GÜNCEL
Giriş Tarihi : 06-04-2021 09:30   Güncelleme : 05-04-2021 23:31

ORDU’DA MÜSTAHFAZ KITAAT’IN TEŞKİLİ ve ALİPAŞAZADE YÜZBAŞI ZİYA BEY’İN CEPHE HAREKÂTI-2

ORDU’DA MÜSTAHFAZ KITAAT’IN TEŞKİLİ ve ALİPAŞAZADE YÜZBAŞI ZİYA BEY’İN CEPHE HAREKÂTI-2

 

 

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,1931.

Hazırlayan: Selçuk ŞEN, Em. Astsubay. e-posta: selcuk52persembe@gmail.com

 

 

Müfrezenin kurulması:

 

Araştırmacı yazar Sn. Adnan YILDIZ’ın, 13 Kasım 2019 tarihli Ordu Hayat Gazetesi’nde haber konusu ettiği Ziya ÇÜRÜKSULU’nun 1950 yılı CHP milletvekili aday adayı bilgi formunda Ziya Bey müfrezeden “…Harb-i Umumi' den (Birinci Dünya Harbi) mütarekeye kadar özel izinle ile teşkil ettiğim tabur…” diyerek bahsetmiştir.

Ziya Bey’inde ifade ettiği gibi birlik, özel bir izinle kurulmuştu. Ziya Bey, Balkan Harbi başladığında yerel hükümet nezdinde girişimde bulunarak o dönemde yürürlükte olan 1886 tarihli kanuna uygun olarak, kendisine güven duyan onu sayan ve seven arkadaşlarından oluşan gönüllü birlik toparlamış ve Samsun Fırkası bünyesinde Çatalca bölgesine cephedeki ilk vaziyete dâhil olmuştu. Harb-i Umumi’nin başlamasının ardından mülki ve askeri makamlara müracaat ederek gönüllü birlik kurma arzusunu dile getirmişti.

Ziya Bey mülki ve askeri makamlarca tanınan ve müspet yönleriyle bilinen bir kişiydi. Yukarıda adından bahsettiğimiz 10’uncu Kolordu Ahz-ı Asker Heyeti Reisi Erkan-ı Harp Miralayı (“Gürcü Avni” lakaplı) Ahmed Avni Bey’de Ziya Bey gibi Batumluydu. Miralay Ahmed Avni Bey’in kayınpederi Batumlu Müşir Zeki Paşa ile Ziya Bey’in babası Çürüksulu Ali Paşa teşviki mesaide bulunmuşlar, ayrıca Miralay Ahmed Avni Bey’in ağabeyi İsmail Fevzi Paşa Ekim 1903- 19 Eylül 1908 tarihleri arasında Perşembe Nahiye Mutasarrıfı olarak görev yapmıştı. Her ikisi de Galatasaray Sultanisi mezunu olan, Ahmed Avni Bey ve Ziya Bey'in Balkan Harbinde yollarının kesişmiş olması da ihtimal dâhilindedir zira iki isimde aynı Fırkanın (Samsun Tümeni) emrinde görev yapmışlardı. Adından bahsettiğimiz diğer bir isim Perşembe Ahz-ı Asker Şube Reisi Piyade Binbaşı (1315-P.202) Yusuf Ziya Bey, bu görevinin öncesinde Balkan Cephesinde Samsun Fırkası (Tümeni) Perşembe Redif Bölüğü Bölük Kumandanı olarak bulunmuştu.

Ziya Bey’in talebi, harbin gerçekleri ve ordunun gereksinimleri de dikkate alındığında, vilayetin yanı sıra yerel hükümet ve askeri makamlar tarafından kabul görmüş ve kanuna uygun olarak, Ordu Kazasında kurulan bu birlik, 12 Mayıs 1914 tarihli "Mükellefiyet-i Askeriye Kanun-u Muvakkatı”na dayanak olan 18 Ağustos 1912 tarihli “Müstahfaz Kıtaatı Talimatı”nın 9’uncu maddesinde de izah edildiği gibi:  “…kendi mıntıkalarındaki hudut ve sahillerin, demir yollarının, askeri bölgelerin, menzil hatlarının, askeri ambar ve depoların, mahalli asayişin, mali ve sınai kuruluşların muhafazasında…” kullanılacaktı.

