Ordu’nun Şehrengizleri: Fikret Ayabakan
Yavuz Kalyoncu

Ordu’nun Şehrengizleri: Fikret Ayabakan

Bu içerik 168 kez okundu.
Reklam

 

                  Sıtkı Reisin oğlu Fikret Ayabakan. Futbolun her kademesinde görev yapmış. Futbolculuğu ile Ordu’yu il dışında temsil etmiş. Her futbolcunun hayali olan Milli Formayı giymiş. Orduspor’da futbolcu, kaptan, yardımcı antrenör, teknik direktör, menejer ve yöneticilik yapmış, unutulmazlar arasına girmiş  bir futbolcumuz.

 

        Sıtkı Reis eşi ile

              Fikret Ayabakan 1942 yılında Ordu Selimiye mahallesinde doğdu. Babası Sıtkı Reis. Motoru ile rızkının peşinde koşan herkesin sayıp sevdiği bir adam. Eşi Gülüzar hanımla evlendikten sonra üç erkek, iki kız evladı olur. En küçükleri  Fikret babası ile kayıkla gezmeyi, balık tutmayı, babasına yardım etmeyi, kürek çekmeyi, kayığı ırgata bağlayıp kenara çekmeyi çok sevdiği için arkadaşlarına göre daha güçlü kuvvetli ve geniş omuzlu.  Denizle ilgili olduğu için çok iyi bir yüzücü. 1955-60’lı yıllarda Ordu ve komşu illerde yapılan yüzme yarışmalarında bölge birincilikleri var.

O da her çocuk gibi, İlk ve ortaokul yıllarında, mahalle aralarında arkadaş guruplarıyla başlamış futbol oynamaya. Akranlarına göre daha güçlü kuvvetli olduğu için kendi takımını kendi seçer, hep kaptan olurmuş. Millet Düzü, mahalle araları ve kumlukta yapılan, kalabalık seyirci guruplarının izlediği maçlar sonunda, okul maçlarındaki futboluyla da beğenilince Ordu genç takımına seçilip, Bölge maçlarına katılıp şampiyonluklar yaşamış.

 

    Ordu Genç takımı: Arap Güner Vardal-Rıfkı Gümüş-Papaz Fikret Ayabakan-Fıçı Fahrettin Tercan-Malak Yılmaz Yücel-Ömer- Şarlo Talip Akçevre. Oturanlar: Soldan sağa: Yalçın Nazlı-Ahmet Karlıbel- Kemre Yüksel-Fatsalı Civit İsmet.

Fikret abi ile yapmış olduğumuz kısa söyleşide hayatı hakkında bilinmeyenleri şöyle anlattı:

“Biz Ordulu gençler büyüğümüze saygılı, küçüğümüze koruyucu ve sevecen olarak büyüklerimizden gördüğümüz şekilde yetiştik. Millet Düzü’nde maç seyretmek, denize gitmek, kürek çekmek, yüzmek. Hepsinden önemlisi bir araya gelip futbol oynayıp, maç sonunda bir arada sohbetler etmek. Bunlar bizi birbirimize bağlıyordu. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için günlerimizi en iyi şekilde değerlendiriyorduk. Deniz kenarları iskele ve sahil gezmelerimiz meşhurdu.

 

 

İskelede arkadaşlarla hatıra fotoğrafı.

                  Rahmetli Babamla kayıkla balık tutmaya gider, kürek çekerdim.  Çok faydalı bir spordur, kürek çekmek. Omuzlarımın geniş olması, kol ve bacak kaslarımın  güçlü olması o yüzdendir. Mahalle aralarında ikiye iki, üçe üç, dörde dört maç yapmak her zaman yaptığımız işlerdendi. En sevilen oyun futboldu. Ordu’dan çok yetenekli sporcular yetişti. Orta okulda 2/F sınıfında Yalçın Nazlı- Şans Kargı-Faik Çelebi ve Sarı Onur’la, benim de kaleciliğini yaptığım bir takımımız vardı. O yıllarda benim lakabım ANAÇ’tı. Büyük sınıfları bile yeniyorduk. Bizi izleyen büyüklerimizin oluşturduğu Ordu karmasında takım kaptanı olarak katıldığımız, Ordu Genç karması takımıyla Samsun’da Türkiye İkincisi olduk. O maçları izleyen büyük kulüp takımları hepimize ayrı ayrı teklifler yaptı.

