hemen her gün aramızda gazozuna maç yapardık lakin yenilen hiç bir takım gazozları almazdı. Mahallemizden toplu okula gider, toplu dönerdik. Dönem kaybetmeden ortaokulu bitirdiğimde, başarı durumuna göre Trabzon Lisesine girebildim. Lise ikide okul takımına girdim. Liseler arası  maçları oynanırken o yıllarda okulumuzun tüm talebeleri izinli sayılıp bizleri desteklemek için trübünlerdeki yerlerini alırlardı.

           Mahallemizde  her birimize emeği gecen rahmetli hocam Özkan Sümer ve  rahmetli  Trabzonspor’un kurucu başkanı Rıfat Dedeoğlu’nun da mahallesiydi. Trabzonspor Külübünün binası da mahallemizdeydi, önünde de bir dönüme yakın bir bahçe vardı ki, her günümüzün yarısı okul harici burada top oynamakla gecerdi.

Trabzonspor’da ve başka illerde futbol oynayan topçular bu sahada ter dökmüşlerdir.  Mahalle maçlarından ayrı Ziya Bey Sahası olarak adlandırılan bir saha vardı ki burada her yıl Sadi Tekelioğlu’nun katkıları ile Altın Kolye Turnuvası düzenlenirdi. Her mahalle kendi takımı ile katılır. Dünya kupası sütatüsünde oynanırdı. Şampiyon olan takım futbolcularına altın kolye verilirdi. İki dönem ben de almıştım.

O küçüçük sahada maçlar oynanırken, futbolla ilgili tüm akiller Ahmet Suat Özyazıçı, Özkan Sümer (hocanın da takımı vardı o da oynardı )Amatör kulüp başkanları, hocaları Sebat Gençlik yönetimi tüm Trabzonlu sporseverler yer bulmak için erkenden gelip maçları izlerlerdi. Trabzon yönetim kurulu da hiç bir zaman sahamızda oynayamazsınız dememiştir.

Futbola burada başladım, sonrasında Trabzon lisesi mezunuyum. Trabzon lisesi futbol takımında iki dönem oynadım. Ortaokulu Arafilboyu mahallesindeki Maşatlık orta okulunda oynarken, o yıllarda Türkiye amatör takım  şampiyonu olan ve de Ankara’da Gençlerbirliği’ni yenen, Arafilboyu Mahallesinin Gençlerbirliği takımının genç takımına seçildim.

.

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

 

Gençlik yıllarımda diyebilirim ki 16 yaşından sonra arkadaşlar arasında mahalle lideri gibiydim. Benden habersiz hiç bir arkadaşım hangi konu olursa olsun racon kesemezdi. Erol Taş’ın, Bilal İnci, Hayati Hamzaoğlu’nun filmlerini seyrederdik. Tabi ki her biri Allah rahmet eylesin Eşkiya filmleri çevirirlerdi.  Filmdeki tavuk yeme sahnesini seyreder, mahalleye gelir bizim kümesten üç tavuk çalar fırında pişirip, aynı rolü yaşamaya calışırdık. Sonunda da rahmetli babamdan şaplağı yerdim.

İşte o yıllar da, Gençlerbirliği Genç takımından A takımına çıktığım yıllardı. Bu dönemlerde Trabzon’da bir lise daha açıldı; Aftan Kitapçıoğlu Lisesi. Bu okulun futbol takımında oynayanların da çoğu daha sonra Trabzonspor’da futbol oynadılar.

Hababam sınıfı değildik ama gençliğimizde her günü başka bir heyecan, başka bir etkinliklerle geçiriyorduk. Lise bando ekibindeydim. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında beyaz üzerine kırmızı apoletlerle eski Avni Aker Stadyumunda devlet erkanının önünden geçerken bu ülkenin evlatlarıyız, ileride devletimize iyi bir birey olmanın faziletleri yaşayaçağız duyguları ile mutlu olurduk.

