RAHAT UYU KOMUTANIM…

RAHAT UYU KOMUTANIM…
RAHAT UYU KOMUTANIM… Admin
Bu içerik 0 kez okundu.

Yusuf Can Erişen

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanı Kıbrıs Gazisi (Em.) Kd. Albay Mehmet Şükrü Tandoğan, geride kuşaktan kuşağa aktarılacak kahramanlık anıları ve hem Kıbrıs’ta, hem de Türkiye’de unutulmaz dostluklar bıraktı.

Aslen Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Çandır Mahallesinden olan Kd. Albay Mehmet Şükrü Tandoğan, 1948 yılında memur bir babanın oğlu olarak Eskişehir’de dünyaya geldi. Eskişehir’deki hava üssüne inen uçakları gördükçe, askerliğe ilgi duydu. Asker olmak için 1963 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. 1968 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun olup subay olarak göreve başlayan Tandoğan, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’na katıldı. Harekatta görev alan subaylardan biri olarak o anları hafızasına kazıdı.

46 yıl önce...

Türk  Silahlı Kuvvetleri’nin Rumların, Kıbrıslı Türklere karşı uyguladıkları baskı ve zulme son vermek ve Ada’ya barış getirmek amacıyla düzenlediği ve içinde Albay  Mehmet Şükrü Tandoğan’ın da yer aldığı Kıbrıs Barış Harekatı'nın üzerinden 46 yıl geçti.

Akdeniz’deki konumu nedeniyle tarih boyunca stratejik bir öneme sahip olan Kıbrıs, 1571’de Osmanlı Devleti tarafından fethedildi. 3 yüzyıldan uzun süre Osmanlı toprağı oldu. Ancak 93 Harbi’nde Osmanlı’nın Ruslara yenilmesiyle her şey değişti. İngiltere’nin desteğini almak isteyen Osmanlı, 1878’de Berlin Antlaşması’nı imzaladı. Bu antlaşmaya göre ada toprağı Osmanlı’da kalacak ancak idari kontrol İngiltere’de olacaktı.

Kıbrıs Devleti kuruldu

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nda İngiltere ve müttefiklerine karşı Almanya’nın yanında yer aldı. Yenilgi, Kıbrıs’ı da etkiledi. İngiltere, 5 Kasım 1914’te Ada'yı ilhak ettiğini açıkladı. I. Dünya Savaşı sonunda yapılan Lozan Barış Antlaşması’yla Kıbrıs, tamamen İngilizlerin kontrolüne girdi.

Ada'da 1974 harekatına giden sürecin ilk adımları 1950’li yıllarda atıldı. Rumlar,Yunanistan’a katılmak için birtakım faaliyetlere girişti. Böylece Türkiye, meseleye dahil oldu. Ada'da iki toplumlu Kıbrıs Devleti’nin kurulması için harekete geçildi. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin yürüttüğü görüşmeler sonucunda 1959 yılında Türk ve Rum halklarının ortak yönetecekleri bir Kıbrıs Devleti’nin kurulması kabul edildi. Varılan mutabakata göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör ülkeler oldu. Yani Kıbrıs’ta anayasal düzeni bozmaya yönelik herhangi bir girişimde, söz konusu üç devlete müdahale yetkisi verildi.

Kanlı Noel olayı

Kıbrıs Devleti kuruldu ama umulan barış bir türlü gelmedi. Çünkü Rum siyasetçiler, Yunanistan’la birleşme amacından hiç vazgeçmedi. Rumların bu yolda örgütlenerek harekete geçmesi çok sürmedi. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olarak seçilen Makarios öncülüğünde kurulan EOKA (Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü) adlı Rum örgütü, Türklere karşı saldırılara başladı.

Bu saldırıların en kanlısı ise 1963 Aralık ayında düzenlendi. Saldırı, tarihe “Kanlı Noel” adıyla geçecek kadar vahşiydi. Yüzlerce Türk bir gecede katledildi. Her geçen gün artan olaylara Türkiye kayıtsız kalmadı. Türk savaş uçakları, Lefkoşa üzerinde uçarak Rumlara ilk mesajı verdi. Ada'da artan karmaşa üzerine Birleşmiş Milletler (BM) devreye girerek kontrolü sağlamaya çalıştı. BM’in müdahalesine rağmen Rumlar, saldırılarına devam etti. Garantör devletlerden biri olan İngiltere ise herhangi bir müdahalede bulunmadı.

