Say Beni

Eski nesil sevdalarda sevilenler, çoğunca sevenleri tarafından sevildiklerinin farkında değildi. Ya da işlerine öyle gelirdi. Sevildiklerini bilmemezlikten gelirlerdi. Bu durumda sevenlerin işi oldukça zordu. Ne yapsalar, ne etseler kabul görmüyordu çünkü. Sevilenler, ne kadar kaçarlarsa sevenleri tarafından o kadar kovalanacaklarını bilirlerdi. Onun için sevilenler de çoğunca; ego tavan yapmış, kibir artmış ve beklentilerde de sınır aşılmıştı.
Oysa sevilen, sevenin sevgisi ile anlam kazanır ve değer görürdü. Seven olmazsa sevilen de olmazdı. Sevilen, varlığını sevenin sevgisine borçluydu. Veysel, bu duruma ne de güzel açıklık getiriyordu.
" Güzelliğin on paretmez,
Bu bendeki aşk olmasa." diyordu.
Kerem'i, Aslı için yakan yandıran ne ise, Mecnun'u Leyla için çöllere salan da, Ferhat'a Şirin için dağları deldiren de oydu. Yani beklentisiz Sevgilerin gücüydü. Bu duruma göre sevginin açamayacağı kapı yoktu sanki.
Hal bu ki, sevgi de emek istiyordu. Onun da bakıma, onarıma ve özen gösterilmeye gereksinimi vardı. Fedakarlık istiyordu. O da itina ile beslenmeliydi aslında. Anlayış, sabır ve hoşgörü istiyordu. Sevilenin, sevene hiç olmazsa bir vefa borcu olmalıydı.
Oysa sevilen hep alacaklıydı. Hiç borçlanmıyordu. Herhangi bir sorumluluğu da yoktu. Bu işte bir terslik vardı aslında. Sevenin ise ne borcu bitiyordu, ne de derdi. Yüreğindeki büyüttüğü beklentisiz sevgisinin bedelini ödüyordu. Bütün sorumluluk da onun üzerindeydi.
Bana da bu durumda sevdiğinden umudunu kesen insanlara tercümanlık etmek düşüyordu.

Bir gün olur ben aklına gelirsem,
Yıllar yılı yorduğuna say beni,
Vadem dolar hakka teslim olursam,
Elden ele sürdüğüne say beni.

Kantar vursam tutmuyorki orantın,
Gerçek değil zahiriymiş görüntün,
Ne kibrin azalır ne de kuruntun,
El yanında yerdiğine say beni.

Tükendi mevsimler bitti bu yılda,
Zulmette din iman kalır mı kulda,
Bir elin yağda ya bir elin balda,
Güzel günler gördüğüne say beni.

Yetmedi mi ezim ezim ezdiğin,
Dertlerimi sıra sıra dizdiğin,
Ne yazdığın belli ne de çizdiğin,
Defterimi dürdüğüne say beni.

Yekta-i yem canlarıma yetirdin,
Beni benden aldın aldın götürdün,
Hem hakim hem savcı oldun bitirdin,
Kalemimi kırdığına say beni.

Yeni nesil sevdalarda ise bu zorluklara pek rastlanmıyordu. Her şey çok da kolay oluyordu. Kimse kimsenin egosuna dayanmak, kaprisini çekmek zorunda değildi. Kimse kimseye mecbur değildi. Kısaca bir tuşa basmak yetiyordu. Belki de doğrusu da buydu.
Kalın sağlıcakla.

SÖZ MÜZİK VE YORUM :YEKTA AYDIN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yekta Aydın - Mesaj Gönder

# bir, yeni

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ordu Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler