Advert

KÖY ENSTİTÜLÜ FATMA ÖĞRETMEN

KÖY ENSTİTÜLÜ FATMA ÖĞRETMEN
KÖY ENSTİTÜLÜ FATMA ÖĞRETMEN Admin
Bu içerik 0 kez okundu.

Ordu’nun son Köy Enstitülü kadın öğretmenlerinden Fatma Gürpınar’ı 13 Şubat 2019 Çarşamba günü Ordu Atik İbrahim Paşa Cami’nden yolcu ettik sonsuzluğa. Bu yazı onun aziz hatırası için yazılmıştır. Fatma Gürpınar öğretmenimizi saygı ve rahmetle anıyorum.

Delikkaya köyünden İbiloğullarından Ahmet Akkaya ve Gülizar Hanımın 1927 yılında doğan kızları Fatma, 1939–40 eğitim döneminde Delikkaya İlkokulundan mezun olur. İlkokulu bitirdikten sonra köyde kalmak istemeyen Fatma Akkaya, kızların okuyabileceği bir okula kendisini yazdırması için ilkokul öğretmeni Ali Gönül’e giderek ricada bulunur. Öğretmen Ali Gönül onu Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne yazdırır. Ama ailenin bundan haberi yoktur.

Yaz bittiğinde Ahmet Akkaya’nın kapısını jandarma çalar ve kendisini kızıyla birlikte Uzunisa karakoluna davet ederler.  Karakolda kızı Fatma Akkaya’nın okula gönderileceği, kaydının yapıldığı, buna karşı çıkmaması kendisine söylenir. Kız çocuklarının böyle yatılı bir okula gönderilmesinin hoş karşılanmadığı bir dönemde Ahmet Akkaya tüm tepkilere rağmen biraz da karakolda söylenenlerden korkarak, kızının köy enstitüsüne gönderilmesine razı olur.

Fatma Akkaya Ordu’da vapura bindirilip Trabzon’a yollanır. Yanında 2 kız çocuğu daha vardır, onlar da okula gitmektedirler. Üç kız Trabzon’da Beşikdüzü Köy Enstitüsüne yakın iskelede indirilirler. Akşam olduğu için kalacak bir yer ararlar. Bir han bulurlar. Burada konakladıktan sonra sabah yürüyerek Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne giderler. Okula gittikten sonra diğer çocuklar gibi kontrolleri yapılıp yıkanıp temizlenirler.

Beraber geldikleri iki kız ertesi gün Fatma Akkaya’nın kaldığı yatakhaneye gelerek geri döneceklerini ifade ederler. Çünkü kızlardan biri gözü bozuk olması diğeri de ilkokul 5.sınıfı şehirdeki ilkokulda okuması nedeniyle Köy Enstitüsüne kabul edilmemişler.

Burada Ali Osman Gürpınar ve Fikrîye Karadeniz (Trabzon Milletvekili Raif Karadeniz’in yeğeni) ile aynı sınıfta eğitim görürlerken matematiği çok iyi olan Tonyalı Ali Osman’dan yardım alırlar. Bu tanışıklık sonrasında okul bitince Ali Osman, Fatma Akkaya’ya evlilik teklifinde bulunur. O yıllarda çevresinde Tonyalılar hakkında kendisine olumsuz şeyler söylendiği için Fatma Akkaya, Tonya’daki köylerinde çalışmayı istemez. Birlikte Delikkaya’da çalışmayı önerir. Ali Osman bu şartı kabul eder.

Ama başka bir şartı daha vardır Fatma Akkaya’nın. O yıllarda Ali Osman Beyin soyadı Hapsi’dir. Hamsiyi çağrıştıran bu soyadını da kabul etmeyen Fatma Akkaya, soyadı değişikliği şartını da koyar. Hatta soyadı önerisinde bulunur. Çok kitap okuyan Fatma Akkaya, Ali Osman Beyin yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan dolayı Gürpınar soyadını almasını teklif eder.

O yıllarda Hapsi soyadını değiştirmek için mahkemeye başvuran Ali Osman Bey hâkime derdini anlatarak Fatma hanımla evlenebilmek için soyadını değiştirmek istediğini söyler. Böylece soyadları mahkeme kararıyla Gürpınar olmuştur.

1945 yılında evlendiler ve birlikte Delikkaya İlkokuluna öğretmen olarak atandılar. Eşi Ali Osman Gürpınar 1945 yılında başladıkları Delikkaya İlkokulu’ndan 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidar olmasından sonra bir şikâyet üzerine ayrılmak zorunda kaldı. 1955 yılında yeniden Delikkaya’daki görevine döndü ve 1959 yılına kadar burada birlikte öğretmenlik yaptılar.