 

 

       

 

 Samsun’da Türkiye ikincisi olan Ordu Karması: Papaz Fikret-Bacıno Hikmet-Ömer-Kemre Yüksel-Höllük Mehmet-Ahmet Karlıbel-Toto Uğur. Oturanlar: Yalçın Nazlı-Mustafa-Ali-Abidin.

                  Yukarda fotoğraftaki kadro ile Samsun’daki  maçta finali Samsun ile oynadık. Beraberlik halinde Türkiye şampiyonu olacakken 100. Dakikada bir gol yedik ve Türkiye ikincisi olduk.

Ordu sosyal ve sportif faaliyetle bakımından bu günkünden daha hareketliydi. Küçük, herkesin birbirini tanıyıp sevdiği bir şehirdi.  Yüzme yarışları, kürek çekme yarışları, atletizm, tenis ve sanatsal tiyatro faaliyetleri vardı. Büyük kulüpler gemilerle Karadeniz gezisine çıkıp, bizlerle dostluk maçları düzenleyerek futbolcularla ilgili notlar tutar, görüşmeler yaparlardı.

Ev, deniz, mahalle okul derken,  ben de  1958 yılında ortaokul son sınıfta İdmanyurduspor Kulübü’nde amatör olarak futbola başladım.

 

 

          İdmanyurdu spor kulübü. İki ayrı fotoğrafta Fahri Kılıç(Ayvaz)-Ahmet Karlıbel- Fikret Ayabakan-Nadir Furtun-Vedat Karlıbel-Çanga. Kemre Yüksel Şenol- Höllük Mehmet Mustafaoğlu-Nadir Furtun  -Vedat Güler, K.Ali ve Nizam Çimentepenin olduğu  iki ayrı takım.

 

              Bizim zamanımızda çim sahalar yoktu. Kalabalık ateşli seyirciler önünde kıran kırana maçlar yapardık. Yağmur çamur demeden beş kuruş para almadan oynardık. Yağmurda ıslanan meşin topun içindeki şişirilen plastik kısmın memesinin olduğu yerdeki dikişli kısım kafaya geldimi kafa yarardı.  Maç boyu kafamızın acısı geçmezdi.

Forma, şort ve ayakkabı sıkıntısı vardı.  Konforlu, kaloriferli, sıcak su akan duşlu soyunma odaları yoktu. Ya Hamam Deresinde yıkanırdık ya mahalle çeşmelerinde, yada yer bulursak biri ısmarlarsa, Saray Hamamında, temizlenirdik.

Yaz günleri iyiydi. Kumlukta oynar denizde temizlenirdik.  Daha sonra Kara Ali 1959 yılında Karadeniz Gücü ile İdmanyurdu’nu birleştirip Karadeniz İdmanyurdu’nu kurdu. Karadeniz İdmanyurdu’lu olduk.

 

       1959. Karadeniz İdman Yurdu- Giresun maçı öncesi: Ayaktakiler: P. Fikret Ayabakan-Yalçın Nazlı-Donjuan Atila Meydan-Özdemir-Dabrik Cevat Köksal-Dansöz Aydın Yazıcı-Arap Güner Vardar-Erol. Oturanlar: Yılmaz Yücel-Bidilik Uğur-Ahmet Karlıbel-Kolibiçe Sezer.

