manşet
Giriş Tarihi : 10-05-2021 23:48   Güncelleme : 10-05-2021 23:58

Fatsa Kaymakamının yetki tasarrufu nedeniyle ABD'nin Osmanlı Devleti'ne Nota vermesi

ABD İstanbul Büyükelçiliği Osmanlı Hariciye Nezaretine Niçin İki defa Muhtıra Verdi? Fatsa Kaim-Makamının Muhtıra Verilmesindeki Rolü Neydi? Dâhiliye ve Hariciye Nezaretleri Ne Gibi Tedbirler Aldı? Fatsa’dan Sivas’a Kim Sürgün Edildi? Şura-yı Devlet Kim Hakkında Soruşturma Başlattı?

Fatsa Kaymakamının yetki tasarrufu nedeniyle ABD'nin Osmanlı Devleti'ne Nota vermesi

Hazırlayan: Selçuk ŞEN, Em. Astsubay

Yıl 1916! Umumi Harbin tam ortası. Osmanlı Devletinin birçok cephede muharebelere devam ettiği dönem. Rus Ordusu’nun kara unsurları Doğu ve Kafkas Cephelerinde üstünlüğü sağlamış, muharip deniz unsurları ise tüm Karadeniz kıyı şeridinde yıkıcı baskın akınları düzenlemekteydi. Zonguldak ahalisindeki kritik kömür ocaklarının kıyı yükleme iskele ve rıhtımları sürekli taciz edilmekte, İstanbul Boğazının Karadeniz’e çıkış ağzının gündoğusu ve günbatısı seyir hatları mayın ağlarını ile tuzaklanmış durumdaydı. Karadeniz’deki ticari seyir ve donanma varlığı da Rus akınları karşısında zayıflamıştı. Yaşanan menfi haller ticari ulaşımı da etkilemişti. “Millet-i sadıka” Ermeniler, Türk cephe hatları ve harp sahası mıntıkaların güvenliği, yerel asayişsizliklerin halli maksadıyla, 27 Mayıs 1915'te çıkartılan “Sevk ve İskân Kanunu” gereği bulundukları sahalardan hükümet tarafından belirlenen zorunlu iskân bölgelerine büyük ölçüde nakledilmişlerdi. Büyük oranda ticari hayatın dengesi, düzeni de böylelikle de bozulmuştu. Genel durumun bu yönde olduğu 1916 yılı bahar döneminde Fatsa Kaim-Makamlığını Halil Rıfat Efendi vekâleten yürütmekte, Canik Mutasarrıflığı görevinde ise Müştak Bey bulunmaktaydı.

Harbin getirdiği tüm menfi şartlara rağmen Osmanlı topraklarında yabancı şirketlerin ticari faaliyetleri yürümekteydi. Bunlardan birisi de Leon Orosdı adlı Macar uyruklu eski bir subayı oğluna ait mağazalar zincirinden oluşan “OROSDI BACK” adlı ticari kuruluştu.

Leon Orosdı (1855-1922), 1848-49 Macar ihtilali dönemi Cumhurbaşkanı Lajos Kossuth’un mahiyetinde görevli Musevi asıllı subay Adolf Orosdi’nin oğlu idi. Ülkesinin Çarlık Rusya’sının saldırısına maruz kalmasıyla, Lajos Kossuth ve ailesi, çok sayıda Macar insanı ile birlikte topraklarını terk ederek Osmanlıya sığınmıştı. Bir süre Kütahya’da ikamet eden bu aile daha sonra İstanbul’a gelerek buraya yerleşmişlerdi. İstanbul’a gelmelerinin ardından Galata semtinde giyim mağazası açan aile (sonradan çok sayıda şubesi olacak) mağazanın adını Türkler tarafından sıcak bakılması maksadıyla  “Ömer Efendi Mağazası” olarak tescilleyecektir.

Fatsa…

Anadolu’nun birçok yerinde muhtelif iş kollarında şubeleri olan şirketin Samsun’da da şube ve temsilcilikleri bulunmaktaydı. Şirketin,  Fatsa merkezli olarak yürüttüğü tüm faaliyetlerinin başında ise Fransız tebaasına mensup olduğu bilinen “Jan Paul Carminati” bulunmaktaydı.

