GÜNCEL
Giriş Tarihi : 30-08-2021 09:15   Güncelleme : 30-08-2021 09:53

SEKİZ YILLIK HARPTE ORDULULAR (1914-1922)-1

SEKİZ YILLIK HARPTE ORDULULAR  (1914-1922)-1

 

-Harb-i Umumi’de Ordu Müsahfaz Kıtaatı’nın teşkili ve Çürüksulu kardeşlerin Kafkas Cephesi dâhilindeki faaliyetleri

-Milli Ordu yapılanmasında Ordulular

-15’inci Fırka ve Ordulular

 

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,1931.

 

Hazırlayan: Selçuk ŞEN, Em. Astsubay. e-posta: selcuk52persembe@gmail.com

 

Bu çalışmanın birinci bölümünde halk arasında Harb-i Umumi olarak adlandırılan 1’inci Dünya Harbi’nde “Çürüksulu Ziya Bey”in liderliğinde gönüllü olarak aziz Türk Milletinin bekası, kadim Türk topraklarının muhafazası üçün ardına bakmadan, akıbetini düşünmeden cephe hattına giden kahraman Orduluların harp serüvenlerine dikkat çekmeyi hedefledim. İkinci bölümde mütareke sonrası düzenli Ordu yapılanması safhasında Ordu’da teşkil edildiğine dair emarelerin olduğu gönüllü yapılanma hakkında bilgi vermeye çalıştım. Üçüncü bölümde ise milli mücadelenin başlangıcında karargâhı Samsun’da bulunan 15’inci Fırka (Tümen) Kumandanlığından ve bu fırka efradı Ordululardan bahsedeceğim.

Halk arasında ve Ordu yerel tarihi ile ilgili olarak çalışmalar hazırlayan yazarlar tarafından Ordu’da teşkil edilen gönüllü birliğin adı “Ordu Kıyı Müstakil Taburu” yada “Ordu Müstakil Taburu” olarak anılmış olsa da askeri kaynaklarda bu birlikten “Ziya Bey Kuvveti” veya “Ziya Bey Taburu” olarak bahsedilmektedir (GNKUR. ATASE Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi, Kafkas Cephesi 3’üncü Ordu Harekâtı. Cilt II. Birinci Kitap. Ankara. 1993. s.614-617). Diğer taraftan Adnan YAZICI,  “Birinci Dünya savaşında Harşit Savunması. Kafkas Cephesinin Son Savunma Hattı. Gece kitaplığı Yayınları. Birinci Baskı. 2020” adlı eserinde  (s.140)  “Ordu Müstahfaz Kıtaatı” ve “Perşembe Müstahfaz Kıtaatı” olarak bahsetmektedir.

Her iki konuyla ilişkili kaynak eserlerin rehberliğinde hazırladığım bu çalışmanın gençlerimiz üzerinde müspet etti yaratmasını temenni ederim.

 

Birinci Bölüm:

Harb-i Umumi’de Ordu Müsahfaz Kıtaatı’nın teşkili ve Çürüksulu kardeşlerin Kafkas Cephesi dâhilinde ki faaliyetleri

Harb-i Umumiye giriş, Osmanlı ve Rus Ordularının konuş durumu: 2 Ağustos 1914’de Alman İmparatorluğu ile ittifak antlaşması imzalayarak savaşa girmeyi kabul eden Osmanlı aynı tarihinde (Yemen’deki 7’nci Kolordu ile Asir ve Hicaz’daki 21 ve 22’nci Tümenler dışında) kara, deniz ordularında genel seferberlik ilanı kararı almıştır. Seferberlik ilan edildiği anda Osmanlı Kara Ordusunun 1’inci ve 2’nci Orduları İstanbul, 3’üncü Ordu ise Doğu Anadolu ve Kafkas bölgesinde idi. Ancak 3’üncü Ordu’nun mevcut kuruluşu çok geçmeden harbin gereklerine göre değişti ve 3’üncü Ordu 10’uncu Kolordu ile takviye edildi.