Buraya kadar kanun ve talimatlardan niçin bahsettik? Mesele” Gönüllü” olmakta olsa Türk devlet geleneğinde en küçük yapılanma dahi kişilerin keyfiyetiyle meydana gelmemekte, her iş devletin iradesi altında yürütülmekteydi. Söz konusu silahlı bir yapılanmaysa bu daha da önem arz etmektedir. Aksi bir teşekkülde bulunanlar “asker” değil “şaki” olurdu. Ancak Teşkilat-ı Mahsusa’nın bu kapsam dışında mahkûm, kanun kaçağı gibi şahıslardan istifade ettiği de bir gerçektir.

Ziya Bey Taburunun Cepheye Sevki:

Osmanlı kara ordusunun bölük, tabur ve alay kuruluş yapısı incelendiğinde, 400 gönüllüden oluşan Ziya Bey Taburunun “karargâh + üç bölüklü” bir yapılanmada olduğunu değerlendirmekteyimOrdu – Hopa arasındaki coğrafyanın, yer yer geçit vermeyen arazi arızalarına sahip olması bu nedenle de karayolu ulaşımının yer yer imkânsızlaştığı ve yüzün üzerinde irili ufaklı dere ve ırmağın olduğunu da hesaba katarsak, 400 kişilik bir birliğin birlik bütünlüğü bozulmadan Hopa’ya intikalinin karayolu ile gerçekleşmesi çok zordu. Bu sabit gerekçeler doğrultusunda gönüllülerin deniz yoluyla intikal ettiğini düşünebiliriz ancak, cepheye intikalin karadan yürüyüş ile yapılmış olduğu yönünde tespitler bulunmaktadır.

 

Ziya Bey’in Cephe Faaliyetleri:

Bu konu ile alakalı olarak okumasını yaptığım ve yazımızın kaynaklar kısmında beyan etmiş olduğum eser ve makalelerde 25 Kasım 1914 tarihine kadar Çürüksulu Yüzbaşı Ziya Bey’in cephenin herhangi safhasında ve icra edilen harekâtlarda adına rastlamadım. Sn. Dr. Mehmet BİLGİN eserinde, Yüzbaşı Ziya Bey’in (kardeşi Mülazım-evvel Fuat Bey’le birlikte) cephedeki varlığından Teşkilatı-ı Mahsusa müfrezeleri ve Hopa Hudut Taburunun Borçka’nın alınmasının ardından (23-25 Kasım 1914) Borçka üzerinden Acaristan’a girdikleri safhada Ordu ve Samsun bölgesinden topladığı gönüllülerle cepheye gelerek çatışmalara bu safhada katıldığına değinmektedir. Diğer taraftan, BİLGİN’in aynı eseri incelendiğinde Yüzbaşı Ziya Bey’in küçük kardeşi Kamil Bey’in “Süvari Yüzbaşısı” olarak Teşkilat-ı Mahsusa kadrosunda ve Yusuf Rıza Bey’in emrinde Ruslara karşı girişilen saldırıların ilk safhasında bulunduğunu görmekteyiz.

Yüzbaşı Ziya Bey ve kardeşleri ile Ordulu gönüllülerini Kafkas Cephesi (3’üncü Ordu Sol Kanat 5 ve 6.Kısmı) faaliyetleri üç başlık altında size nakletmenin tespitlerimin size nakli için doğru olacağını değerlendirmekteyim.

(1) 1914 Yılı Kasım Ayı Teşkilatı Mahsusa Müfrezelerinin Harekâtları ve Süvari Yüzbaşısı “Çürüksulu” Kamil Bey:

-1 Kasım 1914 tarihine kadar olan durum,

1 Kasım 1914 tarihinde kadar Karadeniz kıyı hattı Hopa Hudut Taburu tarafından, Çoruh havzası ile Sarıgöl mıntıkası ise Hod ve Milo Hudut Taburları tarafından muhafaza edilmekteydi. Bu hudut taburlarına ise, Piyade Binbaşı Ömer Hilmi (1316 - P.104) (GÜR) Bey emir komuta etmekteydi.