Köy enstitülü öğretmenler ülkenin her yerinde olduğu gibi Delikkaya’da da önemli işlerin altına imzalarını atıyorlardı. Fatma ve Ali Osman Gürpınar’dan önce görev yapan Ali Gönül meraklı ve çalışkan bir öğretmendi. Voleybol oyununun bölgemizde bilinmediği bu dönemde köyde bir voleybol takımı kurarak öğleden sonraları okulun bahçesinde bu oyunun oynanmasını sağlamıştı. Köylülerin yoğun katılımı ve ilgisiyle karşılaşan voleybol oyunu Delikkaya’da geleneksel bir hal almıştır.

Ali Gönül'den sonra gelen öğretmenler de bu geleneği sürdürmüşlerdir. Fatma Gürpınar Öğretmen evde voleybol ağı dokur eşi Ali Osman Gürpınar hakemlik yapar ve köyün gençleri voleybol maçları düzenlerlerdi.

Ayrıca Delikkaya ilkokulunda bayan öğretmenler Köy enstitülerinde öğrenmiş oldukları biçki dikiş becerilerini kurslar açarak köyün kadınlarına ve genç kızlarına özveriyle aktarmışlardır.

Fatma Gürpınar tarafından verilen kurs için iki adet dokuma tezgâhı kullanılmaktaydı. Kursa tahsisle gönderilen pamuk dokunarak kumaş haline ve sonrasında gömlek gibi eşyalara dönüştürülmekteydi. Okulda dört adet dikiş makinesi bulunmaktaydı. Köyde neredeyse biçki dikiş öğrenmeyen genç kız kalmamıştı. Hatta köylerde düğünlerde damat tarafına gelinin ailesi tarafından verilen alınacaklar listesine dikiş makinesi de imkânlar dâhilinde eklenmekteydi.

Köy enstitüsü mezunu fedakâr ve cumhuriyet değerlerine inanmış öğretmenler mümkün olduğunca köy çocuklarının okula devam etmelerini sağlamaya çalışmışlardır. Her fırsatta ailelere çocuklarını okutmalarını telkin etmişler ve imkânı olmayanlara ellerinden gelen yardımı göstermişlerdir. Ali Osman Gürpınar’ın döneminde bu örneklere rastlamaktayız.

Örneğin Kabadüz’den üç senelik eğitmen okullarından mezun Mehmet Öner ve Beşir Öner kardeşlerin Delikkaya ilkokuluna iki yıl devam ettirilerek ilkokul diploması almaları sağlanmıştır. Öğretmenin öncülük yapmasıyla bu iki kardeş Mehmet Ali Şenyuva’nın evinin bir odasında kalmışlar ve okulu bitirdikten sonra öğretmen okuluna devam ederek öğretmen olmuşlardır.

1948 yılında Koyulhisar’dan bir kadın çocuğuyla beraber öğretmen evinin kapısını dilenmek için çaldığında öğretmenin dikkatini okul çağındaki çocuğu çekmiştir. Üç sınıflı eğitmenli köy okulundan mezun olduğu öğrenilen çocuk köylerinde okul olmadığı için okula devam edememiştir.

Annesi Telli Hanımın izin vermesiyle köyde alıkonulan ve Arpaköy’den Sadık Türkyılmaz velisi yapılarak okula kaydedilen Salih Beşoluk, her gün okul çıkışlarında bir öğrenciyle beraber evlere yollanmış ve bu şekilde okuması sağlanmıştır.1950 yılında diploma alan Salih Beşoluk daha sonra köy enstitüsünü bitirerek öğretmen olmuştur. Kendisine emeği geçen öğretmeni Ali Osman Gürpınar’a İç Anadolu’da çalıştığı köyden mektup yazarak minnettarlığını sunmuştur.

1945 yılında Ordu’dan 8 genç ilk Köy enstitüsü mezunu olarak köylerine dönmüşler ve beş sınıflı okullarda görev yapmaya başlamışlardı. Bu kişiler; Emin Baş, Mehmet Altınöz, Mahmut Kolukısa, Fatma Akkaya, Ali Akdaş, Sehbi Şenel, Remziye Artar ve Sabriye Akdeniz’dir. Kız ve erkek çocukların karma eğitimle okudukları Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nden mezun olan Ordulu köy kızları da yurdun aydınlatılması için köylerindeki okullarına koştular.

Köy Enstitülü öğretmenler fedakârdılar, toplumun ve köyün aydınlanması davasına inanmışlardı. Köylünün içinde, onlarla birlikte yaşayarak köylüye rehberlik ediyorlardı. Kitap okuyor, müzik aleti çalıyor, kültürel birikimleriyle köylüye örnek oluyorlardı.  (23/03/2019 Cumartesi/ORDU)

Hikmet Pala

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarım müdüründen anlamlı hareket!
Tarım müdüründen anlamlı hareket!
72 kişi daha koronavirüse yenildi
72 kişi daha koronavirüse yenildi