Musevilerin Filistin’de Arazi Satın Alması

Bir arşiv belgesi üzerinden hazırlanan bu çalışma

Devlet Arşivleri’nden temin etmiş olduğum belgenin tamamı okunduğu zaman anlaşılacağı üzere devamı olması gerekmektedir. Ancak sisteme yüklenen tek belgedir. Belgenin devamı arşivde ya kaybolmuş ya da başka dosyalara karışmış olmalıdır. Durum böyle olunca rapor niteliğinde olan belgeyi yazanın kim olduğu da anlaşılamamaktadır. Bununla birlikte okunan kısmında çok ibretlik bilgiler bulunmaktadır.

Belgede Musevi, Yahudi ve Siyonist tabirlerinin üçü de kullanılmıştır. Ayrıca Yahudi zenginlerinin aldıkları büyük arazileri yine Yahudilere dağıtarak oraya yerleşmelerine yardımcı oldukları belirtilmektedir. Bunu desteklemek için banka kurarak para topladıkları da anlatılmaktadır. Buna ilaveten Filistin’e girmek için çevirdikleri entrikalar da belgede anlatılmaktadır. Böyle büyük arazileri Yahudi zenginlerin nasıl aldığı, ne zaman aldığı da cevabı merak edilen sorulardandır.

Yahudilerin Siyonist emelleri uğruna nasıl uzun vadeli planlarla çalıştıkları, neler yaptıkları bu tek belge ile kolaylıkla anlaşılmaktadır. Bu arada kendi küçük menfaatleri için bazı memurların da bunlara göz yumduğu belgede anlatılan diğer hususlardandır.

 

Musevilerin Filistin’de Arazi Satın Alması

Okunan belgenin tarihi 1910’dur. Yani 2. Abdülhamid sonrasıdır. Fakat Yahudilerin Filistin’de toprak alma meseleleri çok eskidir. Bir kısmı da Sultan 2.Abdülhamid döneminde alınmış olmalıdır. Oysa Sultan 2. Abdülhamid’in Filistin’de Yahudilere toprak satışını yasakladığı bilinmektedir. Acaba durum nedir, yasal bir boşluk mu bulmuşlardır?

Doç. Dr. Sezai Balcı ile Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu'nun "Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu" isimli müşterek çalışmasında Rothschild üyeleriyle görüşen Osmanlı hükümdarları 2. Mahmut, Abdülmecid ve 2. Abdülhamid zamanında ilişkilerin kurulduğu ve devam etmiştir. 2. Abdülhamid zamanında Rothschildlerin, Filistin'de koloniler kurdukları, Abdülhamid'in Filistin'de yaşayan yerli ve yabancı Yahudilerin toprak satın almalarına izin verdiği belgelerle sunulduğu belirtilmektedir.[1] Belki onu da kandırmışlardır. Belgeyi okuyunca siz karar verirsiniz. Ama yine de konuyu biraz aydınlatmaya çalışalım.

Osmanlı Devleti Yahudilerin bu topraklara sığınmaması için evvelâ Filistin topraklarının hukukî statüsünü 18 Recep 1287 (14 Ekim 1870) tarihli irade-i seniyye ile bu araziyi belirleyip mîrî yani devlet arazisi haline getirmiştir. Ancak % 20”si yine mülk arazi şeklinde devam ettiği için Yahudiler bu kısımdan koparabildiklerine yerleşebiliyorlardı. İkinci Abdülhamid tahta geçer geçmez 25 Rebiülâhir 1308 (8 Aralık 1890) tarihli iradesini neşretti: Bu hukukî düzenleme ile Filistin Arazisi hakkındaki muhtemel kanunî boşlukları doldurarak Yahudilere mülk satışını dolaylı olarak engellemiş bulunuyordu. Bir taraftan da Hazine-i Hâssa’daki şahsî mal varlığıyla Filistin’de mümkün olduğu kadar çok toprak satın alarak bu kapıyı kapamaya gayret gösteriyordu.

