Advert

HAYATTA KALMAK İÇİN 15 SAAT...

HAYATTA KALMAK İÇİN 15 SAAT...
HAYATTA KALMAK İÇİN 15 SAAT... Admin
Bu içerik 0 kez okundu.

Kritik boyutlara ulaşan güvenlik tehditlerine karşı, mücadele yöntemlerinden biri olan “Yakın savunma”, güvende olmanın da en önemli parçası.

Ne zaman ve nereden geleceği belli olmayan şiddete karşı insanlar artık yakın savunma eğitimlerini tercih ediyor. Savunma Sanatları Eğitim Federasyonu kurucusu Ayhan Angın, insanlara 15 saatlik bir eğitimle, şiddete karşı hayatta kalabilmenin donanımlarını yükleyebildiklerini söyledi.

Hayatımızı zorumak için büyük-küçük demeden her türlü hastalığa karşı tedbirler aldığımız şu günlerde, insanlığın başlangıcından beli var olan şiddet hastalığına karşı da tedbir almanın vakti gelmedi mi?

Şiddete dur demek bizim elimizde

Bir saldırı anında ne yapılması gerektiğini bilmek, saldırılara anında karşılık verebilmek, her gün daha da tehlikeli hale gelen yaşamın gerekliliklerinden. Üstelik bu savunma tekniklerini öğrenmek ise son derece kolay. Bireysel eğitim veren savunma sporu antrenörleri, 12 saatlik bir eğitimle size temel savunma bilgilerini eksiksiz öğretebiliyorlar.

Son yıllarda saldırı ve şiddetin artması, birçok kişiyi savunma sporlarını öğrenmeye yöneltti. Bir saldırı anında kendini nasıl savunabileceğini, ağır bir saldırıdan nasıl yara almadan kurtulabileceğini, saldırganın hamlelerini nasıl bertaraf edebileceğini öğrenenlerin kendine güvenleri artıyor. Bununla birlikte hem kendi yaşadıkları olumsuzluklara hem de çevrelerinde çıkan sorunlara anında müdahale edebiliyorlar.

Türkiye’de en çok tercih edilen savunma sporlarını, bu sporların eğitim süreçlerini ve getirilerini KorumaqGüvenlik Eğitim Merkezi Başkanı Ayhan Angın ile konuştuk.

-Merkezinizin ana amacını özetler misiniz?

            A. Angın: “Koruma hizmetleri, 2005’te birlikte 5188 sayılı kanunla ortaya koyuldu ancak daha öncesinde 2495 sayılı kanun vardı, bazı kurumların korunması ve kollanmasıyla alakalı 2005’te kanun çıktı ve o günden bu güne Türkiye’de yüzlerle ifade edilen şirketler var, ilimizde de 3-4 tane var. Hizmetleri de, özel güvenlikçiler yetiştirmek ve onları özel ve devlet kurumlarında istihdam edebilmek.”

            -Siz bu işin neresindesiniz?

            A. Angın: “Bize bakan yönü ne derseniz, yıllardan beri ben de özel güvenlik olarak çalıştım. Ama artık sporsal eğitimlerin dışında, kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenliğe ne verebiliriz dedik. Yani jandarma var, polis var, bekçi var ama özel güvenlik bir kimlik almasına rağmen acaba 120 saatlik bir eğitim bunlara yetiyor mu?

Dünyada yeni tercih: Krav-Maga

Bizim de içinde bulunduğumuz yakın savunma sistemi var ve bunun dünyadaki adı Krav-Maga. Bunun menşei de İsrail. Bir çok testlerden, bilgisayar testlerinden geçirmiş bir daldır. Sizin artık vicdanınıza kalmış, bunda insanlara zarar da verebilirsiniz, ama hiç zarar vermeden de kişiyi etkisiz hale getirebilirsiniz.”

-Siz de bunun eğitimini mi aldınız?