Lise birde, ikide, üçte, hiç kitap aldırmadım ve de taşımadım. Cebimde yüz sayfalık beyaz defterimden başka bir şey taşımadım. Her dersi resim hariç günü gününe ona not alırdım. Liseyi bitirince Trabzon Amatör karmasında oynadım. Rahmetli Özkan Sümer hocamın her futbolcuya olduğu gibi bana da katkıları çoktur. Yine amatör sporcuya katkı sunan Gençlerbirliği hocası rahmetli Celal Genç, altı arkadaşımla birlikte beni 1974 yılında Nevşehirspor’a götürdü. Arkadaşlarımın hepsi  profesyonel imza attılar. Benim hocam Arif Sırtkaya ve efsane futbolcularımızdan rahmetli Ergun Kantarcı amatör mukavele yap demişlerdi. Bir sezon Nevşehirspor’da oynadım. Sonra Trabzon’a geldim.

 

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

  Trabzon Gençlerbirliği A takımda.

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

24 Şubat futbol takımı.

Trabzon 24 Şubat Kulubü Başkanı Gümrük Müdürü olan rahmetli Kemal İraslan beni bırakmadı. 2 bin 500 lira para, dayıma bir karton yabancı sigara, bir kot pantolon ve Arjantin markalı bir futbol ayakkabısına 24 Şubat Kulübü futbolcusu oldum. O yıl Trabzon amatör şampiyon oldu. Biz de( 24 şubat) ikinci olduk. Şampiyon Trabzonspor amatörde oynayan tüm futbolcular Trabzonspor’da oynadılar. Yeni sezonun başlarında, Trabzon Anadolu Ajansı Müdürü Rahmetli Suavi Kaptan ve de Orduspor yöneticisi Erdoğan abi beni Orduspor elemelerine Ordu’ya getirdiler. O yıllarda santrofor oynuyordum . Elemelerde Rahmetli korsan İsmet teknik direktördü. Elemeleri kazandım.

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

1976 Ordu spor.

İlk yıllar kadroda fazla boy gösteremedim. Benimle beraber Trabzon’dan Orduspor’a gelen rahmetli Selahittin Diyadin ve sağ açık sakal Recep kadroda yer bularak oynuyorlardı. Sezon sonu onlar ayrıldılar. 1976 sezonunda beş maçta sonradan oyuna girdim. İki kupa maçında oynadım. Beş altı maçta özel maçlarda oynadım sonraları Rahmetli Yener Çelik, Alt yapı hocaları, Kahraman hoca, Osman Akyol . A takım hocam Rahmetli Necip Cemal Gökalp ve  Orduspor’la perçinleşmiş Fikret Ayabakan tüm Ordu’ya vefa borcum varken var oluş sebeblerim.

 

               Sonrasındaki abilerim, rahmetli Ahmet Çay, Kaptanım Üstün Türközer, Güven Türközer kaptanım.  Kanatları altında rakiplerime baş kaldırdığım sevgili abim rahmetli Salih Aydoğan, Turgay abi, Arif abim. İlk yıllarımda hep yanımda olan kalecimiz Mustafa Özbey, her daim futbolu başka bir duygu ile oynayan Erol abim (pele)rahmetli Öner abim, rahmetli kardeşim Uğur. Her birimiz birimizin mutluluğunun ve de üzüntüsünün tablosunu yapmaya çalışan acemi ressamlar gibiydik.

 

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

Yıllar akıp geçerken ..

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

Necip Hoca-Fikret Hoca ve Osman Hoca ve Radoviç Dursun ile.

Bir perşembe günü çift kale maçında namı diğer Fikret abim beni A takımda stoper olarak oynattı. Dün gibi hatırlıyorum. Necip hoca, Osman hoca Fikret hoca ile birlikte bana; ‘bak aslanım senin alanın burası arkanda Salih abin var. Rakip santrofor seni çizgilere çeker. Orada onu bırak onsekiz üzerinden ayrılma, basit ve de sade oynamaya calış’ Dedi. ’Buralarda çalım atmaya falan çalışma, senin adamın Santrafor. Sakın yüzünü kaleye döndürme. Hadi baklaım’ Dedi.

