Bize Plan Değil, Pilav Lazım!

Bu başlık 1950’li yılların ikinci yarısından itibaren 1980’li yıllara kadar Türkiye siyasetinde tartışılan bir konuyla ilgiliydi.

1960'ların sonlarına doğru yapılacak bir genel seçim öncesinde CHP Türkiye'nin planlı bir gelişime ihtiyacı olduğunu belirtmiş ve yeni 5 yıllık kalkınma planları hazırladıklarını ve iktidara geldikleri takdirde, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki gibi hızlı bir atılım hamlesi gerçekleştirmeyi planladıklarını açıklamıştır. Bunun üzerine, Demirel “halk plan değil, pilav istiyor” demiştir.

Bugün de, bu kentin ekonomisinin lokomotifi olan inşaat sektörünün 2 yıldır imarsızlık nedeniyle çökmesine neden olan bir Büyükşehir Belediyesi yönetimi ile karşı karşıyayız.

Şehirde imar yok, İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı bir ayı aşkındır Sakarya’nın Serdivan kentinde belediye başkan adayı olmak için kapı kapı geziyor.

Bu şehirde imar yok, adına “kentsel dönüşüm” uzmanı denen birisi belediye adına büyük bölümü kaçak inşaatlar yapıyor, reklamlar vererek satıyor.

Bu şehrin geleceğine, süslenmesine ve rant getiren inşaatlar kadar vakit ayırmayan, bir tane olsun kentsel dönüşüm yapmayan “bilimsel kaydı” bulunmayan “dr.” unvanlı bir Kentsel Dönüşüm Uzmanına(!) teslim olmuş bir yönetimle karşı karşıyayız.

Kent plancısı değil, kent pilavcısı gibi. Onu gördükten sonra kent pilavcılarının görevlerini de gördük.

Kent pilavcıları ne yapar?

Gölleri doldurup ışıklı havuz yapar. (Durugöl)

Eski evleri yıkıp kartonpiyerden evler yapar.(Kirazlimanı)

Ağaçları kesip mermer granit üzerine saksıda ağaç yetiştirir.(Kordon boyu)

Bu kente hem plan lazım, hem de pilav.

O zaman kent dürüst ve akil insanlarla planını daz yapar, pilavını da.

………………………

Bildik bir Cuma fıkrası var ya… Bizimki de şöyle olsun;

Başkanın biri cuma günü ölmüş ve gömmüşler. Oğlu hocaya gitmiş ve “babam cuma günü öldü öbür tarafta nasıl karşılanır?” demiş.

Hocada sormuş; “kamu malını ve parasını korur muydu?”

“Hayır! Ama yüksek katlı evleri yıkmıştı”

“Talanı, yolsuzluğu var mıydı?”

“Vardı ama cuma günü öldü.”

“Yalan söyler miydi?”

“Evet, ama cuma günü öldü.”

“Hovardalığı var mıydı?”

“Evet, ama cuma günü öldü.”

Hoca sonunda sinirlenmiş ve “Cuma günü ellemezler ama Cumartesi anasını bellerler” demiş…

Kalın sağlıcakla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erdoğan Erişen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.