 

Lakaplardan oda nasibini aldı, “Papaz Fikret”

Fizik olarak güçlü olmanın, lider seçilmenin verdiği bazı sorumluluklar, insanın karekterini de etkiliyor. Hakkımı kimseye yedirmem, arkadaşlarımın da hakkını her zaman savunurum. Bu tavrım sonunda dediğim dedik olduğum için arkadaşlar şakayla karışık bana ‘PAPAZ ‘ lakabını taktılar.

Ben ufak şeylere takılmam. Bizim gençlik zamanımızda her arkadaşımızın bir lakabı vardı. Torun Mehmet-Tırt Oktay-Katırcı Yusuf-Eşşekçi Kemal-Kemre Yüksel-Keme Dursun-Leblebi Nizam-Cam Kavanoz Sebahattin-Gamaz Fikret-Joke Kadir-Kuru Kenan-Höllük Mehmet-Dilik Yener-Dabrik Cevat-Donjuan Atila-Dansöz Aydın-Tosba Güner-Yuğla Berat-Goli Sezer-Fıçı Fahrettin-Malak Yener-Toto Uğur-Sarı Onur-Racon Kemal-Bızdırık Çoşkun-Kel Apo-Kambilo Vedat-Deli Nadir-Ayartamlı İksan-Radoviç Dursun-Çamur Şevket-Co İsmet-Motor Engin-Kurugöt Hayri-Piliç Necmi-Yoluk Adnan-Takoz Üstün-Ördek Güven-Ayvaz gibi daha onlarcası.

       Ordu Lisesi

       Ordu Lisesi okul takımı ile ilde şampiyon olup bölge şampiyonlukları katıldık. Çok çekişmeli maçlar olurdu. İl karmaları seçilirdi, bölge şampiyonaları olurdu, kazanan ekipler Türkiye şampiyonasında kozlarını paylaşırdı. Futbolcular böyle yetişirdi.

Futbolumla beğeniliyordum. Her oynadığım takımda kaptanlık bana veriliyordu. Ayni zamanda Ordu Lisesi futbol takımının da kaptanlığını yapıyordum.

 

                  Ordu Lisesi Futbol Takımı.

                  1961 Yılında daha önce Kovboy Telat, Küçük İhsan ve Yalçın Ergen’in de futbol oynadığı Konya Şekerspor’a,  Fabrika muhasebecisi Turgay İzol ve Mustafa Ergen’in damadı Kemal Bey, Yüksel ile beni çağırdı. Ulaşımın bugünkü gibi yaygın olmadığı yıllardı, aktarmalı o araçtan in, bu araça bin meşakkatli bir yolculuktan sonra, Konya Şeker tesislerine yerleştik.

 

       1962. Konya Şekerspor’un namağlup şampiyon olduğu kadrosunda üç ORDU lu. Fikret Ayabakan- Arap Güner Vardal ve Yüksel Şenol(Kemre)

              Yeni bir takım oluşturuyorlardı. Orta sahada bir oyuncuya ihtiyaç vardı. Biz de arkadaşımız Arap Güner’i de çağırdık, o günün şartlarına göre iyi de transfer parası aldık.

Başarılı bir sezon sonrası; hiç yenilmeden Konya Şekerspor’un tarihinde ilk defa  Konya şampiyonu olduk. Milli takım formasını giymek nasip oldu. Milano’da oynanan İtalya-Türkiye maçında oynadım.

 

 

1962 İtalya maçı öncesi, Milli Takım Kampından bir hatıra.

            21 yaşında Ankaragücü

             İlk Profesyonel imzayı attım, 1963. Ankaragücü’ne transfer oldum. Sekiz yıl aralıksız Ankaragücü’nde futbol oynadım.  

 

1969-1970 Ankaragücü. Mehmet Uğursal-Aydın Tohumcu-Mehmet aktan-Fikret Ayabakan-Remzi Hotlar-İsmail Dilber. Oturanlar-Metin Yılmaz-İsmail Karaali-Doğan Tepeçalı-Yüksel Şenol-Ömer Tokgöz.