Alınan tedbirlere rağmen Filistin arazisine olan Yahudi akını tam önlenemeyince II. Abdülhamid Sadaret’in ve Meclis-i Mahsûs’un basiretsiz ve ileriyi göremeyen rapor ve mazbatalarına rağmen Yahudi meselesini önemli ölçüde çözecek bir İrâde-i Seniyye neşretmiştir.

İçlerinde Ahmed Cevdet Paşa’nın da bulunduğu Sadrazam Muhammed Sâlih Kâmil Paşa başkanlığındaki Meclis-i Mahsus, Filistin topraklarındaki Safed kazasına turist olarak gelen 400 ve Hayfa’ya gelen 40 Yahudi’nin Osmanlı tâbiiyyetine alınması yolundaki mazbataların 20 Zilhicce l308-l4 Temmuz 1307 (27 Temmuz 1891) tarihinde Sadarete arz ederler. Sadaret de bu mazbatayı aynı tarihli ve Kâmil Paşa imzalı bir Tezkere ile Padişah’a takdim eder. Padişah Abdülhamid ise fevkalâde bir basiret ve ileri görüşlülükle konuyu şu iradesiyle vuzuha kavuşturur:

“Yıldız Sarayı Hümâyûnu Baş Kitâbet Dairesi,

Beyrut Vilâyeti dâhilinde Safed Kasabasında bulunan ve Hayfa’ya 440 (Dört yüz kırk) ecnebî Musevinin istidâları vechile Tâbi’iyyet-i Devlet-i Aliyye’ye kabulleri istîzânı hâvi resîde-i dest-i ta”zim olan 20 Zilhicce 1308 (27 Temmuz 1891) tarihli tezkere-i sâmiye-i sadâret-penâhileri manzur-i âlî oldu. Musevîlerin Kudüs civarında içtima’ (toplanma) ve iskân etmeleri, ileride orada bir Musevî hükümetin teşekkülünü intâc edebileceği (doğuracağı) mülâbesesiyle kat’â câ’iz olmaktan başka; zaten memâlik-i şâhâne arâzi-i hâliyeden ma’dûd olmadığına ve medenî Avrupalıların memleketlerinden tardetdikleri eşhâsın memalik-i şahâneye kabulüne bir sebep olmayıp, hususuyla ortada bir Ermeni fesâdı mevcûd iken bu suret aslâ câiz olmayacağına nazaran ne merkûmenin ne de sair Musevilerin kabûl olunmayarak Amerika’da iskân etmek üzere geri gönderilmeleri zımnında ba’demâ (bundan böyle) ayrı ayrı ma’ruzâta hâcet kalmayacak sûrette Meclis-i Vükelâca umumî bir karâr ittihâzıyla bâ-mazbata arz ve istizân-ı keyfiyyet olunması muktezâ-ı irâde-i seniyye-i cenâb-ı hilâfet-penâhî’den bulunmuş ve binaenaleyh tezkere-i sâmiye-i vekâlet-penâhîleri takımıyla iâde edilmiş olduğundan ol bâbda emir ve fermân hazret-i men lehü’l emrindir.

21 Zilhicce 1308 / 15 Temmuz 1307 (28 Temmuz 1891)

Ser-kâtib-i Hazret-i Şehriyârî Süreyyâ” [2]

Bir de şu veya bu yolla Filistin’e gelip yerleşmiş hatta masum bir Yahudi gibi Osmanlı subaylarına yaklaşıp vazife almış Yahudilerin durumuna bakmak lazımdır.  Zira bu bizi Nili İstihbarat örgütüne götürmektedir.

NİLİ, 1915 yılında Filistin’in Hayfa kentinde Osmanlı vatandaşı Yahudi botanik uzmanı Aaron Aaronsohn tarafından kuruldu. Aaron’un ailesi, Doğu Avrupa’da alevlenen Yahudi aleyhtarlığının ardından 1882’de Romanya’dan göç ederek Osmanlı Devleti’ne sığındı. Aaronsohn ailesi, Hayfa’nın güneyinde Rotschild’in kurmuş olduğu Zicron Yakov kolonisine yerleştirildi. Rotschild’in bursuyla okuduğu Fransa’da tarım eğitimi alan Aaron, 1910 yılında Athlit’e dönerek burada bir tarım deneme istasyonu (The Jewish Agricultural Experiment Station) kurdu. Söz konusu istasyon, sonradan NİLİ örgütünün merkez üssü olarak kullanılacaktır.