-1 Kasım 1914’ten sonraki durum,

Rus ileri harekâtı başladığı 1 Kasım tarihinden hemen sonra kıyı emniyetinden sorumlu Trabzon Jandarma Taburu, Giresun, Şebinkarahisar, Lazistan ve Gümüşhane Taburlarının birleştirilmesi kurulan Trabzon Seyyar Jandarma Alayı ve mevcut hudut taburları ile sınır muhafazasına devam edilmekteydi. Hopa – Arhavi hattında bulunan Hopa Hudut Taburu ise iki bölüklü yapıdan dört bölüklü yapıya dönüştürülmüştü. Kıyı bölgesindeki (5. kısım) birlikler Trabzon Seyyar Jandarma Alay Kumandanının, Hudut boyunca bulunan birlikler ise 6. kısım kumandanı olan Arhavi Hudut Bölük Kumandanı Yüzbaşı İbrahim Efendi’nin emrine verilmiş durumdaydı.

Karadeniz kıyılarında çıkarma harekâtı icra etmesi beklenen Ruslar, kara hududu üzerinden ileri harekâta geçmiş 3 Kasım 1914 tarihinde Köprüköy’e (ERZURUM) kadar ilerlemişlerdi. Sahilden yapılması muhtemel çıkartmaya karşı 10’uncu Kolordu Birlikleri Şebinkarahisar-Giresun-Samsun üçgeninde dağılmış, cephe hattının bir ucu da Kelkit Vadisi’nden Bayburt’a sarkmıştı. Rusların Kafkas Cephesinden taarruza geçmesi üzerine 10’uncu Kolordu Birlikleri bu bölgeyi boşaltarak yeni hatta tertiplenme emrini almıştı.

-Sol kanatta (Arhavi-Hopa-Yusufeli hattı) muharebelerin başlaması:

3’üncü Ordu harp planında sol kanat olarak belirtilen hattın karşısında Rusların dört taburlu 264’üncü Piyade Alayı, 1’inci Koban Plaston Hudut Taburu, 25’inci Hudut Taburu ile bir İstihkâm Taburu, 8 toplu bir Topçu Bataryası ve bir Süvari Bölüğü bulunmaktaydı.

Sol kanat muharebelerinin öncesinde sahil kısmını, Hopa Hudut Taburu ve Trabzon Seyyar Jandarma Alayı birlikleri ile Yusuf Rıza Bey emrindeki Teşkilat-ı Mahsusa Taburları savunmaktaydı. Diğer taraftan Yusufeli bölgesinde bulunan Hudut Taburları ile bölgeye yerleştirilen Seyyar Jandarma Taburu ’nu Dr. Bahattin Şakir Bey’in Halil Bey komutasına verdiği Teşkilatı Mahsusa gönüllüleri takviye etmekteydiler. Çoruh havzası boyunca Rusların zayıf kuvvetlerle İşhan (Yusufeli) ve Oltu Ayvalı Köyü bölgesinden yaptıkları baskın harekâtları ile sol kanat muharebeleri başlamış olacaktı. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Kafkasya misyonunu yöneten isimler sınırın Rus tarafındaki Müslümanları teşkilatlandırıp, gayr-i nizami harp usulleri ile düşmana zarar vermeyi planlamışlardı. Bu nedenledir ki bölgede konuşlu Jandarma ve Hudut Taburlarının varlığına rağmen Kasım 1914’deki ileri harekâtlar ve çatışmalar Teşkilat-ı Mahsusa idarecilerinin sevk ve idaresinde gerçekleşmiştir. Misyonun başında ise Yusuf Rıza Bey bulunmaktaydı.