Sorumluluk sahası Orta ve Doğu Karadeniz, Kafkas hattı ve Doğu Anadolu mıntıkası olan 3’üncü Ordu Kumandanlığının (karargâhı Erzincan’da) Kolordu ve bunlara bağlı Fırkaların konuş yerleri ise şu şekildeydi: 9’uncu Kolorduya bağlı 28 ve 29’uncu Tümenler Erzurum’da, 17’nci Tümen Bayburt’ta, 10’uncu Kolorduya bağlı 30 ve 31’nci Tümenler Erzincan’da, 32’nci Tümen Sivas’ta, 11’nci Kolorduya 18’inci Tümen Elazığ’da, 33’üncü Tümen Van’da, 34’üncü Tümen Muş’ta konuşlu idi.

Savaşın patlak verdiği tarihte Rus Ordusun Kafkas bölgesi yığınak planı ise şu şekildeydi; Batum bölgesinde General Yehşin emrinde; -“Kıyı Grubu” (kolordu seviyesinde)  kuvvetlerine bağlı 6’ncı Tümen, Plaston Hudut Taburu, 1 İstihkâm Taburu, 36’ncı Topçu Tugayına bağlı 1 Batarya, 1 Süvari Bölüğü ayrıca Karadeniz kıyısında 3’üncü Kuban Plaston Tugayı. Oltu bölgesinde Gn. İstomin emrinde ki birlikler, Sarıkamış bölgesinde General Berkman, General Devir, General Anduruski, General Perjavalaski ve General Baratof emrindeki birlikler, Erivan-Iğdır bölgesinde General Sabiski’ye bağlı birlikler ile İran Azerbaycan’ı Hoy Kuzeyi bölgesinde General Çernozubof emrinde ki birlikler bulunmaktaydı. Rusların Ordu Kumandanlığı görevini General Voronzof Daçhof yürütmekte, karargâh olarak Tiflis Garnizonu kullanmaktaydı. Osmanlı Devleti’nin ordusunun başında ise Başkumandan Vekili olarak Enver Paşa bulunmaktaydı. Osmanlı Devleti Donanmasının 27-30 Ekim 1914 tarihlerinde Rus Çarlığının Karadeniz’deki stratejik deniz ve kara hedeflerini bombardıman etmesinin ardından 1 Kasım’da Rus Elçisi İstanbul’u terk etmiş aynı gün Rus ordusu Kafkasya bölgesinde ileri harekâta geçmişti. Sınır hattımızı delen Rus Çarlığı böylelikle 1 Kasım 1914’te Osmanlı Devleti’ne resmen savaş ilan etti. Aynı tarihte Rus orduları Batum, Ardahan ve Kars üzerinden topraklarımıza girmiş oldular. (Kaynak: ATASE, Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, I Cilt, Osmanlı İmparatorluğunun Siyasi ve Askeri Hazırlıkları ve Harbe Girişi. Ankara. 1970)

Buraya kadar Osmanlı Devletini Harb-i Umumiye girişi, Osmanlı ve Rus kara birliklerinin mevcut yapılanmalarına değindik. Şimdi ise imparatorluk genelinde olduğu gibi Ordu Kazasında da seferberliğin uygulanması ve gönüllü birliğin kurulması konularına sırayla değineceğiz.

Trabzon Vilayeti Ordu Kazasında Asker Alma Seferberliğinin uygulanması: Seferberlik ilanını hakkındaki Padişah İradesi, 5 Ağustos’ta Trabzon Vilayetine ulaşmış Vali Cemal Azmi Bey’in talimatıyla tüm kazalara tebliğ edilmişti. 2 Kasım tarihli Seferberlik Emri hükümleri ve 12 Mayıs 1914 tarihli "Mükellefiyet-i Askeriye Kanun-u Muvakkatı” gereğince, Kolordular muvazzaf ve yedek asker ihtiyaçlarını kendilerine tahsisli saha dâhilindeki yükümlüleri silahaltına alarak gidereceklerdi. (ATASE İdr.Faaliyetler, Ek Kroki-14) Trabzon Vilayeti Ordu Kazası bu meyanda 3’üncü Ordu’ya bağlı 10’uncu Kolordu Kumandanlığına tahsis edilen saha içerisinde ve 32’nci Fırka sorumluluk bölgesinde bulunmaktaydı. 10’uncu Kor. Asker Alma Kurulu bu vazifeyi Fırka (Tümen) Ahz-ı Asker Daireleri ile onlara bağlı Nahiye ve Kazalarda mevcut Ahz-ı Asker Şube Reislikleri marifeti ile yürütecekti.