Maçlarda oynarken de Turgay abi; ‘Hadi aslanım sen onu yersin’ deyip cesaret verirdi. Ben de zaten ondan oldukça fazla vardı. Rakiplere kafa topu bile bırakmıyordum.  İşte bu oğlum kim tutar seni, telkinleri ile, en önemlisi de rahmetli Salih Aydoğan’ın kapı gibi arkamda olması. O olmasaydı Selim nereden o formayı giyecekti. Mekanı cennet olsun. 

O sezon kıt imkanlarla başarılı bir sezon geçirdik. Stoper mevkiinde oynadıkça öz güveni de cebime koyduğumdan, daha farklı, daha katkılı oynadığıma inanıncım tamdı. Artık her maçta rakibimi konrol ederken, sağdan veya soldan rakip sağ açıklar beklerimizi geçtiğinde. Anında bek kademesine girip, rakip atakları durdurmaya calışıyordum. Nasıl olsa Salih abim onsekizin üzerinde. Atak bittiğinde hemen yerime dönüyordum.

 

Lakap

Önceleri Turgay abi bana  Alman Santrafor ‘Benjamin Toshack’  lakabını taktı, ama ‘Yengeç’ lakabı üzerime yapıştı.

 

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

Mamak Muhabere BJK’li Ömer abi ile acemi birliği.

Askerlik görevim acemi birliğim Mamak Muhabereye çıkmıştı. Sonrasında Ordu’ya geldim. 12 Eylül darbesinde kaptanım Salih abi, ben ve de sevgili kardeşim sol acık Yücel Uyar’la beraber askerlik yaptık . Askerliğimizde çok anılarla dolu geçti.

Şimdi gramerden Trabzonluyum ama tüm Trabzon beni Ordulu bilir. Şu an Trabzon’da bir yerel gazetenin genel müdürlüğünü yapıyorum. Jübilemi Trabzonspor’la Ordu’da yaptım. Jübileme gelen tüm Ordululara ayrıca teşekkürler.

Jübilemden iki yıl sonra Giresunlu Aziz hocanın ısrarları ile tekrar amatörlüğe dönüp düşme hattında olan Sinopspor’da hem yardımcı hoca, hem kaptan oyuncu olarak altı ay tekrar top oynadım.

1.    Lig’den 2. Lig’e düştüğümüzde

Ordu Valimiz Necati Çetinkaya’nın girişimiyle Adana Osmaniye’de de hem kaptan hemde hocamız Çetin Güler’in yardımcılığını yaptım. Tekrar Ordu’ya döndüm, şampiyon olarak tekrar 1. Lig’e cıktık. Yıllar sonra PTT 1. Ligi’nde Genel Menerjerlik görevinde bulundum. Zor günlerdi. Orduspor öylesine ekonomik dar boğazda bırakılmıştı ki. 2. Ligin takımını bile hazırlayamadık. İnanıyorum ki Karadeniz’in değil futbolda, Türkiye’nin incisi Orduspor hak ettiği yere tekrar ulaşaçaktır...

AY YILDIZ TAKTİĞİ

 Bir roportajda basın mensupları Rahmetli Necip Cemal hocama soru soruyorlar; ‘Sayın hoca Orduspor’un 23 tane futbolcusunun toplam değeri, Fenerbahçeli bir İlyas Tüfekçi etmezken. GS’li bir Engin Verel etmezken bu başarının sırrı ne?’

Necip hocam da muhabire; ‘Siz anlayamazsınız, bu işin sırrı Ay Yıldız Taktiğidir.”