-Teşkilat-ı Mahsusa’dan Yusuf Rıza Bey Müfrezesinin Batum Üzerine Harekâtı:

Teşkilat-ı Mahsusa’nın sahil sorumlusu Yusuf Rıza Bey, Rusların sınırı geçerek baskınlar düzenlemesinin ardından Fındıklı’da bulunan karargâhını Arhavi’ye taşımıştı. Yusuf Rıza Bey Arhavi’de toparlanan Teşkilat-ı Mahsusa gönüllülerini müfrezeler halinde taksim ederek Kopmuşburnu, Sultanselim Dağı, Balıklı ve Boyuncuk bölgelerine dağıtmıştı. Akabinde 12 Kasım günü Yusuf Rıza Bey emrindeki bu müfrezeleri üç grupta toplamış sahilden ilerleyecek kuvvetleri Yüzbaşı Muhsin Bey’in, Balıklı’dan ilerleyecek birlikleri başlangıçta Mülazım-ı sani Rauf Bey’in emrine verdiyse de daha sonra cepheye gelen Süvari Yüzbaşısı Kamil Bey’in emrine vermişti. Soğucak kısmındaki üçüncü gruba da Binbaşı Hafız Süleyman Bey kumanda edecekti. 13 Kasım’da Yusuf Rıza Bey, emrindeki müfrezelere hududu geçmeleri emrini verdi. Yüzbaşı Muhsin emrindeki müfreze 12-13 Kasım gecesi Kopmuşburnu mevkiinden hududu geçerek Ruslarla temas kurmadan Limanköy’ü alarak Makriyal (Kemalpaşa) önlerine kadar ilerledi. Ruslarla burada temas kurulmuş ve çatışma başlamıştı ancak cephanesi azalan Muhsin Bey bu noktada beklemeye başladı. Kuşanuğ ve Balıklı bölgesinde bulunan Süvari Yüzbaşısı Kamil Bey emrindeki birlikler, 13 Kasım’da Çifteköprü istikametinden taarruza geçmişti, Borçka istikametinde taarruzuna devam eden bu kuvvet, Düzköy’e ulaştığında Ruslara çok fazla zayiat verdirdi. Aynı gün Arhavi’nin Soğucak Köyünde Murgul – Başköy ve Küre köyü istikametine doğru ilerleyen bir diğer müfreze Küre’de Rusların ateşiyle karşılaştı. Toparlanan ve destek alan Rus birliklerinin ileri harekâta başladıkları dönemde, Borçka ve Murgul üzerine harekâta devam edecek müfrezeler Binbaşı Hafız Süleyman Bey’in emrine verildi. Murgul Vadisinde yeniden tertiplenen ve toparlanan müfrezeler 18 Kasım’da Küre’yi ele geçirdi.

Küre’nin ele geçirilmesinin ardından Murgul üzerine yürüyüşe geçildi ve nihayetinde 22 Kasım’da Artvin, Albay Lavrof’un Binbaşı Hafız Süleyman’a teslim olmasıyla 23 Kasım’da Murgul ve 25 Kasım’da Borçka Ruslardan alınmış, Rus hududunu geçen Teşkilat-ı Mahsusa Müfrezesi ve Hudut Birlikleri Batum müstahkem mevkii önlerine kadar yanaşmışlardır.

25 Kasım’da Borçka’ya giren Süvari Yüzbaşısı Kamil Bey’in birliği yaşanan karmaşaya rağmen yerli halktan ilgi ve destek görmüştü. 27-28 Kasım gecesi başlatılan harekât Murgul üzerinden sürdürülerek Milisi ve Keda alındı. Acara suyunu geçerek Macahelispri kuşatılmış, Camili’nin kuzeyinde bulunan Khervtvisi ve Milisi köylerinin karşı hattında bulunan Kibe Tepesi’ önünde muhtemel bir taarruz için tertiplenilmişti. Üzerine yürünecek olan Rus birliğinin elinde top bulunması ileri harekâtı güçleştirmekteydi. Çıkan çatışmalarda ise Ruslara 500 kadar zayiat verdirilmişti. 2 Aralık 1914 tarihinde Çürüksu’ya girilmiş, 4-5 Aralık günlerinde Ardanuç’un bir kısım köyler alınarak Ardahan’a yürüyüşe devam edildi.

Devamı Yarın