NİLİ’nin Filistin’deki faaliyetleri Aaron’un kız kardeşi Sarah Aaronsohn tarafından yürütülmekteydi. Sarah’ın görevi NİLİ’deki kadın ajanlar vasıtasıyla Türk ve Alman subayların “biyometrik ve biyografik” istihbaratlarını, askerî ve siyasi mahrem bilgilerini ele geçirmekti. Sarah, IV. Ordu Komutanı Cemal Paşa ile doğrudan irtibatı bulunmakta ve münferit olarak Kudüs’teki IV. Ordu Karargâhına girebilmekteydi. Ayrıca, Yosef Lishansky ve Naaman Belkind adlarındaki casuslar örgütün Filistin yapılanmasında önemli roller üstlenmişti. Lishansky, güney Filistin’de Hamagan adlı istihbarat örgütünü kuran eski bir Hashomer üyesi idi. Belkind ise, Filistin’in güneyinde bir Yahudi yerleşim yeri olan Rishon Lezion’da faaliyet göstermekteydi.

NİLİ’nin hedefi, savaş sırasında Osmanlı hâkimiyetinde bulunan Filistin’in İngiliz işgaline açılmasını sağlamaktı. Örgüt, Filistin’i müdafaa eden Müttefik orduları hakkında her türlü bilgiyi İngilizlere aktarmak gibi son derece komplike bir misyon edinmişti. Örgütün casusluk faaliyetleri, başlangıçta Athlit’le sınırlıyken sonradan Filistin ve Suriye’yi içine alan geniş bir sahaya yayıldı. NİLİ, Yigal Sheffy’nin bulgularına göre, 23 üst düzey üyeye ve yaşları 24-27 arasında değişen çok sayıda amatör gence sahipti. Zamanla Gideon ve Hashomer gibi gizli örgütlerin üyeleri de NİLİ’ye dâhil oluştur. Kısa sürede genişleyen örgüt, yüzlerce gençten oluşan bir casus ağına sahip oldu.

Aaron, Birinci Dünya Savaşı’nın başında IV. Ordu Komutanı Cemal Paşa’nın danışmanlığına getirilerek çekirgelerle mücadele ofisinde görevlendirildi. Cemal Paşa’ya yakınlığını kullanan Aaron, ülke içinde ve yabancı ülkelerde araştırma maksatlı seyahat yapma imkânı buldu. Aaron, bu süreçte Avrupa ve Amerika’daki Siyonistlerle iletişim sağladı ve Siyonist hareketin İtilaf Devletlerine kaymasında önemli roller oynadı.

NİLİ’nin çökertilmesinde büyük mesai harcayan Yüzbaşı Cevat Rifat Bey, NİLİ’deki çorap söküğünün Nasıra’da yakalanan casuslarla başladığını vurgulamaktadır.[3] Ancak Filistin’in kaybında bu örgütün İngilizlere verdiği istihbaratın önemi büyüktür.

Geçmişte ve günümüzde yaşananlar göstermektedir ki Siyonist millete güven duymak yersizdir. Eninde sonunda kendisine yardımcı olana zarar vermektedir. Bunun nedeni Siyonistlerin sapkın inançlarıdır. Kendileri gibi düşünmeyen, davranmayan Yahudilere de şiddet uyguladıkları televizyondaki görüntülere yansımaktadır. Durum böyle olunca başka milletlere ki özellikle Müslümanlara yapmayacakları fenalık yoktur.

Aşağıda sunulan belgeyi okuyunca dikkatli olunması gereken hususları konusunda fikir sahibi olunacaktır.

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi Fon Kodu: Y. PRK. BŞK. Dosya No: 80, Gömlek No: 55, Tarihi: 29 Zilhicce 1327 (11 Ocak 1910), Konusu: Musevilerin Filistin’den büyük araziler alarak köyler kurup yerleştikleri.