‘Nasıl?’ denilince Necip Hocam; ‘Orta alanda rakibi durdurmayı amaçlarım, bunu başardığımda bende yengeç var. Bir ayağı sağbekin arkasında, bir ayağıda sol bekin arkasında. Geriye ne kaldı. Güven soldan, Kemal Yıldırım sağdan. İki orta biri gol. Mahmut atar. Sonradan Orduspor’a gelen Bedri atar. Bu kadar basit demişti’ , gururlanarak.

      1981 yılında mahallemizin kızı, çocukluk arkadaşım Trabzon Tapu Müdür Muavininin kızı Işıl Ünver ile evlendim. Üç cocuğumdan dört erkek bir kız torunum var. Sevgili eşime bir sohbette; ‘Ne kadar şanslısın; bir  tekavvut torunu, bir bakan torunuyla evlisin’ dediğimde; ‘neeee’ deyip çeyiz sandığını açtı. Elinde bir albümle geldi. Bana uzattı, ikinci sayfayı açtı ve sordu; ‘Bu kim? İsmet İnönü. Bu kim? Fevzi Çakmak. Peki bu kim? Atatürk’ün huzurunda duran.’ Kim, dedim, ‘O benim dedem, Topcu Albay Fazıl Ünver’ dedi. ‘O yıllarda Trabzon, Rize, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt dedeme bağlıydı’ deyince sözümü geri aldım.

Benim sülalem Osmanlı’dan sonra Kahramanmaraş’tan Trabzon’a gelen Ramazanoğulları’nın bir kolu Tekavvutoğulları. Yani Osmanlı’da kimi zaptiye memuru, biri kaymakamlık zabiti yani devlet memurları hesabı. Trabzon’un her köyünde, ilçesinde, yaş gurubu elliden üste olan insanlar bizim sülaleyi tanırlar.

CHP’de yıllar boyu Milletvekilliği,  Orman ve Devlet Bakanlığı yapan amcamız Ahmet Şener’i herkes hatırlar. Onun oğlu da  Sadri Şener’le Trabzonspor bir şampiyonluk yaşamış. Birini de kıl payı şike olayları ile Fenerbahçe’ye kaptırmıştı.

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

Orduspor ile ilk maç

Giresunspor 2. Lig’de, biz 1. Lig’deydik. Giresun’da özel bir maç yaptık. Giresunspor’un kalecisi Necdet Sarıalioğlu’ydu. Maçın sonlarına doğru orta saha yayı üzerinden 45 metreden ona bir gol attım, Necdet bir daha kadroya giremedi.

Lakin o sezon benim için arzu ettiğim düzeyde değildi. O kadar çok anılarım var. Herkes ağır takılıyordu. Disiplini bozan ben oluyordum ama kimse bana kızmıyor aksine gülüyorlardı. Moral kazandıran güldüren farklı feşellikler aklıma geliyordu. Hangi birini anlatayım. Mesala Kızılcahamam’da kamp yapıyoruz. Bir küçük cam faresi yakaladım, Turgay abimin yatağına attım dünya yıkıldı.

Pele Erol abi kendi dünyasında ayrıcaklı bir futbolcuydu. Keyfalan Yaylasında kamp yapıyoruz. Erol abimin odasında sakladığı balı aldım. Kaptan Salih’le benim kaldığım odaya sakladım. Bal bitti benim aldığımı anladı bir ay benimle konuşmadı.

Eskişehirspor’la Ordu’da oynuyoruz, Erol abim Ender Konca ile kafa topuna çıktı çarpıştılar. Hemen yanına gittik. Hakem sordu bir şeyin varmı diye. Erol abi; ‘Hocam burnumun kemiği sızli’ deyince yerlere yattık. 

