Ah Şu İnternet Ah! Ve Acınası Hallerimiz!

Ah Şu İnternet Ah! Ve Acınası Hallerimiz!

Ah şu internet ah!

Ah şu sanal âlem...

Sevdiğim birine sitem ediyorum:

-"Ne oldu, arayıp sormuyorsun? Odamdayım ben, henüz ölmedim"

Yanıt şu:

-"Ne gerek var hocam? Nereye gittiğinizi, ne yaptığınızı, hatta mutlu olduğunuzu facebooktan görüyoruz. Aramaya ne gerek! Zaten bana o ve bu nerede olduğunuzu mesajla iletiyorlar!"

Oh şükür...

Demek arayıp sormasalar da benim nerede olduğumu, ne yaptığımı internetten takip ederek biliyorlarmış...

Bu da bir şey...

Vefa çoktan İstanbul'da bir semt adı olarak kaldı anladık da; anımsanmanın, arayıp sormanın şekli şemalı de değişmiş...

Yaşasın internet...

Küçük bir cep telefonuyla her şeyi hallediyorsunuz.

Her şey elinizin altında.

Ve bizler sadece bedensel gereksinimlerimizi değil, iç dünyamızın gereksinim duyduğu şeyleri de internetten rahatça çözümleyebiliyoruz.

Artık bayramlara şuna buna da gerek kalmamalı.

Ne o gereksiz aile ziyaretleri?

Bir mesaj, tık; el öpen bir animasyon her şeyi hallediveriyor.

Dostluklar, aile içi ilişkiler artık hep internet üzerinden…

Baba internet başında, yine internet başında olan eşine yazıyor:

-"Hayatım, çay çekti canım bir bardak çay gönderir misin?"

Kadın gudubet şaşkaloz...

Kalkıp eşine çay götürmeye eriniyor ve o da kızına yazıyor:

-"Kızım, hadi şu babana bir bardak çay götür!"

Ayşe ofluyor.

Öyle ya sırası mı şimdi? Sohbetin tam heyecanlı olacak iş mi?

-"Aman Anne! Şu babam da tam zamanında istiyor çayı!"

Eh işte dostlarım, çağ atladık.

Bilişim devrimi böyle bir şey.

Ah Şu İnternet Ah! Ve Acınası Hallerimiz!

Artık sevgilerimizi, duygularımızı, heyecanlarımızı, aşklarımızı, kızgınlıklarımızı, nefretimizi her şeyi internette yaşıyoruz her şeyi...

O nedenle arkadaşım da halimi hatırımı sormuyor; merak da etmiyor; öyle ya, nasılsa faceye resimler koyuyor nerede olduğumu belirtiyorum.

Bu yetiyor onun sevgisini ve vefasını göstermesi için.

Bahar geldi ya!

Burcu burcu şimdi her yan.

Çiçekler, çiçekler, çiçekler...

Renkler, kokular, esintiler her şey bir arada her şey...

Ne gerek var dışarı çıkmaya?

Baharı mı canınız çekiyor?

Oturun bilgisayarınızın başına, yüksek çözünürlüklü ekranınıza yansıyacak biçimde açın güllerin çiçeklerin en nadide olanları, seyredin.

Canınız çiçekleri koklamak mı istiyor?

Hiç sorun yok: Spreyler var: Gül kokusu, menekşe kokusu, yasemin kokusu, ne isterseniz!

Canınızın istediğini sıkın odanıza, ekrandaki güllere bakarak koklayın durun...

Postmodernistler haklı galiba: "Sanırım teknoloji bizi esir alıyor. Köleleştiriyor. Bizi doğadan ve insani olan şeylerden koparıyor. Böylece adım adım kendi egemenliğini kuruyor.”

Teknolojinin bu egemenliğine karşı yeni bir savaş açmak gerektiğini söylüyorlar:

Özgürlük savaşı...

Ne var bunun için sokaklara dökülmeye?

Ne güzel savaş oyunları var

Kurarız bu oyunlardan birini, karşımızdakine karşı karadan, denizden havadan saldırırız; big man gibi kahramanlar yaratırız, onları teknoloji canavarlarının üzerine salarız!

Hey gidi hey...

Hey gidi koca dünya hey!

Rahmetli Köroğlu doğrulsa yerinden de baksa halimize şöyle diyeceğinden eminim:

-"İnternet çıktı, mertlik bozuldu!"

Hey gidi hey, hey gidi hey!

Vah Köroğlum, Vah Hoylum, Vah Ayvaz'ım!

Vah ki ne vah!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Arı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Hayat Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Hayat hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Hayat editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Hayat değil haberi geçen ajanstır.