Jean Paul Carminati ailesi ile birlikte Fatsa’da ikamet etmekte ve kaldığı haneyi çalışmakta olduğu şirketin ticari ofisi olarak da kullanmaktaydı. iki katlı olduğunu ikmal edilen belgelerden anladığımız binayı Fatsa Kaim-Makam Vekili Halil Rıfat Efendi ile müştereken kullandığını gene bu belgelerden anlamaktayız.

Mayıs 1916’da Hali Fırat Efendi ve Jean Paul Carminati arasında yaşanan ve Halil Rıfat Efendinin memuriyet vasıflarını kullanmasıyla boyutu değişen tartışma ve anlaşmazlığın sonrasında Carminati yerel hükümet marifetiyle ikametinden uzaklaştırılır. “İç bölgeye tehcir” edilmesi maksadıyla mevcutlu olarak Samsun’a sevk edilen Carminati’nin Samsun’a getirilmesinin hemen sonrasında, şehirde şube ve temsilciliği bulunan şirket yetkilileri (Orosdı Back) durumu ABD Samsun Konsolosluğu’na iletilir. Konsolosluk, adı geçen şahsın kendi “ülke vatandaşları olmamasına rağmen” konunun resmi muhatap tarafı gibi davranmış ve Samsun Mutasarrıflığı nezdinde diplomatik girişimde bulunmuş diğer taraftan da İstanbul’daki ABD Büyükelçiliği’ne telgrafla bilgi aktarmıştır. (Bu tarihte ABD Samsun Konsolosluğunda fahri konsolos vekili olarak Mr. Peter bulunmaktaydı)

Amerika Birleşik Devletleri İstanbul Büyükelçiliği haberdar olduğu durum karşısında konuyu Fransızca olarak kaleme alınan “7 Ağustos 1916 tarih ve 284 sayı” numaralı nota-muhtıra ile Osmanlı Hariciye Nezaretine iletir (Bu tarihte Büyükelçi Avram I. Elkus’dur). Nota-muhtıra içeriğinde yaşanan gelişme ve tespiti yapılan muamele ve uygulanan tedbirden ABD Büyükelçiliği Osmanlı Hariciye Nezaretine şu cümlelerle bahsetmekteydi:

“Amerika Birleşik Devletleri'nin Büyükelçiliği, diğer birçok vatandaşı gibi (İsviçre kastediliyor), savaştan önce Fransız Konsolosluğu'na kayıtlı olan ve Fransız olarak kabul edilen (Osmanlı makamlarınca) “İsviçre vatandaşı” Jean Carminati'nin Fatsa'dan Sivas'a sürüldüğünü henüz öğrenmiş durumdadır. Bu İsviçre vatandaşı (Jean Paul Carminati) Samsun’da bulundurulduğu esnada, Amerika Konsolosluk (Samsun Konsolosu) Görevlisi Samsun'daki İmparatorluk yetkilileriyle konuşarak onlara gerçekleşen hatayı iletti. (ABD Samsun Konsolosu) Elçiliğe telgraf çekmekteyken yetkililerden (Samsun Mutasarrıflığı)  henüz bir cevap almamıştı. Ancak (Osmanlı hükümet görevlileri) bu vatandaşın İsviçre makamlarınca onaylayan geçerli pasaportunu hesaba katmıyorlar.

Elçilik  (ABD İstanbul) , Yüce makamınızdan Samsun Valisi'ne bu İsviçre vatandaşını serbest bırakmasını ya da Fatsa'ya dönmesi ya da isteğine göre İsviçre'ye dönmesi için “telgraf talimatlarını vermesini” talep etmektedir.

Elçiliğe ayrıca, Bay Carminati'nin evinin kaymakam tarafından herhangi bir envanter (sayım-el koyma tutanağı) yapılmadan işgal edildiği de bildirilmiştir.”