Harbin başlangıcında 10’uncu Kolordu Ahz-ı Asker Heyeti Reisliği görevinde Erkan-ı Harp Miralayı (1311 - b.P.13) Ahmed Avni Bey, 32’nci Fırka Ahz-ı Asker Daire Reisliği görevinde ise Erkan-ı Harp Kaymakamı (1309 - P.8) Mustafa Hilmi Bey bulunmaktaydı. Aynı tarihte Ordu Kazası Perşembe Nahiyesi Ahz-ı Asker Şube Reisliği görevini ise Harputlu Piyade Binbaşı (1315-P.202) Yusuf Ziya Bey yürütmekteydi. Ordu Kazasında yerel hükümetin başında Kaymakamı Mahmut Nedim Bey bulunurken Belediye Reisliği görevini ise Yusuf Sırrı Bey yürütmekteydi (DİZMAN s.48-49).

Seferberliğin uygulamasının başladığı tarihte ordunun hazar kadrolarında nizamiye (muvazzaf) eri olarak silahaltında 1307 (1891), 1308 (1892), 1309 (1893) doğumlu olanlar bulunmakta idi. Bu erler 1327 (1911), 1328 (1912) ve 1329 (1913) yıllarında askere alınmışlardı. Seferberliğin ilanı ile birliklerin seferi kadro eksikliğini tamamlamak adına ilk aşamada 1310 (1894) doğumlular askere alınmıştı. Bahsi geçen doğumluların seferi kadroları dolduramamasından dolayı, seferberlik kanunun 84-85-89 ve 147’nci maddesinde işaret edilen 1303 (1885)-1309 arası doğumlularda yedek olarak silahaltına alındılar. Bunlar arasında nispeten yaşlı olanlar depo (eğitim) tabur ve alaylarına celp edilerek mümkün mertebe bu birlik teşkilatında kalacaklardı (ATASE İdr. Faaliyetler s.163-164, BİLGİN s.73). Seferberliğin ilk dört gününde Trabzon Vilayeti genelinde seferberlik kapsamında 18.807 asker toplanmıştı (BİLGİN s.73).

10’uncu Kolordunun birliklerinin sefer kadrolarını bütünlemek adına, Trabzon Vilayeti Ordu Kazası ve nahiyelerinden muvazzaf ve yedeklik evresinde olup seferberlik hükümleri doğrultusunda silahaltına alınanlar konakladıkları Eskipazar mevkiinden en seri vasıtayla 10’uncu Kor. 32’nci Fırkaya bağlı Ünye 93’üncü Depo Alayı ve Giresun 94’üncü Alay’a nakledildiler. Depo birliklerinde silah, giyim-kuşam ve teçhizatla donatılarak hızlandırılmış eğitime tabi tutulan erler kıtalarına gidecekleri güne kadar burada bekleyeceklerdi. Kısa süre sonra Ünye’ye sevk edilenlerin bir kısmı Ünye – Karakuş – Niksar – Suşehri güzergâhını takiben Erzincan’a, Ünye’de kalan mevcutla Giresun’da bulunanlar tahsis edilen vapur ve muharip gemilerle Trabzon’a oradan da Trabzon – Maçka – Bayburt – Kop ve Aşkale üzerinden Erzurum’a nakledildiler. Bir kısım yükümlü de Ordu-Ulubey-Mesudiye-Zara hattını takiben Sivas’a sevk edildiler. Yalnızca Trabzon Vilayeti genelinde İlk dört günkü asker alma mevcudu neredeyse 19.000 civarında olan 10’uncu Kolordu, 29 günde seferber olması gerekirken 42 günde ancak seferberlik haline gelebilmişti (ATASE Birinci Kitap s.231). Ordu Kazasında seferberlik işlemlerinin uzamasında en büyük etken mevsimin yaz olması ve buna bağlı olarak köylerden yaylalara göçlerin yaşanmış olmasıydı. Dolayısıyla yerel hükümetin halka ulaşımında gecikmeler yaşanması gayet normaldi.

