Advert
Maden Alanları ve Gelecek
Coşkun Özbucak

Maden Alanları ve Gelecek

Bu içerik 291 kez okundu.
Reklam

 

            Her taraftan yaşam alanlarına ve doğasına sahip çıkma sesleri yükseliyor. HES’lerden termik santrallere, madenlerden taşocaklarına kadar yerin altı ve üstü pazarlanıyor. Son dönemlerde maden özellikle de altın işletmeciliği öne çıkmaya başladı.

“Yerin üstü ALTINdan değerlidir” sloganı temel bakışın simgesi oldu. Yeni dönemi değerlendirirken “766 maden sahasından önce ve sonrası” diye bir adlandırma yapılacak.

Erzincan’dan Bergama’ya, Ordu’dan Kazdağlarına, Elmadağ’dan  Gümüşhane’ye kadar altın işlemeciliğinin olumsuz etkilerini yaşadık. Şimdi yeni süreç başladı. 68 ilde 766 alan maden sahası ilan edildi. Yani kıyamet kopacak. Ordu’da Fatsa, Ünye, Perşembe, Ulubey, Gürgentepe ilçelerindeki maden sahaları, yeni ilan edilen 766 maden sahasının dışında. Yeni olarak Altınordu’da 3, Ulubey’de 2, Kabadüz’de 2, Mesudiye’de 2 maden sahası (toplamda 9) ilan edildi. Öncekiler ve yeni maden sahalarını Ordu haritası üzerinde işaretlediğimizde tehlikenin boyutu daha iyi anlaşılacak. Tabi ki böyle giderse yeni yeni maden sahalarının ilan edilmesine de devam edilecek.

Fatsa’daki altın madeni işletmesi sonucu ortada. Tehdit büyük. Herkesten siyanüre karşı sesler yükseliyor. Bu konuda daha önce de yazdım. Mücadele yalnızca “siyanüre karşıtlık” üzerinden örmeye çalışılırsa başarılı olunamaz.    Maden ve enerji işletmeciliği para kazanma üzerinden planlandığı için ekolojik dengenin korunması dikkate alınmıyor. Para şirketlere giderken halka yok olmuş doğa ve zehir kalıyor. İklim değişikliğinin nedenlerinin başında bunlar geliyor. Yapılacaklar bütüncül değerlendirilirse anlamlı olur. Neden sonuç ilişkisi dikkatle ele alınmalı. Yıllar sonra nelerle karşılaşılacağı iyi hesaplanmalı. Betonlaşma, toprakların zehirlenmesi, ormanları yok edilmesi geleceğimizin de yok olması demektir.

Ülkenin ekolojik durumu, 766 maden sahasının kullanıma açılmasına ışık yakılmasından sonra büyük değişime neden olacak. Bu nedenle bulunduğumuz yerden “siyanüre hayır” demek yetmiyor.  “Yerin üstü ALTINdan-madenden değerlidir” deyişimizi çoğaltmak zorundayız.

Eksik olan bir başka tutum da kendi sorunumuz dışındakine ilgi gösterilmemesidir. Fatsa’daki madene karşı çıkarken Ünye’de isyan edenleri, Korgan Çiftlik’te HES’e karşı direnenleri, Ünye Çamlık için mücadele edenleri görmezlikten-duymazlıktan gelemeyiz. Altınordu’da betonlaşmaya ve deniz dolguları, Mesudiye’deki HES ve taş ocakları bizi ilgilendirmez diyemeyiz. Tüm sorunlar birleştirilir ve ortak hareket edilirse başarılı olunur. Kendi sorununu dillendirip başka sorunu olanları görmeyenlerin kendi sorununa sahip çıkmasının da inandırıcılığı olmaz.

Yaşanabilir bir Ordu için doğanın, yaşam alanlarının; derelerin, denizlerin ticari alan olarak görülmesinden vaz geçilmelidir.

 Doğanın, yaşam alanlarının talanı ve soygunu geleceğimizi yok edecek.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şahin'den Genç'e teşekkür ziyaret
Şahin'den Genç'e teşekkür ziyaret
LİDERLİĞE 'TİRYAKİ'!
LİDERLİĞE 'TİRYAKİ'!