ABD İstanbul Büyükelçiliği’nin bu girişimin akabinde Osmanlı Hükümetinin ilgili makamları süratle yaşanan yerel vakaya müdahale etmiştir. Hükümet, Fatsa Kaim-Makamı Halil Rıfat Efendi hakkında idari soruşturma başlatmış, Halil Rıfat Efendi’nin kendine yöneltilen suçlamaları reddetmesi üzerine Canik Liva İdari Meclisi’ne sunduğu itiraz dilekçesi de İstanbul’a iletilmiştir.

Dâhiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyetinin sunduğu evraka istinaden Dâhiliye Nazırı Atıfet Paşa tarafından Sadrazamlık makamına 28 Temmuz sene 1332 (10 Ağustos 1916) tarihinde gönderilen yazıda konu şu cümlelerle arz edilmekteydi:

“Dâhiliye Nazırı Atıfet Paşa Hazretlerinden Makam-ı Sadaret-i Uzma’ya: İsviçre tebasından Jan Carminati’nin hanesini işgal ve eşyasını istimal (kullanmak) mes’elesinden naşi Fatsa Kaim-Makam vekili Halil Rıfat Bey hakkında Canik Livası Meclis İdaresince ittihaz edilen (alınan) lüzum-ı mahakeme kararıyla evrak-ı müteferriası mumaileyh Rıfat Bey tarafından mu’ti (verilen) itirazname ile maan ve leffen (birlikte ve ekte) takdim kılınmış olmağla keyfiyetin liecli’t-tedkik Şura-yı Devlet’e havale buyrulması menut-ı rey-i sami-i mün’imâneleridir.”

Fatsa Kaim-Makamı Halil Rıfat hakkında soruşturma devam ederken İstanbul makamları, Jean Paul Carminati’nin Fatsa’ya dönmesi ve evinin kendisine teslim edilmesi ile alakalı olarak 19 Ağustos 1916 tarihinde ilgili makamlara emir vermiş bulunmaktaydı.

         “Bab-ı Ali Hariciye Nezareti

Umur-ı Siyasiye Müdüriyet-i Umumiyesi

Dâhiliye Nezareti Celilesine

Devletlü efendim hazretleri

Fransa konsolatosunda müseccel (tescilli) olmasına mebni Fransız addi ile (sayılarak) dahil-i memlekete sevk edilmek üzere Fatsa’dan teb’id olunan (sürülen) Jan Karminati’nin İsviçre teb’asından olduğu tahakkuk etmesine (ortaya çıkmasına) binaen dâhil-i memlekete izamından (gönderilmesinden) sarf-ı nazar olunduğu Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nin 590 numerosunu muhtevi 7 Ağustos Sene 1332 (20 Ağustos 1916) tarihli tezkere-i aliyye-i nezaret-penahileri üzerine Amerika sefaretine tebliğ olunmuş idi…” 4 Ocak 1917 tarihli belgeden.

Halil Rıfat Efendinin soruşturması bu tarihten itibaren vermiş olduğu itiraz dilekçesine istinaden “Şura-yı Devlet” tarafından sürdürülmekteyken yaşanan ikinci bir gelişme: Sivas’tan Fatsa’ya dönen Jean Paul Carninati’nin ABD diplomatik makamlarına, Fatsa’daki ikametinde şahsi eşya ve değerli kâğıdın zayi olduğunu ve İkametin bir kısmının halen Kaim-Makam Vekili Halil Rıfat Efendi tarafından işgal edildiğini bildirmesi oldu.

