Toprak İşleyenin, Su Kullananın

Halk adamı olmak, halkın güvenini kazanmak o kadar da kolay değildi. Bülent Ecevit, bunu başaran ender devlet adamlarından biriydi. Ölümünün on yedinci yıl dönümünde onu saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz. 

Onun gerçekleştirmek istediği en önemli rüyası Köy Kent Projesiydi. Bu proje, Mesudiye’nin Çavdar ve yöresinde ilk kez uygulamaya kondu. Köyler kentleşecek ve kırdan kente yapılan yoğun göçün önüne geçilecekti. Bu proje her ne kadar akılcı olsa da hayata geçirilmesi açısından oldukça geç kalınmış bir projeydi. Çünkü kırdan kente göçecek insan kalmamıştı.

 Onun vefatında, ben Yeşilce Belediye Başkanıydım. Yörenin DSP’li belediye başkanı olarak KÖY KENT yöresinden aldığım toprağı onun cenazesine, Ankara'ya yetiştirdim. O günlerde dağa taşa adı yazılan Karaoğlan’ı unutmak olası değildi.

Gelecek kuşaklara anımsatmak amacıyla tespit ettiğim bazı gelişmeleri paylaşmak isterim. 

Onun zamanında ve onun çabalarıyla Abdullah Öcalan Suriye'den çıkarılmak zorunda bırakıldı. Tutuklanarak ülkeye teslim edildi.

Onun kendine has bir bakış açısı vardı. Zaman zaman da başbakanlık yaptığı ülkede tutukevine konuldu.

O: "Dışarıda tutsak olmaktansa, içeride özgür olmayı tercih ederim." diyordu.

Ona göre; özgür düşünce, eşitlikçi yaklaşım konusunda verilen mücadeleydi. Sanat ise, yüreği tazeleyen, gücü artıran en önemli bir değerdi.

Zaten nezaketin, zerafetin ve dik duruşun temelinde onun sanatçı kişiliği bulunuyordu. 

 Çalışma arkadaşı Uluç Gürkan'a göre; örtülü ödeneği, belgelendirerek teslim eden tek başbakandı.

O: " Bizim iki gücümüz var. Hak ve Halktır." diyordu.

Zaman zaman da: "Eşitlik, her zaman da adil değildir." diyordu.

1972 yılında CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'ye karşı seçime girdiğinde: "CHP' de buyruk mu işleyecek hukuk mu. Vereceğiniz karar, demokratik bir partinin yasalara saygılı özgür üyeleri mi olacağız, yoksa kapı kulları mı olacağız. Karar sizin." diyordu.

Parlamentonun saygınlığının hesaba katılmadığı zamanlarda da: "Burası devlete meydan okunacak yer değildir." diyordu.

Tam bir görev adamıydı. "Görevimizi yaptığımız için övünemeyiz" diyordu.

İnançlara ilişkin sorunlar için ise: "Dini akımların çaresi ise, laiklik ve demokrasidir." diyordu.

Atacağı adımlara haklı gerekçeler arıyordu. Kıbrıs Barış harekatında Dünya Kamuoyunun tepkisini üzerine çekmemek için: "Biz adaya savaş için değil, barış için gidiyoruz." diyordu.

"Toprak işleyenin, su kullananın." diyerek halka umut veriyordu.

 "Biz milliyetçiliği, sokak duvarlarına değil, Kıbrıs'ın Beşparmak dağlarına, Ege'nin deniz yataklarına ve Batı Anadolu'nun haşhaş tarlalarına yazdık." diyerek, bu konuda hamaset yapan çevrelere böyle yanıt veriyordu.

 "Bir ülkeye diktatörlüğü, diktatörler değil, ona boyun eğenler getirir." derken de bir başka bakış açısına dikkatleri çekiyordu.

 "Eğer tribünden sahaya inmezseniz biri çıkar düdüğü çalar ve oyun bitti herkes evine der." diyerek de halkını duyarlı davranmaya davet ediyordu. Zaten bu uyarıdan bir kaç gün sonra da 12 Eylül darbesi hayata geçiriliyordu.

 "Topraklarımızda kendi silahlı kuvvetlerimizin tam hakimiyet ve denetimi altında olmayan askeri üs ve tesisler bulunmamalıdır." derken de tam bağımsızlığa vurgu yapıyordu.

O: "Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen." derken de halkının mutluluğunu düşlüyordu.

Halkçı Ecevit yok artık. Kendine has tarzı, nezaketi, dik duruşu ve dürüstlüğü ile bu topraklardan bir KARAOĞLAN geçti. Yattığı yer incitmesin.

İSTİNYE KASIM 2023

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yekta Aydın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.