Takı Yaparak Hem Terapi Yapıyor Hem Geçimini Sağlıyor

Altınordu ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Birsen Ataç, takı yaparak hem geçimini sağlıyor hem de deprem korkusuyla mücadele ediyor. 1999 depreminin ardından yaşadığı travmayı atlatmak için takı yapımını terapi olarak kullanmaya başlayan Ataç, ürettiği takıları uygun fiyatlarla satıyor. Son yaşanan büyük deprem felaketiyle korkularının yeniden tazelendiğini belirten Ataç, günde ortalama 2-3 bileklik yapıyor ve bu sayede korkularını yenmeye çalışıyor.

Uğur Kahyaoğlu
Uğur Kahyaoğlu Tüm Haberleri

Altınordu ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Birsen Ataç, geçimini takı yaparak sağlamanın yanı sıra, korkularıyla baş etmek için bu hobiyi terapiye dönüştürüyor.

1999 depreminde yaşadığı travmanın ardından deprem korkusuyla mücadele eden Ataç, bu korkusunu yenmek için takı yapımını bir terapi aracı olarak kullanıyor.

Ataç, "Herkesin hayatta bir korkusu vardır. Benimki de deprem korkusu. 1999 depreminde psikolojim bozuldu. 2014 yılında Ordu'ya taşındık çünkü burası deprem bölgesi değil diye düşündüm. Ancak burada da korkularım devam etti ve terapi amaçlı takı yapmaya başladım" diyerek duygularını ifade etti.

Ürettiği takıları cüzi fiyatlara satarak hem terapi yapmanın hem de geçimini sağlamanın mutluluğunu yaşayan Ataç, geçtiğimiz yıl ülkede yaşanan büyük deprem felaketinin ardından korkularının yeniden tazelendiğini belirtti. "Deprem travmam yeniden oluştu. Ben de bu korkumla takı yaparak başediyorum. Günde ortalama 2-3 tane bileklik yapıyorum. Amacım sadece kafamı boşaltmak ve korkularımı aklıma getirmemek" diyen Ataç, kendi terapi yöntemiyle iç huzura kavuştuğunu söyledi.

Son olarak, Ataç, "Geçen yıl ülkemizde yaşanan deprem felaketinde binlerce insanın hayatını kaybetmesi beni derinden etkiledi. Kahramanmaraş ve diğer illerde yaşanan büyük acıları yüreğimde hissettim. Bu nedenle takı yaparak hem kendi korkularımla baş etmeyi hem de bu tür felaketlerde zarar gören insanlara yardım etmek istiyorum" şeklinde konuştu.

24 Şub 2024 - 14:00 Ordu/ Ordu- Gündem

Mahreç  Uğur Kahyaoğlu