Musevilerin Filistin’de Arazi Satın Alması

Mabeyn-i Hümâyun-ı Cenâb-ı Mülükâne Baş Kitâbet-i Celilesine

Maruz-i çaker-i kemineleridir

Malum-i sami-i fahimaneleri buyurulduğu üzere Musevilerin arz-ı Filistin’deki fikirleri diyar-ı ecnebiyeden kovulmuş bir sürü anarşist nihilist (karanlık) fikirli gençleri her gün kıt’a-i mezkûreye idhal ve bi’l-hassa bunun için müşekkil Anglo-Palestine[4] nam bankalardan milyonlarca akçe sarf ederek arazi-i cesime istimlak (büyük araziler alıp) hilaf-ı kanun (kanuna aykırı) bunlar üzerine ebniyeler (binalar) inşa ve cesim karyeler (büyük köyler) teşkil eylemek (kurmak) ve peyderpey bilad-ı mezkûrede ekseriyeti kendi unsurlarından bulundurarak devletin başına yakınlarda bir gaile çıkarmaktan ibarettir. Mezkûr Musevileri memleketlerinden tard eden (kovan) Rusya, Avusturya ve saire gibi devletler menfaatleri iktizasında (gerektiğinde) Filistin’de dört el ile himaye ve her zuhur eden meselede onları takviye ve ihya eylemekte mu’taddır (alışkanlık edinmişlerdir). Bugün nefs-i Yafa’da Osmanlı Museviler pek az ve iki bine gayr-ı vasıl iken ecnebiler hemen elli bine karibdir (yakındır) ve her gün yüzlerce gelip ziyaret bahanesiyle Filistin’e girmektedirler. Güya bunlar memnu’ul-ikâme (yerleşmeler yasak) addedilerek pasaportları ahz ile (alarak) iskele memurlarınca hıfz edilmekte (saklanmakta) ve ol babdaki talimat-ı aleyh icabında üç ay sonra memleketlerine iade olunmak talimat-ı aleyh iktizasından (gereğinden) bulunmakta ise de şayet çıkmayacak olurlarsa bunlara ne muamele edileceği meskût (söylenmemiş) bulunduğundan tarih-i memnu’iyet (yasak tarihi) olan yirmi beş seneden bu ana kadar Filistin’e gelip de gitmiş bir tek Musevi bile gayri mevcuttur (yoktur). Bunların kâffesi simsarları (tamamı komisyoncuları) marifetiyle pasaportlarını memurundan bi’t-takrib (bir yolunu bularak) almakda ve şayet almayacakları afif (dürüst) ve muktedir bir daireye tesadüf ederlerse memleketimize gideriz diye vize ettirip istirdad ederek (geri alarak) Hayfa’ya ve Beyrut’a gidip berren (kara yoluyla) yine Filistin’e avdetle ebedi surette tavattun eylemektedirler. Baron Rothschild, Hirch, İzodor, Brunn gibi agniyâ-yı Yehud (Yahudi zenginleri) vaktiyle kendi namlarına arazi-i cesime (büyük araziler) almış ve bunlara tevzi’ eylemiş (dağıtmış) olduklarından şimdi beşer yüz haneyi mütecaviz (aşkın) ve yalnız Yahudilere mahsus Yafa’da on beşi mütecaviz karyeleri bulunmaktadır. Bazıları vaktiyle arazi edinmek için kendisini kadimen Yafa’da mukim veya Bulgaristan ve Tunus gibi memalik-i şahane ahalisinden göstererek Osmanlı olarak isimlerini nüfusa kayıt ettirmiş ve icabına göre Osmanlı ve lüzumuna göre Rus ve Avusturya ve saire tabiiyetini haiz bulunmuştur. Vapurlara Yahudi simsarları gider ceblerindeki pasaportlarla pasaportu olmayanları da ihraç ederler daha yapamazlarsa konsoloslar bizzat çıkartırlar işte ahval-i umumiye kulları Yafa’ya geldiğim zaman böyle idi. Kulları evvela (ilk olarak) Musevilerin bu hayallerle Yafa’ya duhulünü (girmesini) men’ (engelleyerek) saniyen (ikinci olarak) simsarların vapurlara gitmesini külliyyen (tamamen) bertaraf ettim. Salisen (üçüncü olarak) arazi iştira eylemelerine (satın almalarına)  ve üzerine ebniye (bina) yapmalarına mani oldum. Râbian (dördüncü olarak) her gece ictimaat-ı muzırralarına ve nutk-ı sairelerine (zararlı toplantı ve konuşmalarına) mahsus olan kulüplerini konsoloslarıyla itilaf ederek (anlaşarak) polisin nezareti altında olmak kaydına bağladım. Hamsen (beşinci olarak) ruhsatsız açtıkları bir matbaayı konsolosu vasıtasıyla bastırarak müsadere ettirdim. Sâdisen (altıncı olarak) muhtelif köylerden iştirâ eyledikleri (satın aldıkları) arazinin âşarını tevhide (birleştirmeye) ve unsurlarını toplu bulundurmağa çalıştıklarından ve Şûrâ-yı Devlet’ten bu babda bir istilam (soru) geldiğinden buna mani’ oldum. Sâbian (yedinci olarak) kaza âşarını umumen tahmis (beşte bir) usulüne rabt (bağlayıp) ve fukara-yı ahalinin emlakını kariben istimlak (yakında satın almak) için yalnız köylerine beş bin lira ve mutasarrıf bey birçok mebni’ teklif eylediklerinden buna hâil (engel) oldum. Sâminen (sekizincisi)  Hayfa’da hatt-ı âlî civarında Osmanlı sıfatıyla arazi istimlak ettikten (aldıktan) sonra bunu Siyonistlere satarak tabiiyetlerini de inkâr ettikleri muhaberattan anlaşıldığından hüviyet ve tabiiyetlerini ispata çalıştım. Âşiren (onuncu olarak)[5] güya mektep ve hastahane gibi müessesat-ı Hayriye için Siyon mühr-i muzırrasıyla iane (yardım) topladıkları mesmu’ olup (işitilip) bu babda tevzi’ ettikleri (dağıttıkları) iane biletlerinin bir fıkrasında Filistin Beni İsrail’indir. Gayret edelim ki çabuk bulalım gibi tabirat-ı muzırra bulunduğundan bunu derdest ile mutasarrıf bey efendiye gönderdim. Hadi aşer (on birinci) hükümet içinde hükümet gibi…