Türk halkına zulüm

Saldırıların artması üzerine Türkiye Ada'ya müdahale hazırlığına başladı. 1964’te İsmet İnönü Hükümeti, TBMM’den Kıbrıs’a müdahale yetkisi aldı. Hükümet, 7 Haziran’da Ada'ya müdahale edeceğini duyurdu. Ancak ABD devreye girmekte gecikmedi. ABD Başkanı Lyndon Baines Johnson, 5 Haziran’da İsmet İnönü’ye mektup yazdı. Tarihe “Johnson Mektubu” olarak geçen mesajda Türkiye’den harekattan vazgeçmesi istendi. ABD’den gelen açık tehdit üzerine Kıbrıs’a müdahale planı rafa kaldırıldı.

Harekattan vazgeçilmesi ile EOKA’nın faaliyetleri daha da cüretkar oldu. Özellikle 1967’den itibaren Türklere karşı olan baskı gitgide artırıldı. Katliamlar yeniden başladı. Zorunlu göçlerle Türk halkı Ada'nın yüzde 3’lük kısmına sıkıştırıldı.   Cuntacı Albay Nikos Sampson, 15 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’ta kanlı bir darbe yaptı. Amacı, Kıbrıs adasının Yunanistan'a bağlanma hayali olan 'Enosis'in gerçekleştirilmesiydi. Bunun anlamı adadan Türk varlığını silmekti.

“Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz”

Açıkça büyük bir soykırımı hedefleyen bu darbeye karşı Türkiye derhal harekete geçti. Uluslararası baskılara rağmen Türkiye, garantörlük hakkını kullanmakta tereddüt etmedi. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, ‘Biz aslında savaş için değil barış için ve yalnız Türklere değil Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz’ sözleriyle duyurdu.

Albay Tandoğan o günleri anlatıyor

İşte harekata uzanan bundan sonraki gelişmeleri, E. Albay Mehmet Şükrü Tandoğan şöyle anlatmıştı:

“Biliyorsunuz, birliklerin seferi görevleri vardır. Bizim sefer görev yerimiz de Kıbrıs’tı. Bu nedenle biz de Kıbrıs’a çıkırtma yapacakmış gibi senlerdir eğitim yapıyoruz. Bizim eğitim alanlarımızda çıkartma gemilerinin maketleri vardı. Biz maketler üzerinden denizden çıkıyormuş gibi olası bir Kıbrıs Harekatı’na yönelik hazırlık yapıyorduk.

2 gün önce yola çıktık

Dolayısıyla 15 Temmuz’da Kıbrıs’ta darbe olunca bizim de Kıbrıs’a çıkacağımız hemen hemen kesinleşmiş gibiydi, bunu hissettik ve o günden itibaren silahlarımızı, ve malzemelerimizi yükleyip Mersin’e intikal ettik. Yani bir savaş düzenini aldık. 20 Temmuz’da da harekat başladı.

Benim normal Kahramanmaraş’taki  birliğimin mevcudu 118 kişiydi. Savaş ilan edildiğinde 130 asker daha verdiler. Birliğimiz savaş mevcudu oldu.

Aftan çıkanlarla takviye

Gelen askerlerin çoğu 1974 affı ile cezaevinden çıkan ağır suçlulardı. Bunların çoğu eğitim merkezlerine yeni alınmış, 15 günlük eğitim almışlardı. Yani doğru dürüst eğitimleri bile yoktu.  Mesela ben o zaman 26 yaşındaydım bu gelenlerin arasında 37 yaşında askerim vardı.

Yani savaşa hazır askerlerin yanında hiç bir hazırlığı olmayan askerler de vardı. Ama kısa zamanda onları da eğittik.