Kadri Aytaç hocamız idman saatlerine takıntılıydı. Ben de o yıllar emniyet teşkilatıyla samimiyim. Hoca arabasıyla kulüp yönüne girdiğinde trafik polisi arkadaşıma ehliyetini aldırdım. Sonra da arkadaşımdan ehliyeti ben aldım. Kulübe geç gittim. İçeri girdiğimde ‘Nerdesin evlat saat kaç’ deyince ‘Hocam sizin ehliyeti polisten aldığım için geç kaldım’ deyince, beni amatör takımla idmana gönderdi. Sakatlanıp Ankara’ya tedaviye gittim. Bir hafta sonrada Milli Takımın maçı var. Ankara’dan Milli takıma çağrıldınız. Şu gün şu saate Ankara Yeni Otelde olunuz, diye. Pele Erol abinin adresine telgraf gönderdim. Erol abi inanıp, telgrafı herkese göstermiş gitme hazırlıklarına başlamış, günü gelince şaka yaptığımı söyledim. Erol abi; ‘Ankara’ya milli takıma çağrıldım. Siz gitmemi istemiyorsunuz’ diye diretmesin mi… Yalvar yakar zor ikna ettik.

İstanbul’da bir Fener maçı oynadık, o maçta rahmetli Selçuğun ayağını çatlatmıştım. Bilerek değil maç içerisinde, stadyumun dışındaki beşinci pulvara düşmüştü. Maç sonu Kadıköy’deki Olimpiyat Şampiyonu Gazanfer Bilge’nin otelinde kalıyoruz. Maç berabere bitmişti. O yıllardaki santforumuz kaynarcalı Bedri’yi ve Trabzonspor’dan aldığımız Metin’i alıp Kadıköy’de dışarı çıktık. Her taraf Fenerbahçe posterleri ile dolu. Köşede oturduk meyve suyu içerken, iki erkek, iki bayan sohbetteler. Erkeğin biri diyorki; ‘Ya bu Ordulular burada bu kadar hırçınlık yapıyorlarsa, Ordu’da neler yaparlar’ diyerek küfür ediyordu. ‘O dört numarayı gördüz mü’ der demez kaltım ayağa yanlarına gittim. Sordum o dört numarayı tanırmısın diye. Der demez orası karıştı. Kendimizi otele zor atmıştık. Otele geldik sessizce yatalım derken. Metin ve Bedri; ‘Yaktın bizi şu halimize bak deyince’ pişman olduk ama iş işten geçmişti. Sabahleyin hiç birimiz kahvaltıya kalkamadık. En güzel uykuyu cekmiştik.

Coşkun Köksal Orduspor’a gönülden katkı sunan başkanlarımızdandı. Limanın başında Dubara Selahattin’in çalıştırdığı bir restaurant vardı. Bayan sanatçı proğram yaparken Salih abimi, Şükrü’yü oraya getirdim. Meğer başkan da oradaymış. Ben sanatçının ayaklarına gül yaprakları dökünce, kadın bana; ‘neden gülü başıma değilde ayaklarıma döküyorsunuz’ Deyince ben tam cevap verecekken, birde baktımki başkan arkamda; ‘Yengeç, yengeç seni kızılcık deyneği ile döverim, lakin seni de severim’ Dedi. Kümeye düşmekten kıl payı kurtulmuştuk. Bu akşam izin akşamımız başkanım dedik. Kaptan Salih abime, Şükrü gidelim kaptan deyince, başkan, ‘oturun, çiçek miçek işlerini de bırakın’ dedi. Haliyle hesabı da başkana ödetmiştik.

Bir dönem GS’lı Zafer ,Faruk,  BjK’lı Tezcan abi santrofor. Kiralık Orduspor’a geldiler. Otel Gülistan’da beraber kalıyoruz. Benim de aşayiş müdürlüğünden polis arkadaşım Nizam da otelde benim odanın bitişiğindeki odada kalıyor. Biz Göztepe’yi  4-0 yendikten sonra otelde yedik, içtik, bunlar yattılar. Benim Nizam da memlekette, polis elbiselerini temizleye vermiş onlar otele gelmiş. İzin akşamı biraz alkol aldım. Nizam’ın odasını açtırdım. Düdüğünü aldım, elbiseleri giydim. Otelin önündeki ana yola çıktım. Yoldan geçen arabalara özellikle Perşembe dolmuşlarına düt. Dur, geç yapmaya başlamışım. Minibüs şöförünün bir beni tanımış Trafiğe şikayet etmişler. Gelip beni aldılar. Baba adamdı Emniyet Müdürü Necdet Menzir; ‘Ne dersin Selim’ deyince, Müdürüm hiç kimsenin kalbini kırmadım kimseye ceza kesmedim, galibiyetkutlayıp biraz alkol aldım. Kendimi film artisti zannettim, hani filmlerde hakim olunuyor, doktor savcı olunuyor, ben rütbesiz trafik polisi oldum. Hepsi bu dediğimde şuç teşkil eder deyince; Şu Ordu’da her evin çocuğu Yengeç Selim. Hangi hakim baba bizi sorgular sayın müdürüm, Dedim.