Bu son durum hakkında detaylı bilgilere Amerika Birleşik Devletleri’nin İstanbul Büyükelçiliğinin Osmanlı Hariciyesine verdiği, 26 Aralık 1916 tarih ve 2115 sayılı ikinci muhtıra içeriğinden ulaşılmıştır. ABD’nin ikinci muhtırasında şu detaylara yer verilmişti:

Amerikan Büyük Elçiliği -İstanbul

26 Aralık 1916.                                                 

Sayı: 2115

“Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği, 7 Ağustos 1916 tarihli ve 284 sayılı nota-muhtıra ile Fatsa'da ikamet eden Jean Carminati adlı bir İsviçre vatandaşının davasını İmparatorluk Dışişleri Bakanlığı'nın dikkatine sunmuştu. Bu (Carminati), bölgeyi terk etmek zorunda kalan ve daha önce Fransız koruması altında olduğu ve Fransa Konsolosluğu'na kayıtlı olduğu için Küçük Asya'daki iç bölgelere sınır dışı edilmekle tehdit edilen bir kişidir.

Yüce Babıali tarafından Samsun yerel makamlarına gönderilen talimatların ardından, bu İsviçre vatandaşının Fatsa'ya dönmesine izin verildi. Elçiliğin muhtıra da belirttiği gibi, Yüce Babıali, Bay Carminati'nin ayrılmasından hemen sonra, Carminati’nin evi Kaymakam tarafından işgal edildi. Fatsa'ya dönüşünde, Bay Carminati evinin hala Kaymakam'ın elinde olduğunu ve Kaymakam'ın evin geri kalanını kendi kullanımı için sakladığını, tek bir katının iade edebileceğini öğrendi. Bay Carminati, kişisel eşyalarının yanı sıra çalıştığı şirkete ait olduğunu ifade ettiği ve 154.88 ½ ltqs. tutarında eşyanın kayıp olduğunu veya zarar verilerek kullanılmaz durumda olduğunu da bildirdi. İmparatorluk Bakanı'ndan yerel makamlara talimat göndermesi istiyoruz. Böylece söz konusu ev ve içindekiler Bay Carminati'ye iade edilmelidir.”

Hariciye Nezareti, ABD İstanbul Büyükelçiliğinden gelen ikinci muhtıradan sonra öğrenilen Fatsa Kaim-Makamı hakkındaki şikayet konusu durum Dahiliye Nezaretine, 4 Ocak 1917 tarihinde “Hariciye Nazırı Namına Umur-ı Siyasiye Müdüriyet-i Umumiyesi Vekili” imzalı yazı ile bildirmişti. Yazıda şu ifadelere yer verilmişti:

“…Sefaret-i müşarün-ileyhadan zeylen (ek olarak) alınan bir muhtırada memurin-i mahalliyeye verilen emir üzerine Fatsa’ya avdetine (dönüşüne) müsaade edilmiş olan muma-ileyh Karminati evvelce de beyan edildiği veçhile Fatsa’da kain (yerleşik) olup, azimetini müteakip kaim-makam tarafından işgal edilmiş olan hanesini avdetinde dahi meşgul bulmuş olduğundan ve hanenin ancak bir katını ikameti için istirdad edebilip (geri alabilip) mütebaki (kalan) kısmı kaim-makamın işgal-i zatiyesi için muhafaza edilmekte bulunduğundan ve kendisi ile hizmetinde bulunduğu şirkete ait esmanı (bedeli) yüz elli dört lira seksen sekiz buçuk kuruşa bali olan (ulaşan) eşyanın noksan veya tahrip edilmiş olduğundan dolayı mezkur hane ile muhteviyatının numa-ileyhe iadesi iltimas edilmiş olmakla suret-i vuku-i halli mahallinden su’al olunarak alınacak cevabın taraf-ı aciziye inbasına himem-i aliyye-i nezaret-penahileri sezavar (layık) buyrulmak babında emr-u ferman hazret-i men-lehü’l-emrindir…” 

* * * * *

Fatsa Kaim-Makamı Hali Rıfat Efendi Görevden Alınıyor…

ABD Büyükelçiliğinin 7 Ağustos 1916 ve 29 Aralık 1916 tarihli iki muhtırasının ardından Osmanlı Hariciye Nezareti ve Dahiliye Nezareti arasında seri bir yazışma trafiği yaşanmaktaydı. Diğer taraftan da Dahiliye Nezareti, Samsun Mutasarrıflığı ve Emniyet-i Umumiye Müdüriyet-i Umumiyesi vasıtasıyla yereldeki soruşturmayı sürdürmekteydi.