Musevilerin Filistin’de Arazi Satın Alması

Tarihin tekerrür etmemesi ümidiyle…



[1]https://sputniknews.com.tr/20170828/abdulhamid-yahudilerin-filistinden-toprak-almasina-izin-verdi-1029910386.html
[2] https://osmanli.org.tr/ii-abdulhamid-hanin-yahudilerin-filistine-yerlesmesini-yasaklayan-bir-iradesi/
[3]https://atamdergi.gov.tr/tam-metin/182/tur#:~:text=N%C4%B0L%C4%B0%E2%80%99nin%20Filistin%E2%80%99deki%20faaliyetleri,a%C4%9F%C4%B1na%20sahip%20oldu.


[4]   Anglo-Filistin Şirketi, Anglo-Filistin Bankası (Bank Leumi le-Israel)

http://www.archives.openjerusalem.org/index.php/anglo-palestine-company-anglo-palestine-bank-bank-leumi-le-israel;isad?sf_culture=ar

Tarih) 1903-1950Bank Leumi Ulusal bir İsrail bankasıdır. 27 Şubat 1902'de Yafa'da Anglo Filistin Şirketi olarak Jewish Colonial Trust (Jüdische Kolonialbank) Limited'in yan kuruluşu olarak kuruldu. Daha önce Londra'da Siyonist hareketin üyeleri tarafından sanayiyi teşvik etmek amacıyla kurulmuştu. İnşaat, tarım ve altyapı ile eninde sonunda İsrail olmayı umuyordu.

https://en.wikipedia.org/wiki/Bank_Leumi
[5] 9. Maddeyi atlayarak on’a geçmiş.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Dursun Tosun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ordu Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kim Olmalı?
Tüm anketler