Benim bindiğim çıkarma gemisi, çok büyük Ertuğrul Çıkarma gemisiydi. Biz o kişilere bir saatte silahı öğrettik. Hepsi Anadolu çocuğuydu. Bir vatan görevine katılmanın heyecanı ve gururu içerisindeydi. Benim de 256 askerin sorumluluğunu taşıyordum. Tabi ki şehit ölebilir, yaralanabilir ama bunların olmaması için eğittim.

Ateş altında ilerledik

Kıbrıs’a ilk deniz piyadeleri çıktı. Peşinden kara piyadeleri çıktı. Hızla ilerlemeye başladık. Bizim hedefimiz Girne istikametine ilerleyip Beşparmaklar’ın diğer tarafında havadan inen birliklerle buluşmaktı. Harekatın en zor safhası da buydu. Ateş altında ilerlemeye devam ettik. Tankların birinde bir yüzbaşımız, ertesi gün bir albayımız şehit oldu. İşte bu zor şartlar altdında katılan takviye birliklerle hedefimize ulaştık. Ve birinci harekat böyle sonuçlandı.

Ordulu Astsubay Bayram Gümüş

Mücahit bölüğünü ele geçirip 20 mücahiti şehit ettiler. Ve yine orada Türkiye ile Kıbrıs arasında haberleşmeyi yapan Atak telsizi vardı. O telsizin başında da Ordulu Astsubay Bayram Gümüş vardı. Malesef yanında bulunan iki askerle birlikte onu da işkence ederek şehit ettiler.

Ertesi gün uçaklarımız da savaşa iştirak edince bunlar tutunamadılar.

Ayşe tatile çıksın

Türkiye, harekatı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararına uyarak 22 Temmuz 1974’te durdurdu. Biz de 37 bin asker olarak dar bir alanda beklemeye başladık. Bazı küçük köyleri bu arada ele geçirdik ama kapsamlı bir operasyon yapmadık.

Yine BM Güvenlik Konseyi’nin kararına göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere bir araya gelerek Kıbrıs sorununun çözümü için görüşmelere başladı. Temmuz ayının sonunda başlayan Cenevre görüşmeleri sonuçsuz kalınca harekatın ikinci bölümü ‘Ayşe tatile çıksın’ parolası ile, 13 Ağustos’u 14 Ağustos’a bağlayan gece hayata geçirildi.

Ayşe, Cenevre konferansına katılan dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş'in kızının adıydı ve görüşmelerden sonuç çıkmayacağının, operasyon için vakit kaybedilmemesi gerektiğinin işaretiydi.

Üç şehit verdim

İkinci harekatta üç askerim şehit oldu, iki askerim yaralandı. Bizim birliğin harekatı 5 saat sürdü. Yaklaşık 50 rum askerinin ölüsünü geride bıraktık. Tam tepeye yaklaşırken bir mermi önümden geçti. Kim attı diye bakarken, bir baktım ki bir Rum bizim oraya geldiğimizi fark etmemiş, orada çukurda hala ateş ediyor. Sonra bizim askerlerimiz onu da etkisiz hale getirdiler.

Rum milisler yüzlerce sivili katletti

Biz taarruza devam ederken Rum ordusu destekli milisler geri çekilirken, kuşatmaya aldıkları Türk köylerinde insanlık dışı katliamlara imza atmıştı. Taşkent, Atlılar, Muratağa, Sandallar köylerinde tamamı kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan yüzlerce masum sivil katledilmiş ve toplu mezarlara gömülmüştü. Öyle büyük vahşete imza atılmıştı ki katledilen sivillerin kimlik tespitinin yapılarak şehitliklere gömülmesi onlarca yıl sürmüştü.

Vahşete tanık olundu

Ama biz aldığımız hiç bir esiri bırakın öldürmeyi, kötü muamele bile yapmadık, aç bile bırakmadık. Sonrasında da Kızılhaç’a teslim ettik.