Asker alma ve seferberlik uygulamaları Balkan Harbi sonrasında önemli ölçüde değiştirilmişti. Asker alma ve seferberlik esasları ile ilgili düzenlemeleri içeren emirlerin geç verilmesi uygulamada aksaklıklara neden oldu. Ordu ve nahiyelerinde hizmet veren Ahz-ı Asker (As. Şb. Bşk.lığı) Reisliklerinin, erleri barındırmak ve iaşe etmek için esaslı tedbirler alamamış olması büyük sıkıntı yaşanmasına neden oldu. Bununla birlikte kıtalara celp işleminin nasıl yapılacağı netlik kazanmadığı için şubelerce sakatlar dâhil bütün mükellefler toptan çağrılmışlardı. Hangi mükellefin alınacağı netleştikten sonra erlerin bir kısmı köy ve kasabalarına geri gönderiliyordu. Seferberlik uygulamasının başlangıç aşamasındaki belirsizlikler nedeniyle kendiliğinden memleketlerine dönenler ve hatta firar edenler de olmuştu.

Ordu Kazasında Gönüllü Temini: Osmanlı 3’üncü Ordusu’nun 9, 10 ve 11’nci Kolorduları Rus ordusunun muhtemel ileri harekâtını önlemek, 93 Harbi (1877-78) sonunda Ruslara savaş tazminatı olarak bırakılan Ardahan, Kars ve Sarıkamış’a ileri harekât düzenleme görevlerini içeren harp planına göre cephe hattında teşkilatlanmışlardı. Ancak Rus hududunun kuzey de bulunan kısmı, Hopa-Ardahan hattı ile Çoruh havzasında ağır silah ve makineli tüfeklerle donatılmış birliklerimiz bulunmamakta, Karadeniz kıyı emniyeti ve hudut muhafazası Hudut ve Seyyar Jandarma birliklerimiz ile sağlanmaktaydı. Birlik mevcutları az olan bu kuvvetlerin desteklenmesi, gerektiğinde sınır ötesinde kargaşaya sebep olacak baskınlar icra etmek, düşman ileri harekâtını engellemek için gönüllülerden oluşan tabur ve alay arasında bir yapıya sahip birliklerin kurulması kararlaştırıldı.

Seferberlik hükümlerinin, muvazzaf ve yedeklik dönemindeki yükümlülere uygulanmasının hemen sonrasında 10’uncu Kolordu Asker Kurul Başkanlığı tarafından,  12 Mayıs 1914 tarihli "Mükellefiyet-i Askeriye Kanun-u Muvakkati” ve bu kanunun atıfta bulunduğu 18 Ağustos 1912 tarihli “Müstahfaz Kıtaatı Talimatı” hükümlerine uygun olarak Ordu Kazasında gönüllülerden oluşan kıtanın kurulması için gönüllü alımına başlandı.

Kimler gönüllü olarak alındı? Bahsettiğimiz iki kanunun ilgili maddelerine uygun olan her erkek vatandaş gönüllü yazılabilirdi ancak bunun belirli kuralları vardı:

(1)18 yaşından küçük olmayan, 20 yaşından büyük (en fazla 45) olanlardan ise seferberlik meşakkatine dayanabilecek tahammüle sahibi olanlar, (2) Muvazzaf olarak askerlik hizmetinde bulunmayan, (3) Hırsızlık, ırza tecavüz gibi yüz kızartıcı suçtan ceza almamış ve halk arasında kötü olarak tanınmamış olanlar ile tebliğ edilecek askerlik süresi kadar silah alında kalmayı kabul edenlerin “Gönüllü” kayıtları yapılarak silahaltına alındılar. Silahaltına alınan gönüllü sayısı 350-400 civarında idi.

 

Müstahfaz Kıtaat’ın (Muhafız Kıtası) kurulması: Araştırmacı yazar Sn. Adnan YILDIZ’ın, 13 Kasım 2019 tarihli Ordu Hayat Gazetesi’nde haber konusu ettiği Ziyan ÇÜRÜKSULU’nun 1950 yılı CHP milletvekili aday adayı bilgi formunda Ziya Bey müfrezeden “…Harb-i Umumi' den (Birinci Dünya Harbi) mütarekeye kadar özel izinle ile teşkil ettiğim tabur…” diyerek bahsetmiştir. Ziya Bey’inde ifade ettiği gibi birlik, özel bir izinle kurulmuştu. Ziya Bey, Balkan Harbi başladığında yerel hükümet nezdinde girişimde bulunarak o dönemde yürürlükte olan 1886 tarihli kanuna uygun olarak, kendisine güven duyan onu sayan ve seven arkadaşlarından oluşan gönüllü birlik toparlamış ve Samsun Fırkası bünyesinde Çatalca bölgesine cephedeki ilk vaziyete dâhil olmuştu. Harb-i Umumi’nin başlamasının ardından mülki ve askeri makamlara müracaat ederek gönüllü birlik kurma arzusunu dile getirmişti.