A. Angın: “Bizde bunun 2014’te, 2015’te Dünya Yakın Savunma Antiterör Federasyonu eğitimlerine katıldık ayrı bir belge aldık, yine 2015’te Krav-Maga & Kapap Federasyonu Ankara’dan ayrı bir belge aldık.

            Bu federasyon da uluslararası Badigart Akademi Birliği’nin bir üyesi. Federasyon başkanımız Engin Deniz Karadağ ile özel görüşmeler neticesinde özel güvenlik olduğumuz için özel bir davet aldık oradaki çalışmalara katıldık, yeterliliğimiz vardı.  Son 5 yıldır da bu çalışmaları biz kamu düzenini sağlayan kolluk birimlerine nasıl yardımcı olabiliriz ile alakalı geliştirdik.

Şu soru ortaya çıkıyor: Şiddet zaman zaman kınanan, zaman zaman vurgulanan acaba kınanmayla etkisiz hale getirilen bir nesne midir?

Yani biz kitaba baktığımız zaman şöyle bir kavram çıkıyor, insanlık tarihi kadar şiddet eski. Kılıf değiştirmiş, şekil değiştirmiş günümüze gelmiş.

Televizyondan veya basından gördüğüm zaman mesela en son iki gün  önce şöyle bir haber vardı, “sağlıkta şiddeti kınıyoruz.” Yani diyorum ki şiddetin rengi, dini, ırkı yok. Şiddet her yerde var. Bunu ancak nasıl yapabiliriz: mesleki yeterlilikler bugün sorgulanırken aşağıdan yeni gelen koruma, güvenlik veya devletin birimlerinde çalışanlara hangi branşta olursa olsun, kadın erkek kısa bir yakın savunma, hem spor hem estetik olması açısından bu gibi bilimi yaygınlaştırırsak ancak bunun önüne geçebiliriz. Çünkü suçlu insan kesinlikle ben şu cezayı alacağım diye insanlara saldırmaz. Suçlu insanın kimliğini burada ortaya koyarken, insanlar değişik yerlerde öfkesini gösteriyorlar, neden? Bunun altına inmek lazım. Bir kuruma, bir yere gittiklerinde insanlar ulaşamadıkları anda agresifleşiyorlar. Oradan dışlan, buradan dışlan en son sizinle karşılaştığı anda bu kişi öfkesini orda ortaya koyuyor.

Çünkü literatürde öfkenin tanımı şöyle: ‘Haklı beklentileri elde etmek için gösterilen insancıl tavır.’

Fakat burada görevli olan kişi, kolluk birimi olsun veya olmasın, masa arkasındaki kişi eğer bunu yönetemezse, işte sorun orada başlıyor. Öfkenin bir hastalık olduğunu öncelikle bu insanların bilmesi lazım.

Peki, biz ne yapabiliriz: birkaç saniye içerisinde yönetirsek hayatta kalabiliriz. Eğer yönetemezsek, verdiğimiz ültimatoma karşı hala bir şiddet uygulama eğiliminde ise biz bir an önce yakın savunma pratiğinden başladık insana zarar vermeden bir tane hamleyle kişiyi etkisiz hale getirmek ve kolluk birimlerine teslim etmek. Çünkü insana vurmak bir caniliktir. Savunma amacıyla da olsa kesinlikle vurulmaması gerekir. Yani insanlara ceza verecek kurumlar bellidir.

Biz yakın savunmayla insanların sosyal hayatlarına daha rahat, daha olgun, ailesiyle toplum içerisinde güler yüzlü bir şekilde hayatlarını geçirmelerine yardımcı oluyoruz.”

Tehlikenin nereden geleceği belli değil

Ayhan Angın, ilimizde ilginin nasıl olduğuna da şu cevabı veriyor:

A. Angın: “İlgi aslında var, bir ürün var burada. Benim arkadaşlarımla her zaman konuştuğum sohbetler var, söylüyorum sürekli.