Nihayetinde Dahiliye Nezareti 7 Mart 1917 tarihinde Samsun Mutasarrıfı Müştak Bey’e gönderdiği şifreli telgraf emri ile Fatsa Kaim-Makamı Halil Rıfat Efendi’in görevden el çektirilmesini emretmiştir.

“…Emniyet-i Umumiye 31 Kanun-i evvel Sene 1332 (13 Ocak 1917) Fatsa kaim-makam vekili Halil Rıfat Efendi Jan’ın taht-ı istirahatinde bulunan hanesine daha ailesi içeride iken girmiş ve şimdiye kadar eşyasını istimal (kullanmış) ve hatta yağma etmiş olduğu icra kılınan tahkikat-i resmiye ile sabit olmuştur. Muma-ileyh vazife ve nüfuz-ı memuriyetini o derece mucib-i hicab ve nefret bir surette sui-istimal eylemiştir… artık bir gün bile orada (Fatsada) ikamet etmesi caiz değildir. Binaen-aleyh memurin-i muhakemat (memurların yargılanması) mucebince lüzum-ı muhakemesine karar verilmiş olduğundan netice-i muhakemeye kadar eli işten çektirilmiş ve yerine diğer bir vekilinin tayini derdest icra bulunmuş olduğu arz olunur…”

Fatsa Kaim-Makamı Hali Rıfat Efendi görevden alınmasına, yerine görevlendirme yapılmasına ve memurin-i muhakemat (memurların yargılanması) mucibince yargılanmasına itiraz etmiş olsa dahi adli ve idari süreç aleyhine işlemekteydi. 25 Mart 1917 tarihinde itiraz dilekçesi İstanbul’a ulaşan Halil Rıfat Efendi’nin itiraz dilekçesi incelenmiş, yapılan idari soruşturma sonucu Halil Rıfat Efendi’nin 2 Ekim 1917 tarihinde mahkemede yargılanmasına karar verilmiştir.

* * * * *

Sizlere oldukça özete indirerek nakletmeye çalıştığım bu olayın sonunda Fatsa Kaim-Makam Vekili Halil Rıfat Efendi’ye ne olduğu? Şura-yı Devlet’te ne kararlar alındığı? Gibi soruların cevapları elbette ki rafların arasındaki arşiv belgelerinde saklıdır. Ancak şunu değerlendirmekteyim ki Halil Rıfat Efendi soruşturmanın ardından devletin ücra bir köşesindeki yeni görevine gönderilmiştir. Bu yazının sonunda Kaim-Makam Vekili Halil Rıfat Efendi’yi eleştirmek gibi bir hissiyatınızın olmasını istemem. Halil Rıfat Efendi o günün şartlarında üzerine düşen bir vazifeyi ifa ederken hükümet kendisinin yanında olabilseydi, bizler belki de bugünlerde manzarası bozulan vadileri, doğal akışı durdurulan dereleri ve kelleşen yeşil alanları konuşmuyor olacaktık. 

Yazıma kaynak oluşturan onlarca kişisel arşiv evrakı ve koleksiyonunu şahsıma sunan Sn. Fatin HAZİNEDAR beyefendiye sonsuz şükranlarımı sunarım. Eminim ki kendileri çok yakın zamanda bizlere çağlamayan derelerin, yeşilini kaybeden tepelerin, kuşların uçuşmaktan sakındığı vadilerin 112 yıllık istismar ve yağma hikâyesini okuyacaktır…

 

KAYNAKLAR:

-BOA (EUM).

-Library of Congres – loc.gov.

-Yazar Sn. Fatin HAZİNEDAR arşivi.

-Tarihçi Sn. Murat BIYIK arşivi.

Fransızca ve İngilizce belgelerin çevirisini yapan Mühendis Doğan Seyfi ŞEN’e, Osmanlıca belgelerin çevirisinde yoğun mesai harcayan değerli büyüğüm Tarihçi Yazar Murat Dursun TOSUN Bey’e şükranlarımı sunarım.