 

Ziya Bey, mıntıkanın mülki ve askeri makamlarınca tanınan biriydi. Yukarıda adından bahsettiğimiz 10’uncu Kolordu Ahz-ı Asker Heyeti Reisi Erkan-ı Harp Miralayı (“Gürcü Avni” lakaplı) Ahmed Avni Bey’de Ziya Bey gibi Batumluydu. Miralay Ahmed Avni Bey’in kayınpederi Batumlu Müşir Zeki Paşa ile Ziya Bey’in babası Çürüksulu Ali Paşa teşviki mesaide bulunmuşlar, ayrıca Miralay Ahmed Avni Bey’in ağabeyi İsmail Fevzi Paşa Ekim 1903- 19 Eylül 1908 tarihleri arasında Perşembe Nahiye Mutasarrıfı olarak görev yapmıştı. Her ikisi de Galatasaray Sultanisi mezunu olan, Ahmed Avni Bey ve Ziya Bey'in Balkan Harbinde yollarının kesişmiş olması da ihtimal dâhilindedir zira iki isimde aynı Fırkanın (Samsun Tümeni) emrinde görev yapmışlardı. Adından bahsettiğimiz diğer bir isim Perşembe Ahz-ı Asker Şube Reisi Piyade Binbaşı (1315-P.202) Yusuf Ziya Bey, bu görevinin öncesinde Balkan Cephesinde Samsun Fırkası (Tümeni) Perşembe Redif Bölüğü Bölük Kumandanı olarak bulunmuştu.

 

Ziya Bey’in talebi harbin gerçekleri ve ordunun gereksinimleri de dikkate alındığında, vilayetin yanı sıra yerel hükümet ve askeri makamlar tarafından kabul görmüş ve kanuna uygun olarak, Ordu Kazasında kurulan bu birlik, 12 Mayıs 1914 tarihli "Mükellefiyet-i Askeriye Kanun-u Muvakkatı”na dayanak olan 18 Ağustos 1912 tarihli “Müstahfaz Kıtaatı Talimatı”nın 9’uncu maddesinde de izah edildiği gibi:  “…kendi mıntıkalarındaki hudut ve sahillerin, demir yollarının, askeri bölgelerin, menzil hatlarının, askeri ambar ve depoların, mahalli asayişin, mali ve sınai kuruluşların muhafazasında…” kullanılacaktı.

 

Buraya kadar kanun ve talimatlardan niçin bahsettik? Mesele” Gönüllü” olmakta olsa Türk devlet geleneğinde en küçük yapılanma dahi kişilerin keyfiyetiyle meydana gelmemekte, her iş devletin iradesi altında yürütülmekteydi. Söz konusu silahlı bir yapılanmaysa bu daha da önem arz etmektedir. Aksi bir teşekkülde bulunanlar “asker” değil “şaki” olurdu. Ancak Teşkilat-ı Mahsusa’nın bu kapsam dışında mahkûm, kanun kaçağı gibi şahıslardan istifade ettiği de bir gerçektir.

 

Ziya Bey Kuvvetinin / Taburunun Cepheye Sevki: Osmanlı kara ordusunun bölük, tabur ve alay kuruluş yapısı incelendiğinde, 400 gönüllüden oluşan Ziya Bey Kuvvetinin / Taburunun “karargâh + üç bölüklü” bir yapılanmada olduğunu değerlendirmekteyim. Ordu – Hopa arasındaki coğrafyanın, yer yer geçit vermeyen arazi arızalarına sahip olması bu nedenle de karayolu ulaşımının yer yer imkânsızlaştığı ve yüzün üzerinde irili ufaklı dere ve ırmağın olduğunu da hesaba katarsak, 400 kişilik bir birliğin birlik bütünlüğü bozulmadan Hopa’ya intikalinin karayolu ile gerçekleşmesi çok zordu. Bu sabit gerekçeler doğrultusunda gönüllülerin deniz yoluyla intikal ettiğini düşünebiliriz ancak, cepheye intikalin karadan yürüyüş ile yapılmış olduğu yönünde tespitler bulunmaktadır.

DEVAMI YARIN