Bakın spor yapılıyor ama bizim yaptığımız spordan çıkıyor. Neden spordan çıkıyor? Sporcularımız, gençlerimiz spor yaparken korunaklı alandalar. Zaten bu sitenin bahçesinde var, kapalı spor salonu var, okul alanlarında var.

Fakat çalışan bir kadının veya erkeğin, yetişkin insanların ne zaman nereye gidecekleri belli değil. Güzergahları belli değil. Ama suçlu dediğimiz insanlarla karşılaşma potansiyelleri yüzde yüz.

İşte biz burada ne yapacağız? Alo 155’i arayıp polis imdat mı diyeceğiz ki gelene kadar bir süre geçecek, yoksa karşılaştığımız anda bir bilimsel gerçek ile olayı yönetebilecek miyiz? Beyinle yaptığımız hareketler örtüştüğü anda olay esnasında yaptığınız hareket sizi kurtaracaktır. Çok seri hareketler yapmaya gerek yok.”

Her yaş grubu için gerekli

-Yakın savunma eğitimi için yaş sınırlaması var mı?

A. Angın: “Belli bir yaş grubu yok ama anlama yaş grubu var. 8-10 yaşındaki çocuğa vereceğimiz söz ve cümleler belki şiddetten koruyalım derken bilinç altına şiddeti farklı gösterebilir. O yüzden biraz lise çağındaki, orta sondaki çocukları hedef alma ve bunun içinde ayağı yere basan herkesin bu sistemi öğrenebilmesini istiyoruz.

Bunda atlama, zıplama, uçma kesinlikle yok. Kesinlikle yüksek seviyelere tekme atmak yok neden? Karşılaştığınız unsur size bir kol mesafesi yakınında mahrem alanınıza giriyor, görevliyseniz veya vatandaşsanız yaklaşma sakin ol çekil dediğimizde hala devam ediyorsa onu biz bilimsel teknikle alıyoruz tabiri caizse paket halinde yere bırakıyoruz.

Bizim işimiz vurmak değil.

Kesinlikle vurmakla dövmek gibi kavramla bunu başaramazlar çünkü kimseye zarar vermememiz gerekiyor. Özellikle kadın ve çocuklarımız bunları kendini korumak adına alacaklar. Eğitimin bir diğer anlamı da zaman kazanma, diyebiliriz.

-Ne kadar bir eğitim gerekiyor?

A. Angın: “Son 5 yıldır çalışan insanlarımız hangi meslekten olursa olsun herkesle tanıştık görüştük. Ben iddia ediyorum ki çalışmalarımızdan herkes memnun kaldı. Eğitimler 15 saatte bire bir, grup çalışmalarında belki 30 saate çıkabiliyor.  Çünkü vakit sorunu herkesin var. Ama bu insanlar ortak amaç için şehrin her tarafına yayılıyorlar.

Krav-Maga eğitimi, kapkaç gibi ani saldırılardan korunmak ve bıçaklı, sopalı yakın temas ateşli silah saldırılarına karşı da kendini koruyabilecek eğitimlerden oluşuyor.

Hayatımızın yedeği yok

Merkezimiz vatandaşlarımıza olası bir durumda saldırgan karşısında ne yapabileceklerini öğretiyor.

‘Ben sporla uğraşamam, uzun süre vaktim yok’ diyenler için de birebir programla 1 saatten 12 dersle kendinizi koruyabilmeyi öğrenebileceğiniz paket programlar mevcut.”

“Şiddete dur demek bizim elimizde” sözünü tekrarlayan Ayhan Angın, söyleşimizi şu sözlerle noktalıyor:

“Yedeği olmayan hayatınızı başka ellere bırakmayın. Yakın savunma öğrenerek, kendi varlığımızı ve bütünlüğümüzü başkalarının merhametine bırakmayalım.” Röportaj : Yusuf Can Erişen/Yılmaz Ülgü (Ordu Hayat)

 

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KUPADA DİŞLİ RAKİP!
KUPADA DİŞLİ RAKİP!
ÖNER ABİYE SON GÖREV
ÖNER ABİYE SON GÖREV