12 Eylül olmuş, ben Sıkıyönetim komutanlığında kaptan Salih abim ve Yücel Uyar’la beraber askerim. Zaman zaman nöbetçi değişimi için komutanlıktan çıkar şehre inerdim. Bir akşam her gün oturup sohbet ettiğim Ayhan dayı, Horoz Temel ve de Nejat isminde arkadaşlarım bir araçla önümüzden gidiyorlar. Giderlerken de araçtan aşağıya bira şisesi atıyorlar. Kim olduklarını önceden bilmediğim için araçlarının önünü kesip, üçünü birden bizim araca aldırıp sıkı yönetim komutanlığına getirdim. Nezarete attık. Yalvarıyorlar; ‘Bir daha yapmayacağız, Allah’a salıyorlar.’ Olmaz arkadaşlar ben şuan askerim dedim nezarette sabahlattım. Sabahleyin bırakıldılar. Ama bana darıldılar. Ne zamanki istanbulda BJK’şı 1-0 deplasmanda yendik. O yıllarda nerde uçak otobüsle Ordu’ya kulup binasına geldik. Üçü birden gelip; ‘afferim yengeç adamsınız’ dediler barıştık.

O yıllardaki Orduspor sevgisi sevgiliden daha öndeki bir olguydu. Orduspor bana çok şey öğretti. Bu şehrin tüm insanlarına vefa borcum var. Beni hiç ağlatmadılar. Konu Orduspor olunca hep dertlenirim. Her şeyi öğrettiniz de neden ağlamayı öğretmediniz. Oysa kimseye göz yaşımızı göstermeden tüm arkadaşlarımın hepsi göz yaşı dökmüştür. Bütün takım arkadaşlarım abilerim kaptanlarımla yıllar yılı kopmadık. Ordu’dan rahmetli Ahmet Çay geldi geçti, delikanlılık abidesi gibi.

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

Selim Şener-Ahmet Çay.

Mustafa Özbey aynısı, Zafer Dilber. Bir Fahri Çelebi dayımız, kimler geldi kimler geçti. Türk futbolunda iz bırakır dediğim Süleyman Ersoy (Keegan)bir dönem oynadı sonra bıraktı. Karakteri yüksek bir futbolcuydu hala üzülürüm.

Kimleri sayayım. Her köşede bir anım, bir dostumun eşliğinde yıllarımı geçirdim. Ben Ordu ile bir kere değil her zaman beraberdim. Yaşanmadan anlatılmıyor. Onun içindir ki her Ordulu dostuma; ‘Hayatınız yollar kadar uzun, akşamları Fidangör üzerinde batan güneş kadar romantik olsun’ söylemini yazarım. Saygılarımla.”

 Kıymetli futbolcumuz, Ordu’nun Yengeç Selim’i ile sohbet güzeldi.  Bundan sonraki yaşantısında değerli eşi, çocukları ve torunları ile başarı ve mutluluklar diliyoruz. Ordu seni seviyor…

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

Şimdilerde Trabzonda bir basın kuruluşunun

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

1978-79

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

1980-81.

Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim
Selim Şener; Namı diğer Yengeç Selim

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yavuz Kalyoncu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.