Ama onların çok vahşice cinayetlerine tanık olduk. Askerlerimizi ağaçlara bağlayıp yaktıklarını, bıçakla gözlerini çıkardıklarını, uzuvlarını kestiklerini gördük.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu

18 Ağustos’ta sona eren Barış Harekatı ile Türk askeri büyük başarı kazandı ve adada barış dönemi başlamış oldu. 

Kıbrıs Barış Harekatı’nda Türk ordusu, 498 şehit verdi. Kıbrıs Türk tarafı ise, harekatta 70’i mücahit, 270 kişiyi kaybetti. Kıbrıs Türklerinin genel olarak verdiği şehit sayısı ise 1672 olarak kayıtlara geçti. 

Ben harekattan sonra birliğim ile birlikte bir yıl daha orada kaldım. Rumlarla karşılıklı mevzilerde bir yılımız geçti.

Sonuçta harekat sayesinde Kıbrıs’ın bugünkü sınırları çizildi. 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Rauf Denktaş, Federe Devlet ve Meclis Başkanı oldu. 15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşu dünyaya ilan edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı da yine Rauf Denktaş oldu.”

Türkiye Muharip Gaziler Derneği’ne giriş

Kıbrıs Barış Harekatı’ndan döndükten sonra Yüzbaşı rütbesi çeşitli il ve birliklerde görev yapan Mehmet Şükrü Tandoğan, en son Ankara’da görev yaptığı Genel Kurmay Başkanlığı’ndan Kıdemli Albay olarak emekli oldu.

Emekli olduktan bir süre sonra Silahlı Kuvvetler Komutanlığı’nın kurduğu 4 dernekten birisi olan Türkiye Muharip Gaziler Derneği’ne üye olarak girdi. İstiklal Savaşı’na katılan, Kore Savaşı’na katılan, Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan ve ayrıca kurtuluş Savaşı döneminde Kuva-yi Milliye’de gönüllü olarak çarpışanların tescil edildiği, kamu yararına çalışan bu dernekte Genel Başkan oldu.

Vefat edene kadar Genel Başkan olarak gazilerimize, ailelerine, şehit yakınlarına önemli hizmetleri oldu. Her önemli günde ülkemizde ve yavru vatan Kıbrıs’ta gazilerimizi ve şehitlerimizi başarı ve gururla temsil etti.

Kıbrıs’a son çıkış

Emekli Kd. Albay Mehmet Şükrü Tandoğan, 15 Kasım 2020 tarihinde KKTC'nin 37'inci yıldönümü kutlamaları için gittiği Kıbrıs’ta kutlamaların yapıldığı alanda açılan yaklaşık 2 metrelik çukura düşerek yaralanmıştı.

Tandoğan’ın düşmüş olduğu çukurdan polis ve sağlık ekipleri tarafından çıkarılması sağlandıktan sonra kaldırıldığı Gazimağusa DevletHastanesinde tedavi altına alındı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Mehmet Şükrü Tandoğan tedavisinin devam etmesi için Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldı.

Son görev

Yapılan tetkiklerin ardından Tandoğan’da kalp rahatsızlıkları tespit edildi. Tandoğan’ın ve ailesinin isteği doğrultusunda Ankara'dan gönderilen ambulans uçakla Türkiye’ye getirildi.

Kıbrıs Gazisi Emekli Kd. Albay Mehmet Şükrü Tandoğan, 71 yaşında Ankara’da yaşama veda etti. Yazının başında dediğim gibi Kıbrıs Barış Harekatı’nın kahramanlarından Mehmet Şükrü Tandoğan albayımız geride hiç silinmeyecek bir tarih, unutulmayacak kahramanlıklar, Türkiye ve yavru vatan Kıbrıs’ta güzel anılar ve dostluklar bıraktı.

Memleketi Ordu’da son yolculuğuna askeri tören ile uğurlanan evli ve iki çocuk babası sevgili komutanımıza hiç unutulmayacağı inancı ile Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları ve dostlarına başsağlığı diliyoruz.

Nurlar içinde yat sevgili Komutanım...

 

 

 

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Samsunspor, Fatsa'ya acımadı
Samsunspor, Fatsa'ya acımadı
CEZAEVİNDEN SATILIK TAVUK
CEZAEVİNDEN SATILIK TAVUK