YİNE, YENİ, YENİDEN…
Oğuz Selim Yazıcı

YİNE, YENİ, YENİDEN…

Bu içerik 603 kez okundu.
Reklam

ÇOK, ÇOK, ÇOK, ÇOOOK FAZLA, EN EN EN FAZLA SABIR, EMPATİ, HOŞGÖRÜ ZAMANI… (2)

Pandemi ile birlikte ilkokul, ortaokul ve liselerde başlayan uzaktan eğitim bundan önce yaşadığımız, çok yakinen tanıştığımız, tanıdığımız, adına şiirler, espriler, hikâyeler yazdığımız bir süreç. Bu süreç içinde her şey ama her şey söylendi, konuşuldu. Çocuklarımız bu dönemde telefon, tablet, bilgisayardan oluşan üçlü çete ile boğuşurken aynı zamanda sürekli olarak “girdin mi?” , “bağlandın mı?”, “Dinle”, “Doğru otur” vb,vb,vb diyen çok kıymetli annelerimiz ve bu üçlü çeteyi hiç sevmeyen ama mecburiyetten kullanmak zorunda kalan öğretmenlerimiz ile boğuştu durdu. Öğretmenlerimiz bu çeteyi tövbe ettirip hayırlı işlerde kullanmak için çok çırpındı. Bazı öğretmenlerimiz çocuklarında kendisini gördüğünü fark etmeden atletle ders işlemeye kalktı, kimisi sigarasını yaktı. Öğretmenin tatlı küçük çocuğu annesi ders anlatırken koştu sarıldı. Kimisinde anneanne “yemeği ısıtayım mı” diye sordu. Ama genellikle bu alanda olması gereken performansı en üst düzeyde sergilediler. En azından denediler.

İlkokullarda ve ortaokullarda tüm sınıf düzeylerinde okuma, yazma ve matematik kaybı en üst safhaya çıktı. Bu durumun böyle olacağı çok net bir durumdu. Diğer dersler ders değil mi? Şeklinde düşünmeden önce okuma-yazma ve matematik derslerinin kayıplarının kapatılması, bu alanda oluşacak boşlukların anında doldurulması gerekiyor. Programı yetiştireceğim endişesi ile tüm derslere anında saldırarak açılan birçok cephede savaşmak öğretmenlerimizi ve çocuklarımızı “aşure” haline getirecektir. Her bir şeyden biraz var ama toplamda hiçbir şeyden tam anlamıyla yok. (Bakınız Hayvanlar Okulu)

İlkokul ve ortaokul özeline indiğimizde ise en büyük sıkıntıyı çekecek olan guruplar bir önceki yıldan pandemiye yakalanan 2. ve 6. Sınıflar tabi ki 1. ve 5. Sınıflar olacaktır. Çocuklarımız yakın temasın, göz göze gelmenin, öğretmeninin sesini duymanın çok önemli olduğu zamanlarda bir ekranın karşısında cama bakarken buldular kendilerini. Haber izliyor gibi seyrettiler ekranı. Eğitimciler ekran başında yeterli olmadıklarını, çocukların öğrenmede eksik kaldıklarını hissettikçe dayandılar “ödev” lere. Burayı çöz, şurayı çiz, öbür tarafı oku, bizim tarafı yaz. Çocuklar taş gibi yağan dolu altında, ebeveynler ise dolu yağışında arabalarına battaniye, karton, halı bulmak için koşuşturan insanlar gibi hissetiler kendilerini. Ama ne yaparlarsa yapsınlar dolunun verdiği zararı önleyemediler. Battaniyesi, halısı, kartonu yanında gezenlere bile zarar verdi dolu. Her şeye rağmen büyük bir öğrenme kaybı oluştu. Bu aşamada devreye giren, eğitim eşitliğini bozan ama bunda bilgisayar, telefon, tabletten oluşan üçlü çetenin etkisinin olmadığı başka bir durum çıktı ortaya. EBEVEYNLER.

İyi öğrenciyi çok geriletmeyen belki küçük ivmeler kazandıracak bu yeni dönem, geri kalan veya geç-zor öğrenen öğrencileri ise kulvar dışına itti. Ebeveynleri bilinçli ve okulu kısmen eve taşıyacak zamanı, eğitimi olan çocuklar bu maraton yarışında hem ebeveynleri ile dolu dolu zaman geçirdiler, hem de uzaktan eğitim-öğretim dezavantajlarını lehlerine çevirdiler.

BİLİNÇLİ EBEVEYNLERLE EVLERDE KALAN ÇOCUKLAR HEM DUYGUSAL HEM DE EĞİTİMSEL AÇIDAN MÜTHİŞ İŞLERE İMZA ATTILAR. BENCE EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNİN EN BİRİNCİL SEBEBİ (bilgisayar, internet, tablet, telefon vb değil)

“BİLİNÇLİ EBEVEYNLER” OLDU… (Devam edecek)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
MEMEMENSPOR'U ORDULULAR TAŞIYOR
MEMEMENSPOR'U ORDULULAR TAŞIYOR
AYDIN ÜSTÜNTAŞ ÖDÜLÜ İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI
AYDIN ÜSTÜNTAŞ ÖDÜLÜ İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI