ATİK İBRAHİM PAŞA CAMİ VE BUCAK KASABASININ KURULUŞU

ATİK İBRAHİM PAŞA CAMİ VE BUCAK KASABASININ KURULUŞU
ATİK İBRAHİM PAŞA CAMİ VE BUCAK KASABASININ KURULUŞU Admin
Bu içerik 0 kez okundu.

 

Hikmet PALA

Bir zamanlar şehrin ortasında bulunduğu için Orta Cami diye adlandırılan ama resmi kayıtlarda Atik İbrahim Paşa Cami olarak geçen bu cami Ordu’nun en eski İslami eserlerinden birisidir. Atik İbrahim Paşa Cami’nin yapılış tarihi, Ordu’nun ne zaman kurulduğu konusundaki tartışmalara da ışık tutmaktadır. Öncelikle Ordu için çok değerli olan bu caminin ilk yapıldığı yıllara gidelim ve Karadeniz kıyısındaki kasabamızın iskele etrafındaki gelişimine bir göz atalım.

18. yüzyılda Osmanlı Devleti siyasi ve ekonomik gerekçelerle İran ve Kafkasya ile yakından ilgilenmeye başlamış, bu durum Trabzon’un bir merkez olarak ortaya çıkmasını sağlarken Karadeniz sahillerindeki iskelelerin de önemini arttırmıştır.

1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rus ticaret gemilerine Karadeniz’de serbest dolaşım hakkı tanınmış böylece Osmanlı’nın bir iç denizi görünümündeki Karadeniz uluslararası ticarete açılmaya başlamıştır. Bu durum Karadeniz’in ticari hareketliliğini artırmış, daha önce atıl ve kullanılmaz durumdaki iskeleleri önemli hale getirmiştir.

2005 yılında “Doğu Karadeniz’de İki Kıyı Kasabasının Tarihi: Bulancak-Piraziz” adlı kitabı yazan Prof. Dr. Feridun Emecen’e göre bu dönemdeki sahil yerleşmelerinde; iskele ve kayıkların yanaşmasına uygun bir sahil, Pazar yeri ve Cuma camisi önemli bir yer tutmaktadır. Zaman içerisinde iskele ve Pazar yeri süreklilik gösteren bir nüfus hareketine sahne olmaktadır. Sahilde yer alan Cuma camisi de nüfusun burada toplanmasını özendirmektedir.

Batılı kaynaklar Bucak kasabasının 1790’larda kurulduğuna işaret etmektedir. 18. Yüzyılın sonlarında Karadeniz sahilinde yükselmeye başlayan Bucak kasabasında yaşanan ticari hareketlilik iç kesimlerdeki gayr-i Müslimlerin de buraya yerleşmesini teşvik etmiştir.

Bucak denilen yerleşim yerinin gelişmesi sonucunda Ordu kaza merkezi Eskipazar’dan Bucak kasabasına taşınmış ama geleneksel Ordu adı Bucak’ın yerini almıştır. Bucak adı 1869 yılında belediye örgütü kurulduktan hemen sonra, belediye meclisinde alınan bir kararla Ordu olarak değiştirilmiş, böylece Ordu adı Boztepe eteklerinde kurulan yeni kasabada yaşamaya devam etmiştir.

İşte Ordu’nun yeni kurulduğu dönemlerde yapılmış olan Atik İbrahim Paşa Cami Kirazlimanı’nda kurulan Abdullah Reis Cami’nden sonra ikinci en eski Türk-İslam eseridir. Rivayet olunur ki, Eskipazar çevresinde asayişin bozuk olduğu yıllarda Bucak’ta kurulan ordunun komutanlarından biri olan İbrahim Paşa, Orta Cami’nin yapımına öncülük etmiştir. 1700’lerin sonuna doğru ağaçtan inşa edilen bu cami Kütük Cami olarak adlandırılıyordu. Bu haliyle 1940’larda itfaiye binasının olduğu yerde yani günümüzdeki Altınordu Belediyesi’nin yakınlarındaymış. Ancak cami denize çok yakın olduğu için deniz dalgalarından zarar görmüş.

Eski Kütük Cami’nin zarar görmesi üzerine 1801 yılında bugünkü yerine taş bina olarak yapılmış ancak yeni yapılan bu camiye de Atik yani Eski İbrahim Paşa Cami denilmeye devam edilmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunan 1807 tarihli bir belgede, harap duruma düşen caminin İbrahim Ağa adında biri tarafından yeniden yaptırıldığı belirtilmektedir.

“Vilayet-i Anadolu’da Karahisar-i Şarki kazasına muzaf(bağlı) Bayramlı kasabasında Bucak iskelesinde sakin sahibül hayrat(iyilik sahibi) vel hasenat (hayır sahibi) ve Ragıp üs sadakat vel meberrat(hayır kazanmak için yapılan işler) fakrül akran Ali Ağa İbn Abdullah bin Abdullah bin Abdurrahman” adındaki birine ait 1807 tarihli vakfiyedeki cümleler aynen şöyle:

“Bucak iskelesinde vaki (olan) Seyyid el Hac İbrahim Ağa nam sahibül hayrın bina eylediği cami mirur-i ezmine(zamanın geçmesiyle) ile harap olup ber-vech (aynen) eda-i salat-ı mefruza emredilen namazın kılınmasına) mümkün olmayıp cemaatı kalil olmamağla..(cemaati az olmamakla)”

Yani Abdullah oğlu Ali Ağa buraya yeniden bir cami yaptırıyor ve masraflarının karşılanması için bir ev ile 2500 kuruşu vakfediyor. Beş vakit namaz için imam, Cuma namazı ve bayramlarda hitabet için bir hatip, müezzin, kayyum ve mütevelli tayin ediyor. Bucak müftüsüne de vakfın nazırlık görevi veriliyor. İbrahim Ağa tarafından yaptırılan ilk caminin zamanın geçmesiyle harap olduğu, farz kılınan namazı kılmaya elverişli bulunmadığı ve cemaatinin de çok olduğu bu belgeden anlaşılıyor.

Sıtkı Can Ordu Şehrinin Tarihi’nde bir Osmanlı belgesinde İbrahim Bey Cami’nin zamanla harap olduğunu, hayır sahiplerinden Ali Bin Abdullah tarafından tamir edileceğinden bahsedildiğini yazmıştır. İlk yapılan caminin de 1778’de inşa edilmiş olabileceği tahmininde bulunuyor. Sıtkı Can tahminlerine devam ederek, Ordu şehrinin de mevcut yerinde İbrahim Bey Cami’nden en az 10 yıl önce, yani 1768’de kurulmuş olabileceğini belirtiyor.

İbrahim paşa Cami’nin 1802 yılında yenilendiği kayıtlardan anlaşılmaktadır. Çünkü kitabesi Rumi 1216 yani miladi 1802 tarihlidir. Bahaeddin Yediyıldız’a göre cami kitabesinin konmasından beş altı sene önce yapılmıştır. Ve kitabeden anlaşıldığı kadarıyla Tayyar Mahmut Paşa Canik muhassılı(vergi toplayan, vali) iken onun vekili Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır. 1807 tarihli belgede adı geçen Ali Ağa budur.

Caminin doğu kapısının üzerinde bulunan kitabesi beş satır ve on mısralıktır:

“Tayyar Mahmut Paşa’ya ger muin oldu hüda berzaman

Fukara duasına mazhar oldu Sultan Selim Han

Ağnayı Canik muhassılı vekili serbevvabı dergah-ı Ali

Ali Ağa ba avni nev inşanın oldu Ali Ağa kaili...”

Burada adı geçen Tayyar Mahmut Paşa, 1700’lerin sonunda Doğu Karadeniz bölgesinde egemenlik kuran Canikoğulları ailesinden Canikli Ali Paşa’nın torunudur. Sultan Selim Han ise 1789 yılında Osmanlı Devleti’nin tahtına çıkan III. Selim’dir.

Eskiden halk arasında Atik İbrahim paşa Cami’ne Yukarı Cami de denilirmiş. Aşağı Cami olarak da Yalı Cami anılırmış.

Atik İbrahim Paşa Cami’nin yanında Haznedarzade Osman paşa tarafından yaptırılan Osman paşa Medresesi vardı. Daha sonra bu medrese Kadiri tarikatı tarafından tekke olarak kullanıldı. Tekkenin şeyhlerinden biri olan Buharalı Şakir Efendi ve 6 tarikat mensubunun mezarları bugün Orduspor binasının önündeki küçük mezarlıktadır. Buharalı Şakir Efendi 1877 yılında vefat etmiştir.

Atik İbrahim Paşa Cami hakkında üzerinde durulması gereken ilginç özelliklerinden birisi de mihrabıdır. Çünkü 1802 yılında yapılan caminin Selçuklu mimarisindeki ilk mihrabı bugün Selimiye Cami’ndedir. Atik İbrahim Paşa Cami’nde 1922/1923 yılında yapılan yenileme çalışmaları sırasında eski mihrabın yerine yumuşak taşların işlenmesiyle yeni bir mihrap yapılmış eski mihrap ise yapımına başlanan Selimiye Cami için muhafaza edilmiştir. 1956 yılında hizmete açılan Selimiye Cami’nin mihrabı bugün Ordu merkezde bulunan en eski mihraptır.