 

                  Yukardaki fotoğrafta tribünlerde Ankaragücülü taraftarların arasında rahmetli Babam Hakkı Reis, Şair Ali Öztürk ile birlikte beni izlemeye gelmişti. Tribünlerden babamın geldiğini duyan Ankaragüclü taraftarlar sevgi tezahüratinde bulunmuşlardı.

Metin Oktay futbolu yeni bırakmıştı antrenör çalıştırıcı olarak yedek kulübesinde oturuyordu. Harika bir oyun çıkartarak Galatasarayı 2-0 yendik .Ligin beşinci haftasıydı maç sonu babamı alıp Dr Haluk Yürür’e kontrole götürmüştüm.

1967 yılında Eşim Müjgan hanımla tanışıp evlendik. Bir Kız, İki Erkek Üç çocuğumuz oldu. Onlardan da dört torunum var şimdi. Dede Olduk. Dalgalandımda duruldum misali.

 

Fikret ve Müjgan Ayabakan.

Ankara seyircisi ile bütünleşmiştim. Takımımız çok uyumluydu. Henüz 21 yaşımda Ankaragücü formasını giymiştim. 1964 senesinde arkadaşım Kemre Yüksel de aramıza katıldı. 1967-68 senesinde de Torun Mehmet geldi takıma. Güzel yıllardı.

 

 

1968-1969 Ankaragücü Kadrosu

Soldan sağa, üst sıra: Coşkun, Mehmet, Selçuk, Fikret, Aydın, İsmail.

Alt sıra : Metin, Ali Rıza, İsmail, Doğan ve Remzi.

 

 

 

Yuvaya dönüş, Ordusporlu günler

            1970-71 Sezonunda Orduspor’dan gelen davete icabet edip takım kaptanı olarak yuvaya döndüm. 1974-74 sezonunda 2. Ligde şampiyon olduk. 1976 yılında Trabzonspor’la yapılan özel Jübile maçı ile aktif futbol hayatımı noktaladım. Bir süre sonra Orduspor alt yapısında antrenör olarak görev aldım. 16-18 yaş genç takımını Türkiye şampiyonu yaptım. Yine ayni yıl amatör takımla yapmış olduğumuz final maçında Beşiktaş takımına şansız bir şekilde yenilerek Türkiye ikincisi olduk.

Orduspor alt yapısında yetmiş futbolcuyu Türk futboluna kazandırdım.

 

 

 

 

 

 

 

 

Futbolculuk hayatım boyunca sahaya her zaman galibiyet için çıktım. Hangi formayı giydiysem hakkını vermek için tüm güçümle mücadele ettim. Takım arkadaşlarımın da motivasyonunu etkilemeyi hep başardım. Futbolda soğuk kanlı olmak çok önemlidir. Bunu başaramazsanız hata yaparsınız. Profesyonel olduysanız, futbolculuğu meslek edinmişsiniz demektir. Kendinize her bakımdan dikkat etmelisiniz. Ben örnek olmaya dikkat ettim. Başardım sanıyorum.

            Şimdi artık iyi bir futbol izleyicisiyim. Orduspor için ter döken genç kardeşlerimizi izliyorum. Arta kalan zamanlarımda ev haricinde, fırsat buldukça arkadaşlarla birlikte denize açılıyoruz. Rahmetli Babamla denize açıldığımız günlerde yaptığımız gibi.

Deniz mavilikten çok daha fazlasıdır. Derdi yorgunluğu alır. Size huzur verir. Rahatlatır. Bir de balık tutmaya başlar, kovanızı doldurursanız neşeniz artar. Dalgaların sesinden başka ara sıra yanınızdan geçen balıkçıların selamı yalnızlığınızı böler.”

Rast gelsin KAPTAN.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aşı sırası 75 yaş üstünde
Aşı sırası 75 yaş üstünde
Son dakika transferi!
Son dakika transferi!