İlk yapıldığı 1768 yılından sonra ahşapken 1802’de taş yapıya çevrilen bu arada yeri değiştirilen Atik İbrahim Paşa Cami 1922 yılında bir tamirat daha geçirmiştir. Bu onarım sırasında camiye yeni mihrap yerleştirilmiştir.

Sıtkı Çebi’nin 1973 yılında yayınladığı “50. Yılında Ordu Tarihi” adlı eserinde belirttiğine göre bu yeni mihrap ampir üslupla yapılmıştır. Fransa’da ortaya çıkan ampir mimari üslubu, “empire style” kelimesinden Türkçeye geçmiştir ve sözlük anlamıyla “imparatorluk üslubu” denmektedir. Ancak ampir üsluba Osmanlı mimarları tarafından Türk İslam özelliği taşıyan bir biçim verilmiştir.

1939 döneminde İbrahim Paşa Cami’nin bazı kısımları hasar görmüş ve onarılmıştır. Çift şerefeli mimarisi de Furtunzade Hacı Harun Bey tarafından yaptırılmıştır.

Bunun dışında 2008 yılında yeni bir yenileme çalışması başlamış, bu çalışmalar 5 Haziran 2009’da bitirilerek cami yeniden ibadete açılmıştır. Ancak bu yenileme çalışmaları sonucunda bazı tartışmalar ortaya çıktı. Caminin giriş kapısında özgün halinde bulunmayan beton ilave yenileme çalışmalarında yıkılmış, yerine taş sütunlar koyulmuş, bu sütunlar da camla kapatılmıştı. Gazeteci Tuncer Engin 2009’da yazdığı “Temel Uzlu ve 931 Atik İbrahim Paşa Cami” adlı yazısında yapılan yenilemenin Atik İbrahim Paşa Cami’nin özgün haline uymadığını 1931 yılında Temel Uzlu tarafından çekilmiş bir fotoğraf üzerinden anlatmaya çalışmıştır.

“Sorulduğunda bazı insanlar bu sütunlardan oluşan ilavenin eskilerde de var olduğunu ve 1939 Erzincan Depremi’nde yıkıldığını iddia ettiler. Bu garip iddiayı bir tarafa bıraktığımızda yapılan yuvarlak taş sütunlu ilavenin Orta Cami’nin görünüşüne özel bir güzellik kattığını da yazarız.

Burayı yapan taş ustalarının da ellerine sağlık olsun da bir de bu yapılan özel yeri camla kapamayı icat etmişler ki bu yeni icat uygulama Türkiye’deki eski muhteşem camilerimizin hiçbirisinde yok.

Şimdi birileri çıkıp da bu giriş kapısındaki taş işçiliği ile güzel Atik İbrahim Paşa Cami’miz aslına uygun olarak Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarıldı diye ısrar ederse işte onlara 08.02.931 senesinde Ordu’da büyük yıkımlar yapan 1939 Erzincan depreminden önce fotoğrafçı, Gazeteci ve yazar Temel Uzlu tarafından tarihi Atik İbrahim Paşa Cami’nin önünde çekilen bu fotoğrafa dikkatlice bakmalarını istiyoruz.”

Ordu’nun sahil kenarında kuruluş yeri olan Bucak’la yaşıt bir kültür varlığımız olan Atik İbrahim Paşa Cami hakkında elimizde olan belgeler ışığında bir değerlendirme yapmaya çalıştık. Görüldüğü gibi atalarımızın 1768’den bu yana çeşitli tamiratlarla ayakta tutmayı başardığı Atik İbrahim Paşa Cami günümüzde de Ordulular tarafından en gözde ibadet yerlerinden biri olarak kullanılıyor.

 

KAYNAKÇA :

  1. Bahaddin Yediyıldız, Ordu Kazası Sosyal Tarihi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 1985.
  2. Bahaddin Yediyıldız, Ordu Tarihinden İzler, Ordulular Grubu Yayınları, İstanbul 2000.
  3. Sıtkı Çebi, Ordu Tarihi ve 50. Yılda Ordu Şehri, Ticaret ve Sanayi Odası Yayınları, Ordu 1973.
  4. Sıtkı Can, Ordu İlinin Coğrafyası ve Ordu Şehrinin Tarihi, M. Sıtkı Can’a Armağan(Ergin Karlıbel Vakfı Yayınları), Hazırlayan İbrahim Dizman.
  5. Tuncer Engin, Temel Uzlu ve 931 Atik İbrahim Paşa Cami, Ordu Kent Gazetesi, 05.06.2009.

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AYDIN ÜSTÜNTAŞ ÖDÜLÜ İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI
AYDIN ÜSTÜNTAŞ ÖDÜLÜ İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI
TAHTA AÇILDI!
TAHTA AÇILDI!